Türkiye solunun en kitlesel olduğu dönem 1970’lerdir. Bugün dahi solun farklı renklerinden siyasi hareketlerin, o dönemdeki öncül örgütlerine ve o örgütlerin kitleselliğine referansla sergiledikleri özgüven, bu tespiti hâlâ geçerli kılmaktadır. Askerî darbeye kadar varlığını ve kitleselliğini muhafaza eden sol parti, örgüt ve hareketlerin, darbeyle beraber çekildikleri mevziler ise, 1970’lerle kıyaslandığında oldukça sathi bir siyasal etkiye işaret eder. 1970’lerde Türkiye Solu, solun en canlı yıllarının ve bu “cana gelişin” tarihini anlatıyor.
1971 darbesiyle sona eren THKO, THKP-C ve TİKKO-TKP/(ML) hareketlerinin mirasçısı olan örgüt ve hareketlerle, yeni kurulan siyasi partilerin amaçlarını, kuruluş ve örgütleniş faaliyetlerini, kitlesel güçlerini, ideolojik farklarını etraflı bir şekilde aktarırken, dönemin kapsamlı bir panoramasını da çiziyor. Vehbi Ersan, bu kitapta ele aldığı parti, örgüt ve hareketlerin 1980 sonrası yaşadıkları değişim, dönüşüm ve yeniden partileşme süreçlerine de değinerek, Türkiye’de solun tarihinin daha geniş bir perspektiften ele alınmasını sağlıyor.
dönemin ruhunu, soldaki yapıların arka planlarını, eylem ve ayrılık gerekçelerini merak edenler için oldukça faydalı. kaynak olarak örgütlerin kendi yayınları, iddianameler, dava dosyaları kullanılmış, bu da doğrudan kaynakların aktarımını sağlıyor. kimi yapıların hikayesi doksanların sonuna kadar getirilmiş.
İyi, titiz bir inceleme. Oldukça uğraştırıcı olduğu belli olan, keşke ben yapabilseydim dediğim bir çalışma. Bu denli kapsayıcı, derli toplu bir dönem çalışması yoktu. Ayrıntılarda belki bir iki eksik olabilir. Bunun dışında, sanırım Kürt sol örgütlere yer verilmemiş olması bir eksiklik sayılabilir (kaynaklara ulaşım konusunda belki anlaşılabilir bir sıkıntı olduğundan dışarda bırakılmış). DEVSOL'la ilgili kısmın 80 ve 90'lara fazla uzadığı da belki söylenebilir. Örgütlerin kendi yayınları ve dava iddianameleri, gazeteler ana kaynaklar olmuş. Belki sözlü tarih, mülakat gibi yollara daha fazla başvurulabilirdi (kaynakça eklense ne güzel olurdu). Kültürel alan pek göz önünde bulundurulmamış -mesela Grup Yorum'dan ve Tavır dergisinden, 80'lerin başlarındaki edebiyat dergilerinden söz açılıyor ama örneğin TKP(ML) çevresinin de kendine has bir kültürel birikim oluşturduğunu söylenebilir -bu arada Alevilerle solun ilişkisinden pek bahis açılmamış. 70'lerde Birikim gibi dergilerden de bahsedilebilirdi. Ayrıca sadece notla geçilmiş ama çok cılız da olsa Kurtuluş içinden doğan Troçkist çevreden söz açılabilirdi. Haklı olarak sosyalist solla sınırlı ama belki Ecevit CHP'si, sosyal demokrasi dairesindeki ana akımdan, oradaki aydınların, sanatçıların özellikle Sovyetik çevrelerdeki etkisinden de bahsedilebilirdi. Ayrıca grupların bugüne dek serencamı devam ettirilirken bazı gruplara da değinilebilirdi (şimdiki TİKB, TKİP, TKP -Sosyalist İktidarcılar-, kimi dergi çevreleri) ki daha bütünlüklü olurdu
Neyse, bunlar ikincil konular. Sonuçta harika bir çalışma olmuş.
Geniş çerçeveli bir sol portresi çizmekten ziyade radikal sosyalist grupların tarihçesini anlatıyor. Bana ilginç gelen çok fazla bilgiye rastlamadım ama konunun meraklısı için alternatifsiz olabilir.