Orhan Pamuk'un ''Herkes için Orhan Pamuk'' gibi yanıltıcı bulduğum bir sloganla piyasaya sürülmüş kitabını zevkle okudum. Doğan Kardeş serisinden çıkmış olması ise şarşırttı beni. Kitap, Orhan Pamuk'un romanlarından kısaltılmış ve sadeleştirilmiş(!) parçalardan oluşsa bu seriden çıkışı şaşırtmazdı beni. ''Bu kitapta, şimdiye kadar yazdığım sayfalardan en kolay anlaşılabilir ve en güçlü olanları seçmeye çalıştım'' demiş Orhan Pamuk. Pamuk'un en kolay anlaşılır (güçlü olduklarına bir sözüm yok) dediği parçalar da Pamuk'un üslubunu (uzun cümleler, arka arkaya dizilmiş betimlemeler, kullandığı kimi teknikler, bkz. üstkurmaca tekniği, vs.) yansıtan ve okurun tüm dikkatiyle metne yoğunlaşmasını gerektiren parçalar. Bu parçaların romanların diğer kısımlarından kolaylık/zorluk açısından bir farkları olduğuna, bir Orhan Pamuk okuru olarak, ben inanmıyorum.
Bu seçme parçaları, özellikle daha önce hiç Orhan Pamuk okumamış olanlara tadımlık Orhan Pamuk sunması açısından önemli buldum. Ve benim gibi, henüz bütün romanlarını okumamış okuyucuları için ise diğer romanlarını da bir an önce okuma isteği uyandırdığı için dikkate değer.
Pamuk'un henüz yazma aşamasında olduğu yeni romanından bir parça da var kitapta. Hikaye beni çok heyecanlandırmadı. Ama, usta bir kurgucu olduğunu bildiğim Pamuk o hikayeyi nereye götürecek ve baştan sona üçüncü şahıs anlatımla mı sürdürecek merak ediyorum. Mevlut sınıf atlayacak mı? Mevlut baba mesleğine devam mı edecek? Romanın sonunda Mevlut ölürse hangi mezarlığa gömülecek?
Pamuk, kitabın başına bir epigraf koymuş: ''Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç'' (İbni Zerhani)
Kafamda Bir Tuhaflık'la yine ve yeniden şaşırtınız beni Sayın Pamuk. Ve çok sayfalı bir roman yazınız. Kolaylıklar esenlikler..