Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir.
Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik. (Tanıtım Bülteninden)
"Sabah uykusu kadar sevebileceği biri lazım insana." (s. 3)
Binlerce kişi tarafından okunmuş ve internet sitelerinde de yüzlerce kişi tarafından 5 puan verilmiş bu kitabın içinde neler yazıyor hadi hep beraber bakalım... İncelemeyi okurken yanınızdan sabah uykularınızı, semaverleri ve Higgs Bozonu'nu eksik etmezseniz sizin için daha verimli bir süreç olacağını düşünüyorum.
İnsanların sabah uykularından kalktıklarında etraflarında kapanmış alarm ve gözlerinde çapak, ağızlarında salya olmadığı bir paralel evrende dünyaya gelen Ahmet Batman'ın nasıl biri olduğunu merak edip internete baktığımızda sadece şu görselin karşımıza çıktığını görüyoruz: https://cdn.kidega.com/author/large/a... Evet, Joshua Jackson’ın kahveli fotoğrafının Photoshop’ta üzerinde oynanmış hali.
Fotoğrafın üzerinde yazan "Bi' Kahve içer miyiz?" teklifiyle, Ahmet Batman'ın (Joshua Jackson’ın) Show Tv haberlerinde her gün gördüğümüz İstanbul Emniyet Müdürlüğü merdivenlerinden inen adamlardan bir tanesinin robot resminin çizilmiş gibi olması arasında kaldığımı önceden belirtmem gerek.
Öncelikle bu kişinin, Gotham City'de Batmobile'iyle gezen bir kahraman olan Batman ya da Batman şehir sınırlarının Batman logosu şeklinde değişmesi gerektiğini söyleyen adam ile bir ilgisinin olmadığını düşünüyorum. Zaten öyle bir şey olsaydı Superman'i çağırıp ultraviyole ışınlarıyla Ahmet Batman'ın saklandığı yeri göstermesini isterdik, o yüzden kitaptaki alıntılara geçelim en iyisi.
"Her sabah attığım "Günaydın sabah uykum bugün nasılsın?" mesajlarının bir yeri yok artık. Son attığım mesajda iletilmedi zaten." (s. 7)
Kitaplarını bastırabilmek için yayınevlerine ve dış görünüşünü gizleyebilmek için de uluslararası ajanlara binlerce lira harcayan ve bu yüzden de SMS paketine parası yetmeyen Ahmet Batman'ın bu paragrafta sevgilisine sabah uykum şeklinde seslendiğini görüyoruz. Muhtemelen T9 sözlük düzeltmesi açık kalmış olduğu için bağlaç olan "da"nın ayrılmadığını gören telefon, muhtemelen Ahmet Batman ile sevgilisinin artık ayrılması gerektiğini düşünmüş.
Kitabın çoğu şu şekilde cümlelerle dolu: "Hayat belli bir düzen üzerine kurulu, sırası gelen gider, sırası gelen sarılır ve bütün vedalar soğuk olur. Üşümen gerektiğinde üşürsün." (s. 12)
Bu alıntı Şeyma Subaşı'nın kitabındaki "Karanlık çökmeden yıldızları göremezsin." alıntısıyla çok paralel ilerliyor. Bu yüzden bu tür alıntıları gördüğümde aklıma şu fotoğraf ve okul günlerimde sınava zerre kadar çalışmayıp sınav kağıdını doldurmam geliyor: https://i.ibb.co/JtW2MBq/B2b-J3t2-IIA...
"İyi hissediyorsan bırak kendini gökyüzünden aşağı, bırak kimse tutmasın." (s. 13)
Önceden herhangi bir kitapta böyle bir cümle gören oldu mu bilmiyorum fakat Türk Edebiyatı'nda Skydiving Edebiyatı'na geçildiğinden haberim yoktu. Muhtemelen Newton'un aklına gelmişti fakat uygulaması gördüğünüz gibi Ahmet Batman'a kalmış.
"Hayatındakileri sev, sonra çok özlüyorsun ve öyle dolmayan boşluklar oluyor ki içinde... Klavyedeki boşluk tuşunu görsen ağlıyorsun." (s. 24)
Şimdi, bu efsane alıntı kitabın ana temasını, karakterin beynindeki dehlizleri, dönem siyasetini ve psikolojik buhranları anlayabilmemiz için çok önemli bir nokta. Çünkü Ahmet Batman'ın burada bahsettiği boşluk, klavyedeki SPACE tuşu ve SPACE de uzay demek. O zaman bu uzay boşluğu olmuş oluyor. Evrende de her şeyin bir kütlesi olduğuna göre ve kütlesi olmayan atomlara kütle kazandıran şey de Higgs Bozonu olduğuna göre Ahmet Batman'ın Higgs Bozonu olma ihtimali bugüne kadar hiç düşünmediğiniz kadar fazla olabilir.
"Kalmadığın yerdeyim, gittiğin yerdeyim, hiçbir yerdeyim. Ve ben bugün neyin içindeyim bilmiyorum." (s. 116)
Gördüğünüz gibi Ahmet Batman kuantum fiziği edebiyatının dibine vurmuş ve bu yaptığıyla bir saniyede birden çok yerde olabilen şeyhsi bir mertebeye ulaşmış. Hatta nerede olduğunu asla anlayamayacağımız bu alıntıyı okuduğumda aklıma "kafamız güzel ama nası güzel" abisi geldiğini söylemeliyim: https://youtu.be/-dIvdJX8O8o Belki de bu abi Ahmet Batman'ın ta kendisidir...
"Olmadı demleriz çayımızı yalnız içeriz ama olmasın öyle." (s. 163)
Kitabın ileriki kısımlarında pek çok şekilde çay, semaver, kırmızı biber edebiyatı yapıldığı için bu konuda sadece tek bir alıntı yazmak istedim. Dünyada çay ve varoluşçuluk felsefesini birleştirebilen tek ülke olduğumuzdan ötürü esas Nobel Ödülü'nün Ahmet Batman'a verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Nobel, "no-bel" demektir. Belki Ahmet Batman da beli olmayan aşırı ince belli bir çay bardağında çayını içme tutkunuydu.
Kitabın kapanış cümlelerinden olan; "Hiçbir şey hissetmiyorum. Bana bundan daha kötü bir şey söyle." (s. 285) cümlesindeyse Ahmet Batman bize hiçbir şey hissetmemekten daha kötü bir şey söylememizi istemiş. O zaman ben de belaların en kötüsüyle sizleri başbaşa bırakıyorum: https://karikaturistan.files.wordpres...
Gördüğünüz gibi arkadaşlar, ben sabah uyandığımda çökmüş ve çapaklı gözlerle kalkarken, Ahmet Batman gayet de kahvesiyle ve kahvesine şeker niyetine attığı Higgs Bozonu'yla kalkıyor. Okunmadan önce ölünmesi gereken bu kitabı okumazsanız, eminim ki REM ve NREM uykusu arasındaki farkların kuantum fiziği edebiyatıyla birleştiği o ince belli çaysı noktayı da kaçırırsınız, benden söylemesi...
Oncelikle son donemlerde moda(!) olmus cok satan kitaplara "tu kaka" diyen ve cok bilen insanlara bu yazi vesilesi ile selam etmek istiyorum. Icerigi, konusu size hitap etmiyor olabilir, belki yazim teknigi sarmamistir... Fikrinizi belirtirken "su sebepten bana gore degil" demek yerine kucumsemek yapilmamasi gereken bir hareket. Elestirmek ile hakaret etmek arasindaki cizgi gibi...
Birilerinin eline hic kitap almamasindansa icerigi bana uygun olmasa da bir seyleri okumasindan yanayim. Olayin ozeti bu. Dogru bakmayi bilirseniz her seyde kendinize fayda saglayacak bir yon bulursunuz zira...
Kitaba gelince: Icerigi itibariyla cogu yerde yazarin kendi kendiyle dertlesirmiscesine samimi bir uslupla yazmasi sikilmadan okumami sagladi. Bazen bu hisse kendimi o kadar kaptirdim ki Ahmet Batman'in gunlugunu acmisim da izni olmadan okuyormusun gibi hissettim. :)
Yazarla fikir ayriligi yasadigimiz yerler oldugu gibi altina imza atarim dedigim bolumlerde vardi. Evet, cok derin bir kitap degil fakat baskalarinin dusuncelerini anlayabilmek adina okumak yararlı olur diyebilirim.
"Satsin" diye yazilmis bir kitap oldugunu dusunmuyorum acikcasi. Bazen cesitli sebeplerden kafamiz dolu olur da her zaman okudugumuz tarzdaki kitaplardan uzaklasmak isteriz ya, boyle zamanlarda okunmasi farklilik yaratabilir. Ayrica yazarin da dedigi gibi. dikkatle bakarsaniz kendinizden bir seyler bulursunuz belki. :)
Çok beğenildiği için büyük umutlarla satın almıştım, bir kaç sayfa okuyunca hükmünü vermek zorunda kaldım. Bu da Mehmet Coşkun Deniz'in kitabı tadında başından sonuna kadar aşk hakkında aklından geçen her cümleyi sıralamış ve bunu bir kitap haline getirmiş. Basit cümleler, sıkıcı tabirler, türünü yakalayamadığınız bir kitap. Aralarda bir kaç güzel cümle yakalayabilirsiniz, bu küçük cümleler toplanıp bir şiir kitabı da yapılabilirdi. Bir sürü şey olabilirdi, ama çok satan bir kitap olacağı aklımın ucuna gelmezdi. Aşkı hayatlarında en yukarıya koymuş, edebiyattan uzak boş melankoli aşığı insanlarımıza yaraşır bir eser...
Yine aşırı abartılmış bir Ahmet Batman kitabı. Bu kadar insan nesinden hoşlanıyor hiç anlamış değilim. Tamam birkaç tane güzel yazısı var ama abartılacak kadar da değil. Sürekli kendiyle çelişiyor ve kendini tekrar ediyor. Ben Sende Sarhoş Oldum yazısının başında "Sırf yazı uzasın diye kendini tekrar etmeye gerek yok" demiş Batman. Meraktan soruyorum, kendisi niye yapmış?
Para verip okumaya değmeyeceğini düşündüğüm ama yine de her seferinde hediye gelen bir yazar Ahmet Batman. Sebebini anlayamadığım bir şekilde bu adamın kitapları hediye için en uygun kitap görülüyor galiba neyse.
Yine twitter tweetleri tarzı bir kitaptı. Bazı cümleler hoşuma gitti ve muhakkak bir emek var fakat bilmiyorum bir türlü bu yazarı yazar gibi göremiyorum. Yerli yazarları gömmek değil elbette derdim fakat bir Oğuz Atay veyahut bir Hakan Günday sonrası bu kişiye yazar diyemiyorum işte dilim varmıyor. Yalnızca ücretsiz olarak denk gelirseniz ve keyif için bir şeyler okuyayım derseniz şans vermenizi öneririm.
Bana ikimizi anlat kitabını okuyup çok severek bitirdikten sonra bir hevesle aldığım ve aldığıma pişman olduğum kitap.. Kitapta belirli bir konu yok, abartılı bir şekilde dramatize edilmiş ve ayrılık kokuyor fakat bir konu olmadığı için sizide sarmıyo haliyle, son yirmi sayfasını okumaya çalışmadım bile yazarı çok sevmeme rağmen bence sadece ticari çıkarlar adına yazılmış bir kitap.
Kitabın son 30 sayfasını okuyamadım, sıkıldım. Geri kalanı fena değildi, gayet duygusal ve akıcı bir uslüpla yazılmış. Benim okuduğum tarzda bir kitap olmadığı için bana öyle gelmiş olabilir ama ikinci kez okunacak bir kitap değildi bence.
Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir. Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.
"Soğuk Kahve" ile aynı formatta bir kitap. Soğuk kahveyi okuduktan sonra bu kitabı tamamen okumak değilde ara ara başlıklar halinde okumayı düşünüyordum. Ancak bir kere başladım ve başladığım Kitapları yarım bırakma gibi bir huyum olmadığı için çok zor da olsa bitirdim. Bence yazar yazar aşkı çok basit bir şeymiş gibi gösteriyor. Yüzlerce aşkı olmuş hepsine ölümüne aşık olmuş falan, aşk kesinlikle bu kadar ucu bir şey değil. En son okuduğum "Kürk Mantolu Madonna" kitabındaki yaşandır bence aşk. Birde yazar bazı durumlarda kendiyle çelişkiye düşmüş tabi çok fazla konu başlığı olunca belki bende anlamış olabilirim, bir yerde aşkın kutsallığından öneminden bahsederken başka bir yerde ise aşktan ve sevgiliden nefret eden biri olarak karşımıza çıkıyor. Elimde "Bana İkimizi Anlat" kitabı ilk kitabına göre hikaye tarzında bir kitabı galiba onu da mart ayı içinde okuyacağım inşallah.
Hayatına birkaç cümle katabildiysem ne mutlu bana. Kim bilir belki yine karşılaşırız bir yerlerde. Saklanan cümlelerimiz çıkar bu kez dökülür kağıda müdahale olmadan. Her ihtimale karşı senin de hazır olsun cümlelerin koy cebine alabildiği kadar... :)Hoş gel :)
Bana bu kitabı tavsiye edene "Kürk Mantolu Madonna"yı okumasını tavsiye ettim. O Kürk Mantolu Madonna'nın hikayesinin içine giremediğini söyledi. Tavsiye ettiği bu kitabı okuyunca niye giremediğini anladım :)