Jump to ratings and reviews
Rate this book

Ölülər

Rate this book
C.Məmmədquluzadə yaradıcılığında “Ölülər” mühüm mövqe tutan dramlardan biridir. Tragikomediyanın yazılması 1909-cu ilə təsadüf edir. Əsərin 1916-cı ildə Bakıda uğurla səhnəyə qoyulması isə onun ədəbi şöhrətini daha da artırmışdır. Bu dram vasitəsilə yazıçı mövcud cəmiyyətə qarşı öz etirazını bildirir. Bu etirazını yazıçı İskəndər obrazı vasitəsilə edir. İnsanların çox acınacaqlı bir mühitdə yaşaması İskəndər obrazına cox böyük təsir edir. Ancaq mövcud cəmiyyətə etiraz etsə də, insanlar tərəfindən bu etiraza dəli adı verilir.

78 pages, Unknown Binding

Published January 1, 1929

3 people are currently reading
89 people want to read

About the author

Cəlil Məmmədquluzadə

24 books54 followers
Jalil Huseyngulu oglu Mammadguluzadeh (Azerbaijani: Cəlil Məmmədquluzadə) (22 February 1866, Nakhchivan City, Persia – 4 January 1932, Baku) was an Azerbaijani satirist and writer. Mammadguluzadeh was born in Nakhchivan into an Iranian Azeri merchant family from Khoy. In 1887, he graduated from the Gori Pedagogical Seminary and for the next ten years was involved in teaching at rural schools in Bash-Norashen, Ulukhanli, Nehram and other towns and villages of the Erivan Governorate. Mammadguluzadeh was a strong activist of the language unification movement. He condemned many of his contemporaries for corrupting the Azeri language replacing its genuine vocabulary with the newly introduced Russian, Persian and Ottoman Turkish loanwords, often alien and confusing to many readers. Later he became deeply involved in the process of romanization of the Azeri alphabet. In 1898, he moved to Erivan; in 1903, he moved to Tiflis where he became a columnist for the local Sharqi-Rus newspaper published in the Azeri language. In 1906, he founded the Molla Nasraddin satirical magazine. Frequent military conflicts and overall political instability in the Caucasus forced him to move to Tabriz, Iran, where he continued his career as a chief-editor and columnist for Molla Nasraddin. He eventually settled in Baku in 1921. In 1905, Mammadguluzadeh and his companions purchased a printing-house in Tiflis, and in 1906 he became the editor of the new Molla Nasraddin illustrated satirical magazine. The magazine was Mammadguluzadeh's greatest contribution to Azeri culture, further pursuing the development of critical realism among the Azeri literati. The magazine accurately portrayed social and economic realities of the early-20th century society and backward norms and practices common in the Caucasus. In 1921 (after Molla Nasraddin was banned in Russia in 1917), Mammadguluzadeh published 8 more issues of the magazine in Tabriz, Iran. After Sovietization, the printing-house was moved to Baku, where Molla Nasraddin was published until 1931. Mammadguluzadeh's satirical style influenced the development of this genre in Iran. In 1907, the twice-widowed Jalil Mammadguluzadeh married Azerbaijani philanthropist and feminist-activist Hamida Javanshir. He died in Baku, in 1932. A drama theatre in Nakhchivan, a street in Baku, the city of Jalilabad (former Astrakhan-Bazaar) and the town of Jalilkand (former Bash-Norashen) were named after him.

His religious views are disputed. Some sources claims that the Mammadguluzadeh was an atheist while some other argue that he was supporting Muslim democracy with being critical of the extremists and the ignorance of the religion. Due to his harsh criticisms of religion Jalil sometimes was even threatened to death by extremists. Azeri philosopher Agalar Mammedov, who is atheist himself also claims that Mammadguluzadeh had no religion. Jalil Mammadguluzadeh wrote in various genres, including short stories, novels, essays, and dramatics. His first significant short story, "The Disappearance of the Donkey" (part of his Stories from the village of Danabash series), written in 1894 and published in 1934, touched upon social inequality. In his later works (The Postbox, The Iranian Constitution, Gurban Ali bey, The Lamb, etc.), as well as in his famous comedies The Corpses and The Madmen Gathering he ridiculed corruption, snobbery, ignorance, religious fanaticism, etc.

In addition to his mother tongue Azeri, he was also proficient in Persian and Russian languages. After Molla Nasreddin, Mammadguluzadeh published several other stories including "Freedom in Iran".

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
195 (82%)
4 stars
31 (13%)
3 stars
9 (3%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 7 of 7 reviews
Profile Image for Oguz Akturk.
290 reviews742 followers
October 7, 2022
YouTube kitap kanalımdaki Azerbaycan edebiyatı videosunda bu muhteşem kitabı önerdim: youtu.be/FM7RoOXGSok

Hayatımda Azerbaycan Türkçesiyle okuduğum ilk kitap olma unvanına erişen o muhteşem eser... Ölülər!

Azerbaycan'la ilişkimizin Eurovision'da birbirimize 12 puan atmaktan öteye geçmesini istediğim için bu aralar Azerbaycan kültür ve sanatını tanıyorum. O yüzden de Azerbaycan edebiyatının değerli yazarlarını bir bir okuyup kitaplarını inceliyorum.

İlk olarak aklınıza şu soru gelebilir... Ana dili Türkçe olan biri Azerbaycan Türkçesiyle yazılmış bir kitabı okurken zorlanır mı? Aslında gerçekten de o kadar zorlanmaz. Evet başta biraz zorlanıyorsunuz ama sonrasında x harfinin Türkçede h harfi, q harfinin de k harfi yerine geçtiğini anlayınca işiniz gittikçe kolaylaşıyor.

Zaten aynı coğrafyanın insanlarıyız, hatta aynı kaderlerin. Aynı gökyüzüne bakıyoruz, aynı nefesi alıyoruz. İşgallere karşı nice savaşı göğüslemişiz beraber. Nice kitaplar çevirmişiz birbirimizin edebiyatından... Bütün bunlar aynıyken nasıl anlamayız ki birbirimizin dilinden?

Körü körüne inancın çok güzel örneklerinden biri bu kitap bence. Düşünsenize, bir gün bir ölünün dirildiği söyleniyor ve halk da sorgusuz sualsiz bunu söyleyen şeyhlere ve hocalara inanıyor... Yani bu millete birisi uçuyor, birisi diriliyor desen mutlaka bunlara inanacak müritler çıkar diyor bu kitap. Ama sadece tek kişi, yani İskender buna karşı gülüp geçiyor.

İskender, elinden şarabı, votkayı yani alkolü düşürmeyen biri. Fakat o haliyle bile gerçekleri sorgulayabilen, kendisini aklın yoluna adayabilen bilinci açık bir insan. O yüzden ben bu kitaptaki İskender'in cesaretine ve kurulu düzene karşı duruşuna bayıldım. Bize kral çıplak diyecek İskender'ler lazım. Hatta bu karakter Ömer Hayyam'ın Dörtlükler kitabındaki şu dizeleri getirdi aklıma:

"Sen içmiyorsan, kınama bari;
Bırak aldatmacayı, iki yüzlüleri;
Şarap içmem diye övünüyorsun, ama,
Yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?"
[s. 121]

İşte bazı Müslümanların durumu da tam olarak Hayyam'ın dediği gibi. Güya alkole ağzını sürmezler ama her gün türlü haltlar yerler. Etrafta ahlakçılık taslarlar ama Kur'an kurslarına gelen çocukları istismar ederler. Domuz eti haram derler ama sıra kul hakkı yemeye gelince afiyetle yerler. Lüksü ve şatafatı eleştirirler ama kendileri son model makam arabalarından aşağı inmezler. Adam kayırma desen var. Liyakatsizlik desen var. Sahtecilik desen var... Var da var!

Yavaş yavaş incelemeyi sonlandırırken kitaptan uyarlama olan Ölülər adlı filmi de mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Batı sineması tarzında kaliteli bir yapım olmakla birlikte şeyhin arkasından giden insanların cehaleti çok iyi yansıtılmış. Hem kitabı Azerbaycan Türkçesi ile okumaya zorlanan insanlar olursa bu konuda filmin kitaptan daha anlaşılır olduğunu söyleyebilirim.

Ayrıca ben de yazar Celil Memmedguluzade gibi buradan artık aramızda olmayan ölülere seslenmek istiyorum. Dünyada ikiyüzlülük, arkadan çekiştirme, yalancılık ve şekilcilik kol geziyor. Amellerini gösteriş için yapan riyakarlarla dolu etrafımız. Üstelik tüketim çılgınlığı da almış başını gitmiş. İklim krizi kapımızda. Dünyanın su kaynaklarını son sürat tüketiyoruz.

İnsanın sonu nereye varacak böyle? Ey ölüler, bari siz dirilip de söyleseniz! Dostoyevski, Albert Camus, Oğuz Atay, Yaşar Kemal, Sabahattin Ali, Tezer Özlü ve daha nicesi... Eminim şimdi yattığınız yerlerde çok daha huzurlusunuzdur. Çünkü insan, yaşadığı sürece etrafına verdiği zararla huzuru da yaşamın içinden çekip alıyor. Paranın hüküm sürmediği tek yer olan mezarın, yaşamdan çok daha huzurlu olduğuna eminim artık. O yüzden kalın yerinizde, tekrar gelmeyin bu dünyaya ey ölüler!

Azerbaycan edebiyatı kitaplarını okumaya ve incelemeye devam edeceğim. Bu incelemeyi paylaşarak bu yazarın ve kitabın daha çok okunmasını sağlayabilirsiniz. Takipte kalın!
13 reviews
November 30, 2024
O dövr üçün belə düşüncəyə sahib olan yazıçımız olduğu üçün qürur duydum.
Profile Image for sabina.
8 reviews
February 1, 2025
"Bax, həyətdə gün çıxıb; sən ki, o günü görməyəcəksən, nəyə lazımdır onun işığı?"
Displaying 1 - 7 of 7 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.