Türkiye’de son yedi yılda “terör suçu”, iktidar bloğuna karşı her eylemi, her muhalif kimliği içine alacak şekilde genişletildi. Polis fezlekeleri adeta yasaların yerine geçerken; özel yetkili mahkemeler, “düşman” ilan edilen kesimlere karşı kahredici bir mekanizma olarak kullanılıyor.
Çoğulcu demokrasiyi, örgütlü toplumu, özgür bireyi ve eleştirel aklı hedef alan “devlet terörü” eliyle, yasal hakları kullanmak bile terör suçu sayılıyor. Sonuç ortada: ÖYM’lerde yargılanan sekiz bini tutuklu yetmiş bin sanıkla Türkiye, 12 Eylül mahkemelerinin rekorunu bile geride bıraktı.
İsmail Saymaz, 30 ayrı dava dosyasını incelediği bu kitapta; annesiyle beraber cezaevinde volta atan iki yaşındaki Şana’nın, taş atan çocuk Berivan’ın, “parasız eğitim” pankartı açan Berna ve Ferhat’ın, oğlunu andığı için yargılanan Ayşe Karakaya’nın, Kürt sanılıp linç edilen Balgün Ailesi’nin, katılmadığı cinayetten müebbet alan yazar Doğan Akhanlı’nın, İbrahim Tatlıses’i vurdurmakla suçlanan avukatın, askeri casusluk örgütünün lideri denilen bir genç kadının ve daha onlarca “sözde terörist”in hikâyesine ışık tutuyor.
Rize’de, 11 Temmuz 1980’de doğdu. Halen gazetecilik üzerine yüksek lisans eğitimini sürdürdüğü Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Gazeteciliğe Rize’de başladı. Konya ve İstanbul’da yerel gazetecilik yaptı. Mayıs 2002’den beri Radikal gazetesinde muhabir olarak çalışıyor. İnsan hakkı ihlalleri, düşünce ve ifade hürriyeti üzerine haberlere imza atıyor. Saymaz, başta Erzincan Davası olmak üzere, haberleri nedeniyle yirmiye yakın davada yüz yılı aşkın hapis cezası istemiyle yargılandı.
Ödülleri:
İstanbul Tabipler Odası Basında Sağlık Ödülü (2009), Metin Göktepe Jüri Özel Ödülü (2010), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü (2010), İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Ayşenur Zarakolu Basın Özgürlüğü Ödülü (2011)i Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yılın Söyleşisi Ödülü (2012), Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü (2012).
Kitap Türkiye'deki yargı süreçlerindeki bazı tuhaf veya trajikomik olayları anlatıyor. İlk kısmı hafif teorik gitse de kitabın çoğunluğu kronolojik olay incelemeleri şeklinde. Her siyasi yapıt gibi elbette taraflı ancak içinde mahkeme tutanakları, ifadeler ve röportajlar gibi belgelerden çok fazla alıntı var, bu da kitabın içeriğini daha nesnel yapıyor. Türkiye'nin güncel siyasi ve hukuki tarihiyle ilgileniyorsanız okunmasında fayda var.
Çok fazla yer, olay ve ad geçtiği için içimden defalarca keşke arkada bir dizin bölümü olsaydı diye geçirdim.
Gazetecilerin yazdığı böyle kitapları okumak unuttuğum bazı şeyleri tekrar hatırlatması bakımından çok iyi oluyor. Zihnimi tazeliyor. Çok sık olmasa da belirli bir düzende herkesin okuması gerektiği kanaatindeyim.
Ayrıca unutmamak gerekir ki; adaletli davranmazsanız, insanların hakkını gasp ederseniz, insanların derdini kulak arkası ederseniz, gücün gözlerinizi boyamasına izin verirseniz kendi kuyunuzu kazarsınız. Sonunda da er ya da geç çökersiniz ve arkanızda hiç de iyi anılar bırakmazsanız…
Terörle mücadele ediyor bu millet: Islıkla enternasyonel çalanlarla, newroz ateşi yakanlarla, zafer işareti yapanlarla, Lenin'in kabartma resimlerini taşıyanlarla, içinde ç-s-ş harfleri bulunan cümleler kuranlarla(dikkat orak-çekiç çıkabilir!), eğitimdeki aksaklıklara dikkat çekenlerle, çevre talanına dur diyenlerle, 12 Eylül'de asılan gençleri ananlarla...
Demokrasi polisiyesinin cengaverleri terörist avındayken ve cezaevlerinde 12 Eylül'ü utandıracak bir %87'lik doluluk oranına varılmışken, yeni camiler kadar elzem olacak gözüküyor yeni cezaevleri. Ne de olsa İbrahim Kaypakkaya'yı sevmekten, Ahmet Atakan'ı ölüme giderken ziyaret etmeye; Güler Zere'nin mezarına gitmekten, Ethem Sarısülük'ün cenazesini uğurlamaya; Mahir- Deniz-Hüseyin'den, Mehmet-Abdullah-Ali İsmail-Medeni'ye doğru evriliyor suçlar. "Çünkü iktidar, anti-demokratik niteliğini örtebilmek için bu "ileri demokrasi" adlı polisiyede "sözde teröristlere" ihtiyaç duyuyor."
Geleceğin kurgusu olsa 1984 de distopya olduğuna utanabilirdi.
Birisinin bunları yazması gerekiyordu. Kitabın altında yatan emek ve cesarete 5 yıldız vermek zorundaydım. Bu tarzda okuduğum ilk kitaptı, normalde siyaset vb. konularda teori dışında kitaplar ilgimi çekmez. Buna rağmen hiç sıkılmadan okudum. Arada ufak teknik hatalar olsa da anlatımını akıcı ve anlaşılır buldum. Kitabın girişinde yer alan kısa teorik kısım çok hoşuma gitti ve bence bütün örnek olayların bir çerçeveye oturup gerçek anlamını bulmasını sağladı. Tüm hukuk öğrencilerine, hakim adaylarına okutabilsem keşke.
Evet görüyorduk ne hukuksuzluklar yapıldığını ama bu kitabı okuyunca bir kez daha kahroluyor, utanıyor, umutsuzluğa düşüyor insan. Keyif vermediği kesin, hemen bitsin istiyorsunuz hatta ama aklınızdan çıkması elbet zaman alacak. Hatta mümkünse hiç aklımızdan çıkmasın.