"Arzu. uzun kirpikli sürmeli gözlerini. ormanın yeşilinden alıp ayak uçlarına düşürdüğünde yanaklarının alev alev yandığını hissetti. İçinde. kafesten uçan kuş şaşkınlığı vardı. Ya da henüz tomurcuğa duran bir gülün kaş ile göz arasında koparılış ürpertisi... Yaprağa düşen ilk çiydi bu. Yüreğindeki kıpırtıları duyar gibi oldu. Bütün yıldızları gözlerine taşıdı. Gönlünde binlerce çiçeğin bahara uyanışını farketti. Gökyüzünün başka rengi de varmış. bildi.
Vakitsiz gül açar mı?
Kendini yokladı; Hayır. bu isyan değildi. öfke değildi! Yendin utandı. kızardı. bencilleşti. Paylaşmaya nefret kıldı. Yüreğinin sesini dili söylemeye varmadı. ‘Kamber' ismi dudaklarında bir tebessüm olarak kaldı.
Timaş Yayın Grubu'nun aşk klasikleriyle karşılaşalı bir seneden fazla oluyor. Aşk klasikleri dediysem Gurur ve Önyargı, Tess, Kamelyalı Kadın vs. aklınıza gelmesin. Doğu'dan aşk klasikleri!
Her kitabını okumaya karar verdiğim bu seriden daha önce Yusuf ile Züleyha ve Mem ile Zin hikayelerini okumuştum. Necdet Ekici'nin kendi sözleriyle hikayeler; üslup sahibi kalemlerce "kahramanlar" ve "hikayelerin özü" aynı kalmak şartıyla yeniden yazılmış.
Yani, batı edebiyatına epey bir ilgimiz ve alakamız var ülkece, iyi, hoş; ama bu ilginin hiç yoktan bir kısmının da kendi kültürümüze ait olan doğu edebiyatına da gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Arzu ile Kamber'e gelince; hikaye Cumhuriyet Döneminde pek çok yazarca epey tahrif edilmiş. Yazarımız önsözde örneklerini verdiğinde gülsem mi üzülsem mi şaşırdım açıkçası. Ama Nevdet Ekici'nin yeniden kaleme aldığı bu versiyonunu çok sevdim. Yazarın çok güzel, akıcı bir kalemi vardı. Hikayeye zaten kurgusal anlamda müdahale edilmediği için onun hakkında yorum yapmıyorum. Ama özetlemem gerekirse: Hac yolunda haramiler tarafından baskına uğrayan bir kafileden sadece bir hizmetkar bir de Kamber hayatta kalmıştır. Daha sonra Kamber, Arzu'nun babası tarafından evlatlık alınır. Bu iki karakterimiz büyüdüğünde Arzu, Kamber'in aslında onun öz kardeşi olmadığını öğrenir ve hikayenin duygusal akışı burada başlar.
Leyla ile Mecnun'dan biliyoruz ki bu tarz hikayelerde bir alegori, manevi bir boyut aranır. Ama okurken dikkat etmiş olduğum halde ben Arzu ile Kamber hikayesinde bir tasavvufi boyut göremedim.
Ve son olarak, bence Türk Edebiyatına dönem fark etmeksizin ilginiz varsa bu kitabı da muhakkak okuyacaklarınıza ekleyin. İyi akşamlar :)
"Ruhumun emrine verdim tenimi, Benliğimden söküp attım benimi. Toprağına kattım bütün kanımı Zemheride açan gül olmak için."