Dario Fo'nun, Torino'da işten çıkarılanlara, yükselen fiyatlara ve açlığa karşı mücadele vermeye çalışan düşük ücretli çalışanlara sahip çıkmayan sendika ve partiye karşı protesto amaçlı orta oyununa benzer bir eleştirisi.
***
Biz emekçiler eve, tıpkı yarasını yalayıp tedavi etmek için inine giden hayvanlar gibi girip çıkıyoruz... uyuzunu, bitini temizleyen hayvanlar gibi.
Kapitalizm tüm değerlerini çürüttü. Havanı, nehirlerini, denizlerini bozup kirletti. Sevişmeleri de, insan ilişkilerini de, yediğin içtiğini de çamurlaştırdı.
Yasa ve kurallar da soygu ve talan için birer kılıfsa, soyguncuların arasında sosyalistler de varsa ne yapacağız?
Ben sadece söz söylemeyi beceririm, içimi boşaltır, rahatlarım hepsi bu; sadece sohbetleme konusunda başarılı birisiyim.
Adın yoksulluktan batağa saplanmış ama onurun yerinde.
Bu soysuz yaşamdan usandım, özellikle sakız gibi uzattığın nutuklarından... sorumluluk duygusu, özveri üzerine... kemerleri sıkmanın onuru, emekçi olmanın gururu üzerine attığın nutuklardan...
Öfkem aslında kimseye değil... kendime, içimde hissettiğim iktidarsızlığıma... kendimi kullanılmış hissetmeme... çünkü sendika, parti bizimle değil, umutsuzların yanında değil... belki de sen haklısın, bende uşaklık kompleksi var, bunlara karşı hiçbir şey söyleme cesaretini asla bulamadım.
...
Gerçekte biz emekçiler biraz fazla alt tabakayız, öylesine alt ki, kıçımız yere yapışıktır. Altında ot biter hareketsizlikten.
Ama hatırlayabiliriz, yavaş yavaş dizlerimizin üstünde durup, sonra da ayaklarımızın üstünde kalkabiliriz. Ey yukarıdakiler! Sizi uyarırız: Ayaklarımızın üstüne kalkınca da sonuç almasını biliriz!
Ama ADALETLİ bir sonuç...