Türkiye İş Bankası Yayınları'nın çalışmalarını çok titiz bulurum, gerçekten yayımlanmasından çevirilerine kadar, kapak düzenlerinden(Hasan Ali Yücel klasikleri hariç) sunumlarına kadar çok temiz iş yapıyorlar. Bu yayınevine ait bir de Türk Edebiyatı klasikleri serisi var ve ben daha önce bu seriden üç kitap okumuştum. Uzun bir süredir bu seriden herhangi bir kitabı okumadığımı fark edip, bu ayki okumalarıma buradan da bir kitap dahil etmek istedim ve elime Fatma Aliye'nin Levayih-i Hayat yani günümüz Türkçesi ile Hayattan Sahneler adlı kitabı geçti.
Yazarı daha önce hiç duymamıştım fakat bu kitabı kütüphanemde bulunuyor. Doğal olarak da kendisinden okuduğum ilk kitap bu oldu. Kitabın döneminde önemli sayılabilecek bir eser olduğunu düşünüyorum çünkü 1800lerin sonlarında memlekette yazar sayısı azken, hele ki bu edebiyat bile erkek egemenken bir kadının yazdığı yazıların kitaba dönüştürülmüş olması çok güzel bir detay. Hele ki bu yazıların ataerkillik eleştirilerinden, tabulardan dem vurması da yazarı iyi bir feminist yapıyor bence. Bu kitapta çok feminist bir yön göremedim ama, aile hayatına ve ilişkilere dair güzel şeyler okudum. Kitapta birbiriyle kardeş gibi büyüyen iki kadın olan Mehabe ve Fehame'nin mektuplaşmalarını okuyoruz. Zaten çok kısa olan bu kitap bu iki kadının bir kaç mektubuyla başlıyor. Mehabe, güzel bir evliliği olan, zengin sayılabilecek mutlu bir kadın. Fehame ise evliliği mutsuz geçen, hayattan zevk almayan, gerçek aşkı ararken hayal kırıklıkları yaşamış mutsuz bir kadın. Mehabe'nin hayat tavsiyeleri verirken, arkadaşının da mutlu olmasını istemesi, ona güzel ve naif mesajlarının yanı sıra Fehame'nin de karamsar durumu bu iki zıt arkadaş arasındaki yazışmaları okurken beni rahat hissettirdi çünkü gerek anlatılan karı-koca ilişkileri olsun gerekse aile hakkındaki detaylar olsun son derece güzel mesajlar barındırıyordu ve bu da kitabı okurken siz okuyucuları bile ister istemez bir düşünmeye sevk ediyordu. Fakat ne yazık ki bu iki arkadaşın mektuplaşmaları pek de uzun sürmedi ve daha sonra kitapta Fehame ve başka arkadaşı Sabahat'ı daha sonra da Nebahat ve İtimat adında başka kadınların mektuplarını okuduk. Özellikle de Nebahat ve İtimat kısmı olmasa bence daha iyi olurmuş çünkü kitabın bütünlüğünü bozmuş biraz. Kitap zaten kadınların mektuplaşmalarından oluştuğu için belki bütünleştirmek istenmiştir ki zaten diğer karakterler de öncekilerle bağı olan karakterler, bambaşka karakterler değiller ama yine de ben Fehame ve Mehabe'yi daha çok okumak isterdim.
Kitap kısacıktı, bu yüzden bu baştaki iki kadını daha çok okumak istedim aslında. Yazışmalarındaki naifliği, hayatlarını anlatış tarzlarını sevdim. Yazarın dili de her nasılsa günümüz Türkçesi'ne dönüştürülerek reforme edildiyse de güzel ve naif bir tarzdaydı. Okurken hiç sıkılmadım, hatta kitabın gerçekten kısa olduğunu düşünüyorum. Bu baştaki iki kadının hayatları ne kadar öyle devam etti, bu yazışmaları ne kadar sürdü? Bunları öğrenmek isterdim diye düşünüyorum ama zaten gazete yazılarından tefrika edildiği için bu kadar yapmayı uygun görmüşler sanırım. Diğer karakterlerin yazışmaları olmasaydı daha iyi olabilirdi ama onları da farklı ama ana karakterlerle bağları olan başka karakterler olarak koydukları için onlardan da bazı şeyler görmüş olduk.
Yazardan okuduğum ilk kitap olsa da son olmayacak gibi çünkü daha fazla eserini okumak istedim. Umarım diğerleri bu kitaba göre daha doyurucu olur, çünkü bu kitabın en büyük dezavantajı bu kadar kısa olmasıydı diye düşünüyorum. Kitaba puanım 5 üzerinden 3.5.