Dilin Gücü, Nermi Uygur’un yazarlık gündeminin 'Baştan beri en başında yeralan dili dile getirmeye yönelik bir dil yapıtı.'Anadilin bağlayışı’ndan söz’e, dil ve çeviri’den anlamın çıkmazları’na, babil kulesi’nden arıtıcılar’a, dildeki felsefe’den susmak’a... 'Nermi Uygur’dan sıkı bir türkçe dersi.'
Nermi Uygur 1925 yılında İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'nin Latince Bölümü'nü bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin Felsefe Bölümü'nde ve Almanya'da Köln Üniversitesi'nde okudu. 1952'de, kültür bilimlerine ilişkin bir yapıtla felsefe doktoru oldu. Avrupa'nın çeşitli ülkelerindeki öğrenim kurumlarında araştırmalar yaptı. 1963 yılından sonra İstanbul Üniversitesi'nde Felsefe Profesörü olarak çalıştı; Almanya'nın Wuppertal Üniversitesi'nde Mantık, Dil, Sanat, Kültür Felsefesi ağırlıklı dersler verdi.
Nermi Uygur’un dil hakkındaki genel geçer anektodların ruhunu kendi sözcükleriyle ortaya çıkarması açısından okunasıdır. Lakin dil ve dilbilimin hakkında okumuş, düşünmüş kişiler için bir tekrar niteliğindedir.
"Ben öbür dilleri kendi dilimi unutmak için öğrenmem, eğitimimden edindiğim töreleri değiştirmek için yabancı uluslar arasında dolaşmam; ben vatanımın yurttaşlık hakkını yitirmek için başka uyruğa geçen bir yabancı olurum o zaman, kazanmaktan çok yitiririm. Tam tersine, yabancı bahçelerden, kendi dilime, düşünme biçiminin bir nişanlısı gibi, çiçekler dermek için geçerim..." (Herder)
Söz -
"...Oysa söz birine verilir. Veren de bu vermesiyle kendini, kendine özgü varoluşu gerçekleştirir.",
"Ancak kendisinin efendisi olan söz verebilir."
Babil Kulesi -
"Dilbirliği, anlaşamamak yüzünden doğabilecek ayrılıkların karşılıklı düşmanlıkları giderebileceği bir ortaklık tabanıdır.",
"Dil, insanın tüm evrenle karşılaşmasıdır."
Arıtıcılar -
"...Siz gelin de bu arıtıcıları temizlik hastaları arasına koymayın. Günümüzde böylelerini 'dil ırkçısı' diye damgalayanlar da var...",
"Benim asıl korktuğum, dili yeryer arıtan ama yeryer de yoksullaştıran 'arıtıcılar'dır. Oysa arıtma, yanılmıyorsam, amacı gereği, dili yetkinleştirmeye, bu arada zenginleştirmeye yönelmiş olmalıdır. Dili zenginleştirmeyse Goethe'nin dediği gibi 'olumlu arıtıcılığın' başarısıdır; zenginleştirmeden arıtanların arıtıcılığı olumsuzdur: 'Anadili hem arıtmak hem zenginleştirmek en iyi kafaların işidir; zenginleştirmeden arıtmak çok kez akılsızlık olarak ortaya çıkar; çünkü içerikten vazgeçip anlatıma dikkat etmek kadar kolay bir şey yoktur.'"
İnsan olurken -
"Hayvanı insandan ayıran adım, dilin açtığı uçurumdur.",
"İnsan-oluş dilin oluşturduğu bir süreçtir. Çocuk, bir deyime, konuştukça insanlaşır. Çocuğun, dünyaya gelir gelmez, insan dünyasının tam bir üyesi olduğunu söylemek yanlıştır. Ancak konuşmaya başladıktan sonra, konuşmalarıyla; böylece söyleneni anlayıp kendi de söze katıldığı için nesneler üzerinden başkalarıyla bildirişmeye girişeceğinden; artık payına belli bir hak ve sorumluluk düşeceğinden, çocuk insan dünyasının eşiğinden içeri atlar. Nitekim genellikle insanın gelişip olgunlaşması kendisiyle, başkalarıyla ve nesnelerle karşılaşmasındaki tutumuna bakarak değerlendirildiğine göre bu birbirine dolanık karşılaşmaların çokça dille olup bittiğini gözden yitirmezsek, dilin ölünceye dek insanı eğitip olgunlaştıran bir yolgösterici olduğundan kuşkumuz kalmaz."
Susmak -
"Konuşmak iyidir ya, susmaksa daha iyi: Aşırıya kaçınca kötüdür ikisi de. (La Fontaine). Bitmez bir konuşma susmayı aratır. Sürekli bir susma kendi varlığını bile ortaya koyacak güçten yoksundur. Ancak konuşmasıyla bir şey söyleyen, susmasıyla da bir şey söyleyebilir. İnsana yakışan susma ile konuşmayı ustaca bağdaştırmaktır. Müzikte sesler değerlerini, bir bakıma, ses-aralıklarından alır; ses aralıkları ise seslerle kurulur. Çok işte olduğu gibi susmada da bütün yük konuşan insanın omuzlarındadır. İnsan konuşmazsa sözünü yürütemez. Sözü tam yürütmek için de susmak gerekir. Ancak, konuşmasını bilen susmanın saltanatını kurar. İyi konuşmak için de susmasını bilmek gerekir. Konuştuğumuz içindir ki susmak bazan bir erdemdir."
Felsefe Profesörü, Yazar Nermi Uygur'un "Dilin Gücü" kitabı, Türkçe ile ilgili, Türk Dili Felsefesi ile ilgili yayınlanmış en iyi kitaplardan biridir! Nermi Uygur, bir kültür filozofu ve kültür tarihçisi olarak, dilbilim, dil felsefesi ve dilin sosyal kullanımları ile ilgili düşüncelerini yazıyor denemelerinde. Nermi Uygur, yazınsal araştırmalar yapan bir filozof, yazının sosyal oluşumunu araştırırken yazının dilbilimsel (filolojik) yapısını ve gelişimini açıklıyor. Nermi Uygur, dili "edilgen" bir "ürün" olarak görmüyor, dili "etkin" bir sosyal yapı olarak görüyor, dil dünyayı değiştirir, dilin dünyayı nasıl değiştirdiğini Nermi Uygur yazıyor! Nermi Uygur'un "Dilin Gücü" kitabını tüm okurlar ve yazarlar okumalıdır, dilbilim, dil felsefesi ve dilin sosyal tarihini araştıran öğrenciler ve öğretmenler için "Dilin Gücü" kitabı harika bir kılavuz!