Memduh Şevket Esendal, ödüllü romanı Ayaşlı ve Kiracıları gibi 1930'lu yıllarının Ankara'sında geçen Vassaf Bey'de, basit günlük yaşam içerisinde genç kızlar için evliliğin önemini, evlilikte ne bulduklarını anlatır.
Yazar 1930'lar Ankara'sının bir görünümünü sunarken, küçük burjuva bireylerin aile ve evlilik ilişkilerindeki ahlaksal değer yargılarını ele almakta, Batı kültürüyle geleneksel değerlerin çelişkisini sergilemeye çalışmaktadır.
Diplomat and politician Esendal, who served as ambassador in Tehran, Baku and Kabul, as a member of the Grand National Assembly of Turkey for four terms, and as Secretary General of the CHP between 1941 and 1945, was also a well-known literary figure. Although he was only seriously engaged in literature for nine years of his life (1923-1926, 1946-1952), he became an important figure in Turkish short story writing. He is the representative of situation storytelling in Turkish literature. His best known work is the novel Ayaşlı ile Kiracıları (Ayaşlı and the Tenants) published in 1934.
Memduh Şevket Esendal ile tanışma kitabım olan bu eserde en çok dikkatimi çeken şey, neredeyse kitabın tamamının diyaloglardan oluşması oldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara'da geçen romanda kadın karakterlerin baskınlığı ve bu kadınların özgürce hareket edebiliyor olmaları bence dönem hakkında önemli bir gösterge. Bir çırpıda okunabilecek kitap, o dönemdeki kadınlar arası ilişkileri, toplumun kadınlardan ve evliliklerden beklentilerini oldukça eğlenceli bir şekilde anlatmış. Kitabın baş karakteri Perihan, neşesi, patavatsızlığı, toyluğu ve kararsızlığı ile ilham verici.
MŞE'nin dedikoducu mahalle teyzesi üslubuyla yazdıklarını okumak her zaman keyiflendirir beni. Tam bitirilememiş Vassaf Bey'de bu üslup zirveye çıkmış, çok tatlı bir kitaptı...
Trt dinle uygulamasından dinledim bu kitabı. Bu kadar seveceğimi bilseydim muhtemelen daha önce okurdum. Kitap cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara'da geçiyor. Baş karakterimiz Perihan 23 yaşında evlenmek isteyen genç bir kız. Perihan bu kadar tatlı ve komik biri olmasaydı bu kitabı bu kadar çok sevmezdim bence. Perihan yaşlı bir adam olan Vassaf Bey ile evlenmeyi kafasına koyuyor ve aslında hikaye de burada başlıyor. Neler olacağını o kadar merak ettim ki kitapta. Kitap Perihan'ın koca bulma telaşıyla geçtiği için aslında bir bakıma nazlı kar kitabına da benzettim. Kitabın tek kusuru biraz daha uzun olmaması. Yarım kalmış hissiyatı veriyor. Bunun dışında çok keyif alarak okudum. 4.5⭐
Memduh Şevket Esendal 1952 yılında ölmüş. Kitabı hangi yılda yazmış olduğunu maalesef bulamadım, öğrenemedim, ama en son yazdığı kitap olmadığını da biliyorum. Buradan yola çıkarak 1945 - 1950 arasında yazmış olduğunu tahmin ediyorum. Dolayısıyla kitapta gördüm İstanbul ve Ankara, 1945-1950’lerin kentleri.
Neden böyle bir giriş yaptım? Çünkü kitapta okuduğum o dünya, çok ileride, çok modern göründü bana. Bu kitapta, 25 yaşlarında bir genç kadın, kaygı duymaksızın genç erkeklerle iletişim kurabiliyor, babası ile tanıştırabiliyor, arkadaşı olarak sokakta ya da çay bahçesinde buluşabiliyor.
Baba, büyük kızının hakim olmasını ve çalışmasını istiyor, hatta evlenmesini istemiyor çünkü evlenince çalışmayı bırakabileceğini düşünüyor. Kızının ekonomik özgürlüğünün çok önemli olduğunu söylüyor.
Şimdi bize çok normal gelen bu olayların 1945-1950’lerde geçiyor olması, Türkiye’nin nasıl müthiş bir atılım yapmış olduğunu kanıtlıyor bana.
İşte o yılların kentleri ve orta halli evlerde kadınların meşguliyetlerini anlamak açısından oldukça kıymetli bir kitaptı bu.
Tahminen 1930'lu yıllarda gazetelere tefrika diye yazılan ancak o dönem hiç basılmayıp, yazarın evrakları arasında çekmecelerde beklemekten sararmış nüshalar halinde ilk kez 1983 yılında M. Şevket Esendal'in ölümünden yıllar sonra (1952) derlenip toplandıktan sonra basılan yarım kalmış bir roman Vassaf Bey. Ancak okuduktan sonra yarım kalmış demiyorsunuz. Belki eski Türk klasik romanları gibi sona ermiyor ancak hikaye bitememiş hissi de uyandırmıyor.
Aslında çok kararsız kaldığım bir roman oldu. Hikayesine ve konusuna bakınca inanılmaz basit kaçan ve kabaca evlenme delisi bir kadın karakterin yaşantısı olarak değerlendirilebilecekken, romanda çok fazla kadın karakter olması ve bunların çok güzel işlenmesi, cumhuriyet sonrası 1930'lar Ankara'sında geçmesi, kitabın neredeyse tamamının diyaloglarla geçmesi ve buna rağmen olayları, karakterleri ve ilişkilerini çok güzel aktarması ile gerçekten başarılı bir roman Vassaf Bey. 1930'lu yıllarda Ankara'da geçen romanı okurken aslında kadın erkek ilişkilerinde şu an ne kadar geriye gittiğimizi görmek de üzücü maalesef.
Çok yalın ve güzel Türkçesi ile okumaktan zevk aldığım bir yazar oldu M. Şevket Esendal. Diğer kitaplarını da okumak istiyorum..
Konuşmalar ve Mektuplar olarak iki kısma ayrılmış Vassaf Bey. Konuşmalar kısmının adını Perihan Nasıl Evlendi? koysa yeriymiş. Arka planda yine harika bir dönem panoraması var. Mektuplar ise Vassaf Bey ve aile geçmişini anlatıyor. Hani fasikül fasikül çıkan ansiklopediler vardır, ilk üç cilt A harfine ayrılır. Son cilt V-Y-Z harflerini alelacele bir araya toplar. Mektuplar da biraz öyle. Muhtemelen kendine notlar olarak yazmış Esendal, her birinden bir Ayşe Kulin romanı çıkabilecek bu mektupları. Öyle güzel bir toplumsal bellek aktarım aracı ki kitapları, her birini bitirdğimde Esendal’ı geç keşfedişime bir kez daha yanıyorum
Kocaya gitme sevdasının romanı diyebiliriz Vassaf Bey için :) Çok saf, çok yalın bir hikâyesi var. Genç cumhuriyetin, cumhuriyetin ilk kuşağının ve yeni kurulmuş Ankara'nın izlerini sürmek çok keyifliydi.
1930 lu yılların Ankara'sında kadın erkek ilişkileri açısından modern bir toplum, güçlü ve özgür kadın imajı çizen bir roman. Yazar'ın Türkçe'yi kullanımı, yalın, etkili, ve akıcı anlatımı çok başarılı
Yillarca edebiyat derslerinde Memduh Şevket Esendal'ın bir tek romanı olduğunu anlatmıştım. Meğer yazarın ölümünden yıllar sonra iki romanı daha ortaya çıkmış ve yayınlanmış. Vassaf Bey de bunlardan biri. Memduh Şevket, Sait Faik'ten sonra en çok sevdiğim Türk hikayecisi. Daha çocukken okuduğum Mendil Altında hikayesini, Ayaşlı ile Kiracilarini, Turkce'yi kullanma şeklini, kısa ve basit ama sevimli cümlelerini çok sevmiştim. Vassaf Bey neredeyse tamamı diyaloglardan oluşan bir roman. Toplumdaki evlilik baskısını özellikle de Perihan'ın evlenme yolunda yaşadıklarını çok insanca ve anlamaya çalışarak anlatıyor. Memduh Şevket Esendal'ın yıllarca hem milletvekilliği yapıp hem de bu kadar güzel hikayeler ve romanlar yazabilmesi bana hep garip gelmiştir. Vassaf Bey romanının başında Selim İleri'nin önsözünü okurken çok güzel bir şey fark ettim. O da Selim İleri ile Memduh Şevket'in üslubunun birbirine ne kadar benzediğiydi. :)
ESENDAL, çok geç keşfettiğim yazarlardan biri. Daha önce “Miras” ve “Ayaşlı ve Kiracıları” adlı romanını çok beğenmiştim. Bu romanında da arka planda cumhuriyetin ilk yıllarındaki toplum yapısının ve sosyal hayatının izlerini buluyorsunuz.
Romanın baş kahramanı Perihan’ın, neredeyse kitabın sonuna kadar evlenemeyip evde kalacağı korkusuyla başta yakın arkadaşı Behice olmak üzere mahallenin komşuları ve akrabalarıyla koca arayışı üzerine inşa edilen bir dönem romanı. Kapalı bir toplumdan modernleşme çabaları içindeki bir topluma evrilme aşamasında bir semtte geçen olaylar, bir nakış inceliğinde örülüyor. Sade ve akıcı bir üslupla kaleme alınan romanın arka planında, Cumhuriyet’le gerçekleşen değişimin bireye ve toplumsal hayata yansımaları, ince fırça darbeleri ile tasvir ediliyor.
Kitabın arka tarafında da ifade edildiği gibi bu roman, Memduh Şevket Esendal‘ın edebi kimliğini anlayabilmek için gerçek bir klasik hüviyetindedir.
Memduh Şevket üstadın yarım kalmış romanı. Ayaşlı ile Kiracıları tarzında, Genç Cumhuriyetin Ankarasında eğitimli, orta üst bir sınıfta geçen bir hikaye. Büyük yazarların bir özelliği, hiç görmediğimiz, göremeyeceğimiz zamanlarda geçen bir hikayeye, karakterlere, bu karakterlerin gerçekliğine bizi inandırabilmeleri. Memduh Şevket de bu yazarlardan bence. Bu kitapta da Perihan’ı, Behice’yi, Tuğrul’u tanımasak da o çevreyi, onların düşünüşlerini adeta bir belgesel gibi okuyabiliyoruz, ne şans! Ben romanın devamını okuyabilmeyi isterdim, zira Perihan’ın İstanbul’daki yaşantısı yalısıyla, ailenin eski üyelerinin anılarıyla, Karaköy hanlarındaki iş çözer avukat tasvirleriyle hoşuma gitmişti. Ne yapalım, bir gün bulunur da okuyabiliriz diye umut etmekten başka.
Ne yalan söyleyim bitiremedim, son çeyreğine kadar dayanabildim. Evlilik, gönül işleri, dedikodu, hısım ilişkileri... Okudukça içim daraldı, başka bir şeye de odaklanamadım. Sanırım kitap taslak aşamasında kalmış, diyalogları tam sadece. En azından zaman kiplerinin birbirini tutmamasından ve tiyatro metni gibi sıkça geniş zaman kullanılmasından ben bunu çıkarttım. Hem konu hem teknik olarak bana çok uzaktı, beğenemedim.
Akici bir kitap, 2-3 gunde bitirmek isten bile degil. Hayattan kimsesi olmasa da bir insan baskalari icin, eger ki imkanlarini ve zihnini zorlarsa ne de guzel iyilik yapabilir. Bence Vassaf Bey okura bunu anlatmaya calisiyor. Diyaloglari okudukca karakterlerle insan yakinlik kuruyor ister istemez. Bu sayede basarili bir kitap bence.
Mehduh Şevketi ilk kez okumamdan mı yoksa bu aralar yoğun günler geçirdiğim için mi bilemem ama malesef kitaptan beklediğim zevki alamadım. Belki gelecekte ikinci bir şans veririm