📚”Bana sadece hayalinin bir ürünü olduğumu mu söylemeye çalışıyorsun?”
“Belki.”
“Bu imkansız, Sabine. Eğer aklının yarattığı biri olsaydım beni bu şekilde yaratmazdın, inan bana. Ayrıca bazı şeyler o kadar gerçek ki onları iliklerine kadar hissedersin. Nereye gittiğinin bir önemi yoktur, seninle gelirler. Her yere.”
Maratonda sırf isminde rakam var diye seçtiğim kitap yine dram çıktı. Ben kaçsam o beni buluyor sanırım.
Kapağını açmamla kitabı bitirmem bir oldu. O kadar akıcı yazılmış ki son sayfalara geldiğimde ancak bitmek üzere olduğunun farkına vardım. İki dünya arasında gidip gelmek, Sabine’nin karakteri ve çevresi çok farklı olduğundan beni hiç zorlamadı. Geçişlere çok kolay uyum sağladım. Roxbury’deki ailesine inanılmaz sinir oldum. O baba bozuntusu adamın kemiklerini kırmak istedim. Bunun yanında özellikle sonlara doğru Wellesley’deki ailesini çok sevdim. Her ne kadar Sabine kendini iki dünyada da yalnız hissetse de Wellesley’deki ailesi kötü gününde yanında oldu. Zor zamanlarında ailelerin tavırları çok farklıydı.
Sabine’e bayıldım. Kafa karışıklıklarına, çelişkilerine, yaşadığı hayattan yorulmasına, kendini yalnız hissetmesine ve üstüne Ethan’ın sahneye çıkmasına rağmen kusurlu ama güçlü bir karakterdi. Roxbury’de yaşadıklarına çok üzüldüm ama bütün kitap boyunca ben de Sabine gibi iki hayat arasında bir seçim yapamadım.
Tabi bir de Ethan var. Eczaneden içeri girdiği anda kitabın havası değişti. Sabine’e yaptığı küçük oyun dışında sevdiğim bir karakter oldu. Özellikle mektubunu okumak bana kırmızı ve şiş gözler kazandırdı. Klinikteki ilk geceden son geceye kadar Sabine’nin yanından ayrılmaması, ilaçla uyutulmuşken bile elini bırakmaması, ona inanmaya çalışması, yalnız olmadığını hissettirmesi, hem güçlü hem naif sevgisi çok etkiledi. Ben biraz daha fazla Ethan okumak isterdim.
Kitabın sonu... Kaçınılmaz olarak yine canımı çıkardı. Yine bir dram ve yine gözyaşı. Tahmin etsem de duvara çarpmış gibi oluyorum böyle sonları okurken. Yazar, o son 5 sayfayı yazmasaydı kitabı camdan atabilirdim. Olaylardan sonra tek dileğim sonunun böyle bitmesiydi, o yüzden son 5 sayfa beni inanılmaz tatmin etti. Bununla birlikte bir 30-40 sayfa daha devamında olacakları okumak çok güzel olurdu.
📚”Biri bizi yakalarsa başın belaya girmeyecek mi?”
“Muhtemelen girer.”
“Bu seni endişelendirmiyor mu?”
“Sanırım bazı şeyler, sadece kuralları takip etmekten daha önemli. Ve sen hiçbir standart kuralın içine girmiyorsun.”
📚”Kız arkadaşına ne oldu?”
“Bana uygun değildi.”
“Demek belli bir tipin var?”
“Hayır, her zaman türünün tek örneği olan birini bulmakla daha çok ilgilendim.”
📚Bir planım vardı. İyi bir plan. Ethan hayatlarımın nasıl olduğunu bilmiyordu. Yoğun çocuksu bir korkuyu hissederken, bundan uzaklaştırılıp, sonra aynı dehşet haline geri döneceğinin b��tün farkındalığıyla önündeki yirmi dört saat boyunca başka bir gerçekliğe sokulmanın nasıl olduğunu bilmiyordu. Sürekli ne dediğimi düşünmenin, hiçbir şeyi ele vermediğimden emin olmak için iki kere kontrol etmenin, sonunda birinin beni yakalayacağı, deli diyeceği korkusuyla yaşamanın nasıl olduğunu bilmiyordu. Ve asla gerçekten bir yere ait olmamanın nasıl olduğunu da bilmiyordu.
📚”Birinin seni tanımasını istediğini söyledin. Belki de ben de sadece birinin beni tanımasını istiyorumdur. Bu dünyada sen olmazsan paylaştığımız her anın hatırası kaybolacak. Sadece başkaları bizi gördüğü için varız. Varlığımın bir parçası...” yutkundu, “... önemli bir parçası, sadece sen burada onu gördüğün için var.”