Yıldırım lakaplı Şehzade Bayezid, alazlanıp yanan bir entrika çemberinin içinde tahta geçti. En yakınında bulunan Alkan Boğanın, kardeşi Yakupu da yanına katarak ettiği ihaneti seziyordu. Kendisine diş bileyen, kalabalık haçlı ordularının entrikalarını ensesinde hissediyordu. Kadı Burhaneddinin gölgesini yanı başında görüyor, Anadolu ve uç beylerinin emniyet hislerini bertaraf ettiğini biliyordu. "Adımlarını sağlam basan, yüreğindeki korkuyu da söker atar!" dedi ve mertçe sarıldı belindeki baltaya, düştü harp meydanlarına. Zekâsıyla ve bileğiyle kazandığı onca zaferden sonra Bayezidin önünde kim durabilecekti artık? Hangi kalleş tuzak onun saltanatını ayağına dolayabilecekti?
Tarihi romanların vazgeçilmez ismi, ödüllü yazar Okay Tiryakioğlunun, Yıldırım Bayezidin tahta geçiş ve yükseliş dönemini anlattığı bu muhteşem kurguyu soluksuz okuyacaksınız.
1972 yılında Mersin’de doğdu. Çocukluğu İstanbul - Erenköy’de geçti. Annesinin armağan ettiği gizemli ve kara mizah yüklü öykü kitaplarıyla edebiyata dair ilk heyecanları uyanmaya başladı. Bilkent Üniversitesi’ndeki eğitimini 1994 yılında yarıda bırakarak tamamen edebiyata yöneldi. Yurtdışında, uzak ve gizemli ülkelerde yaşamayı daima sevdi.
Edebiyat çalışmalarının roman alanındaki ilk ürünü olan “Karanlığın Çağrısı” isimli eseriyle Beyan Yayınları 2002/İlk Romanlar ödülünü kazandı. İkinci romanı “Gölgeler” 2004 yılında basıldı. Bunu 2005’te üçüncü romanı “Bin Yılların Gecesi” takip etti. Asıl çıkışını 2009 yılında “Kuşatma 1453” ile yaptı. Tarihi roman okurlarının büyük ilgisiyle karşılaşan Kuşatma 1453’ü, “Kanuni” ve “Yavuz” başta olmak üzere diğer romanları izledi.
Yazarin her zamanki agdali ama akiskan anlatimiyla karsilasmak mumkun. Tarihi kurgular hassastir, sacmalayip herseyi bok edebilirsiniz. Kurgu beni hic rahatsiz etmedi. Yildirimi, herhangi bir padisahi herhangi bir kitapta filmde gormeye aliskin oldugumuz abartili formundan cikarip insan olarak ele almis. Dogrusuyla yanlisiyla bir insandi bas karakter, cakma superkahraman degil. Hikaye de anlatim da gayet basariliydi. Yardimci karakterler de iyiydi. Sadece son beni fazla tatmin etmedi. Sanki birseyler eksik gibiydi. Alparslanda da benzer bir sonla karsilasmistim saniyorum. Kitabi noktalama konusuna biraz egilse yazarin kalemi oldukca kuvvetlenir diye dusunuyorum.