Kitabımda yazılanlar bir psikolog olarak sadece beni bağlar.
Bu kitap, tamamen gerçek yaşamlara ve deneyimlere dayanmaktadır. Bu kitapta gerçek yaşam öykülerinden kesitleri ve kişilik çözümlemelerini bulacaksınız. Türkiye'nin psiko-sosyolojik yapısıyla ilgili yapıcı eleştiriler yine gerçek olayların, sahici kişiliklerin ve kurumların incelemeleriyle ele alınıyor. Ülkenin beyninden yüreğinden eksik olmayan dertlerin, acıların, adaletsizliklerin öyküleri psikolojiinin savunma mekanizmalarıyla ve vaka çözümlemeleriyle iç içe anlatıyor. Bu milletin başına ne geliyor ise psikoloji bilmeyişinden geliyor. Toplum olarak yaşadığımız çatışmalar, çoğalan davranış bozukluklarının psikodinamiklerinin neler olduğunu bilmememizden kaynaklanıyor.
Kitabın adı Bir Psikologun İtirafları değil, Bir Avrupa Sevdalısının Türkiye Eleştirileri olmalıymış. Kitabın ilk başlarında hastalar ve problemleri hakkında konuşurken sonrasında tamamen kültür eleştirisi, aşağılama, bolca da ülke siyaseti vardı. Hastalarına aşağılayıcı ve zorba bir yaklaşımla yaklaşan psikolog hanım maalesef bende sınıfta kaldı. Acıları ve mağduriyeti anlamak yerine mağduriyeti zayıflık olarak ve aşağılık bir durum olarak göstermiş. Kitabın sonunu büyük bir sabır ile bitirdim. Kendi resim sergisi ve gezileri hangi itiraf oluyor bilmiyorum ama hayat görüşünü anlattığı yazısı, kitabın adıyla aldatıcı bir esere dönüşmüş. Kültürü ve toplumu olabildiğince sert eleştirmiş, hatta etimolojik olarak da TDK'na saldırılarda bulunmuş. Siyasi fikirlerimiz benzeşsede kitapta yer almaması gerektiğini düşünüyorum. Gelişmiş bir insan olarak kendini tanımlarken gözden kaçırdığı birçok unsur olduğunu düşünüyorum. Kitabın psikoloji bilimi ile hiçbir alakası yok.
Kitap genel olarak güzel ve bilgi vericiydi ama malesef bazı yerlerde konudan dışarı çıkmış gereksiz yerlere değinilmişti. Ayrıca yazarın bazı konular hakkında hoşgörüsüz davrandığını düşünüyorum.