Anne-baba olma serüveni, sağlıklı bir evlilik, doğru zamanda ve isteyerek dünyaya getirilen bir çocukla başlar. Çocuğun gelişi, size bağımlı, sizden öğrenecekleri ve görerek taklit edecekleri ile yaşama hazırlanan bir varlıkla sürdürülecek yeni yaşamın başlangıcıdır. Uykusu, beslenmesi, yürümesi, fiziksel gelişimin sağlıklı olması çaba gerektirir. Sevgi vermek, bağlanmak, ilişki kurmak, onu anlamak, isteklerinizi anlatmak ve ruh sağlığını oluşturmak bilgi gerektirir. Anne-babalık serüveni, aynı zamanda bir eğitim ve bilgilenme sürecidir. Hemen herkes çocuk yetiştirme konusunda kendi anne-babası gibi olmayacağını söyler. Oysa zamanı geldiğinde çoğu kez kendilerini tıpkı anne-babaları gibi konuşurken bulurlar. Özellikle cinsellik söz konusu olduğunda, ailelerimizin yaptıklarını yapmak ya da konuşmadıklarını konuşamamak sorunların devam "etmesine neden olmaktadır. Böylece cinsellik, hala tabu olan, pek çok yanlış bilginin hüküm sürdüğü bir alan olmaya devam etmektedir. Cinselliğin doğru yaşanamaması, beraberliklerin bu nedenle sonlanması bir yana, bu karmaşanın çok daha vahim sonuçları ile karşılaşılmaktadır. Mutsuzluklar, cinayetler ve intiharlar çoğu kez cinsel bilgi yetersizliği ile örtüşür. Bilgisizlik, çocukların, ailelerin ve toplumun ruh sağlığını olumsuz etkiler. Tüm bu serüvenin gidişini değiştirebilmenin yolu ebeveynlerin cinsellik konusunda bilgilenmeleridir. Ebeveynlerin bilgi sahibi olması yeterli değildir. Hangi bilgiyi, kaç yaşında ve ne şekilde çocuklarına aktaracaklarını da bilmek zorundadırlar.
Çocuğun 3-4 yaşlarından itibaren çevresinde olan biten her türlü davranışa isim verebilecek düzeye gelmesi, gördüğü davranışı aklında tutabilmesi, daha sonra deneyebilmesini kolaylaştıracaktır. Çocuk davranışı, ancak fiziksel olarak gerçekleştirme ihtimalinin olabileceğini öngörüyorsa dener. Tüm bunlar kadar önemli olan bir başka etmen, çocuğun davranışı gerçekleştirmek için bir hevesinin olmasıdır. Gördüğü davranışı, uyguladığı zaman bir ödül alacağını, bu davranışın çevre tarafından olumlu karşılanacağını ya da ona keyif verebileceğini düşünüyorsa, davranışı denemeye heveslenecektir. Bu dönemde çocukların özdeşim yapabilecekleri bir model yoksa ya da model uygun değilse, yani anne veya baba çocukla ilişki kurmuyor, uzak duruyorsa çocuk karşı cinsle özdeşim kurabilir.
Bebekleri leyleklerin getirdiğini söylemekten çok uzun yıllar önce vazgeçtik. Bu cevapla çocukların dilinden kurtulabilmek eskisi kadar kolay değil. Ama sekiz yaşına gelene kadar onlara detaylı açıklamalar yapmak doğru olmaz. Çünkü sekiz yaş öncesinde çocukların beyinleri biz büyüklerinki gibi çalışmaz ve ona verilen bilgileri soyutlayamazlar. Yani bilgiyi somutlama, elle tutulur, gözle görülür hale getirebilmeye ihtiyaç duyarlar. Cinsellikle ilgili vereceğiniz, gelişimlerinin üstünde her ayrıntılı bilgi onlarda korku ve kaygı yaratabilir.
Sekiz yaş öncesinde size dünyaya nasıl geldiğini soran çocu ğunuza, anne ve babaların birbirlerini sevdiklerinde bir bebekleri olabileceğini söyleyebilirsiniz. Bu durumda o size, "Tamam, ama nasıl?" diye ısrarlı sorular sormaya devam edebilir. Bu soruyu yaşına uygun yanıtlamak gerekir. "Tüm canlılar, bitkiler, hayvanlar ve insanlar tıpkı kendilerine benzeyen diğer canlılar üretirler. Kızların ve erkeklerin cinsel organlarının birbirinden farklı olmasının sebebi büyüdüklerinde anne-baba olabilmeleri içindir. Ancak bu herkesin anne ve baba olacağı anlamına gelmez. Kadınların vücudunda yumurtalar, erkeklerin vücudunda ise tohum hücreleri (spermler) olur. Tohum hücreleri ile yumurta ile bir araya geldiğinde, bebek oluşmaya başlar. Bütün kız ve erkekler dünyaya bu yolla gelirler."
Ama farklı olarak, erkeklerde penis, kızlarda ise vajina bulunur. Penis dışarı doğrudur ve erkekler çişlerini ardan yaparlar. Vajina ise içeri doğrudur. Önü vulva ile kapalıdır. O nedenle penis gibi görünmez. Kızlar bu nedenle çişlerini oturarak yaparlar. Böyle bir konuşma beden tanıtımı ile kız ve erkek farkı için yeterlidir. Bundan sonrasını çocuk sorarsa anlatın.
Bebek olması istendiği zaman annelerde olan yumurtalar, babalarda olan tohumlarla (sperm) birleşir. Bu yumurtalar çok küçüktür. Annenin içinde ve adına rahim (uterus) dediğimiz yerde büyümeye başlarlar. Bu uzun sürer. Bebek orada büyürken güvendedir. Sonra zamanı geldiğinde ve büyümesi bittiğinde doktorların yardımı ile bebek vajinadan dışarı çıkar.
ocuğunuz iki yaşına geldikten sonra, sizin kendi bedeninizin özel olduğunu çocuğa gösterme biçiminiz, onun doğru öğrenmesi için önemlidir. Çocuğunuzu yıkamak için banyoya girdiğinizde mutlaka üzeriniz giyinik olmalıdır. Eğer siz çocu ğunuza, bedeninizin size özel olduğunu ve bunu başkalarına göstermenin doğru bir davranış olmadığını gösterebilirseniz, çocuğunuzu tacizlere açık hale gelmekten koruyabilirsiniz. Bunu sağlamanın yolu bazı şeyleri abartmadan çocuğa öğretmektir. Siz kendi davranışlarınıza dikkat eder ve bebeklikten itibaren çocuğun kendi odasında yatmasını sağlarsanız sorun çıkmayacaktır
Tedavi için öncelikle bu durumun, çocuklukta olabilen ve aşırı endişelenilmemesi gereken bir durum olduğunu, ailenin anlaması ve kabul etmesi gerekir. Bu davranışın ne zamanlar daha sık olduğu gözlendi ğinde, önceden çocuğa daha iyi seçenekler sunmak yararlıdır. Eğer o sırada fark edilirse, kızıp, "yapma" demek yerine dikkatini başka yöne ve şeylere çekmek doğru davranıştır. Uykuya dalma öncesi masal anlatmak, ellerini, saçını okşayarak rahatlatmak yararlı olur. Bazı durumlarda çocuğu rahatlatıcı ilaçlar kullanılmaktadır
Bazen çocuk kendini başka konularda yetersiz hissettiği için ya da duygusal olarak rahatlamaya ihtiyaç duyduğu için bu açığını mastürbasyonla kapatmaya çalışıyor olabilir; ama genellikle normal bir cinsel aktivitedir. Bu onlara hem bedenlerini tanıma, hem de üreme ve cinsellikle ilgili yeteneklerini fark etme fırsatı verir. Başkalarının yanında, ortada yapmamaları gerektiği cinsel bilgiler içinde anlatılmalıdır. Cezalandırmak, korkutmak son derece yanlış tavırlardır. Bu çocuğu korkuya ve endişeye sürükleyebilir. Bu durumda çocuğunuz rahatlamaya daha fazla ihtiyaç duyarak mastürbasyon davranışını normal dışı bir şekilde artırmaya da başlayabilir. Bunun normal ve doğal bir süreç olduğunu paylaşmak, rahatlamasını sağlayıcı farklı aktivitelere yönlendirmek doğru yakl aş ımlar olacaktır.