"Safiye Sultan - Sözüm ki Tek Sana Geçmez Celladımsın Ey Zaman", Osmanlı İmparatorluğu'nun 16. yüzyılına farklı bir ışık düşüren "üçleme'nin" son cildi.
Bu üç ciltlik romandaki karakterlerin büyük bir bölümü gerçek kişiler, tabii olaylar da öyle. Chamberlin, Osmanlı tarihinin önemli bir geçiş dönemini bir hadımın ağzından yazmayı tercih etmiş, bunu da "kadın ve erkek dünyasını aynı anda gözlemleyebilecek olan yalnızca onlardı" diye açıklıyor.
"Safiye Sultan"ın üçüncü cildinde haremde yaşanan olaylar doruğa tırmanırken, entrikaların sır perdesi sonunda aralanıyor. II. Selim ve III. Murad, ardından da III. Mehmed'in iktidarları döneminde zaman kanatlanıyor sanki. Bir yanda dünya güç dengesinde meydana gelen çatışmalar ve savaşlar, diğer yanda harem içinde sürüp giden ölümcül entrikalar... Merdivenlerden atılan bebekler, denizin dibini boylayan cariyeler, hançerlenen sadrazamlar... Ve birbirinden çarpıcı sorular: Sokullu'yu kim, neden öldürttü? Sultan Selim gerçekten de hamamda kayıp başını taşa çarparak mı can verdi? Kanuni'nin torunu, Sultan kızı İsmihan neden hep ölü doğumlar yapıyordu?
Ya Safiye Sultan?..
Güç ve iktidardan başka hiçbir şeye değer vermeyen Safiye, sonunda muradına eriyor mu? Bütün soruların yanıtı bu son ciltte!..
Güç uğruna yapılanlar... Öldürülen insanlar ve bebekler.. Çocuklar ve umutlari sonmus kadinlar.. Yalanlarla kandırılmış, kullanılmış ve sonra bir kenarda bırakılmış hayatlar.. Doğru ve güzel olan ne varsa çok az keşfedilmiş Safiye tarafından ve bunu da kimseye guvenemeyerek kimse hiçbir şey yapmasada gelecek ölümden kaçarak elde edeceğini düşünüyor. Güzel bir seriydi.
just read it for the second time...it has a lot of facts. but, it can be a bit much to read- not because of the facts, just beacuse of 3,000 things going on at once, and it's not easy to follow all the time. eh, whatever.