Unutulmuş tanrılar ve yüzyıllardır dile gelmeyi bekleyen lanetlerle dolu kapkaranlık bir evren. Çağlar boyunca ürkünün ve yalnızlığın beşiği olmuş diyarlardan sökün eden ilençli ruhlar. Yolunu kaybetmiş sahipsiz bedenler, mezarlıkların ölgün ışığıyla aydınlanan uçsuz bucaksız yeryüzü. Korku edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük ustalarından biri olduğu kabul edilen H. P. Lovecraft, toplu eserlerinin ikinci cildinde, iyi bilinen bazı öykülerinin yanı sıra, Türkçe'de ilk kez yayımlanan öykü ve fragmanlarla ürpertici bir gerçeğin peşine düşüyor.
Howard Phillips Lovecraft, of Providence, Rhode Island, was an American author of horror, fantasy and science fiction.
Lovecraft's major inspiration and invention was cosmic horror: life is incomprehensible to human minds and the universe is fundamentally alien. Those who genuinely reason, like his protagonists, gamble with sanity. Lovecraft has developed a cult following for his Cthulhu Mythos, a series of loosely interconnected fictions featuring a pantheon of human-nullifying entities, as well as the Necronomicon, a fictional grimoire of magical rites and forbidden lore. His works were deeply pessimistic and cynical, challenging the values of the Enlightenment, Romanticism and Christianity. Lovecraft's protagonists usually achieve the mirror-opposite of traditional gnosis and mysticism by momentarily glimpsing the horror of ultimate reality.
Although Lovecraft's readership was limited during his life, his reputation has grown over the decades. He is now commonly regarded as one of the most influential horror writers of the 20th Century, exerting widespread and indirect influence, and frequently compared to Edgar Allan Poe. See also Howard Phillips Lovecraft.
Alıntı: "Devemi, benden başka hiçbir canlının görmediği bu ahenksiz seslerin duyulduğu yere doğru kumların üzerinde yavaşça sürerken..." Adsız Kent E deve de görmüş işte? 🐫
Lovecraft külliyatının ikinci kitabı sırasıyla Dagon, Mezar, Kutupyıldızı, Uyku Duvarının Ötesinde, Sharnath'ın Ölüm Hükmü, Beyaz Gemi, Arthur Jermyn, Ulthar'ın Kedileri, Celephais, Öte Taraftan, Tapınak, Ağaç, Ay Bataklığı, Adsız Kent, Başka Tanrılar, Iranor'un Arayışı, Herbert West- Diriltici, Av Köpeği, Hypnos, Festival, Adlandırılamayan, Firavunlarla Birlikte Mahpus, O Adam, Red Hook'da Dehşet, Sisler İçinde Uçurumun Kıyısında Duran Tuhaf Ev, Eryx'in Duvarları İçinde ve Kötü Rahip hikayelerinden oluşuyor. Ayrıca Lovecraft'ın çocukluk döneminde yazdığı beş hikaye (Mağarada'ki Canavar, Simyacı, Şiir Sanatı ve Tanrılar, O Sokak, Juan Romero'nun Değişimi) ve dört başlamış ama bitirilememiş taslak (Azathoth - 1922, Torun - 1926, Kitap - 1934, Ayışığındaki Şey - 1934) da kitabın sonuna eklenmiş.
Bu kadar fazla hikaye içeren bir kitaba dair yorum yazmak pek kolay değil. Yavan hikayeler de, oldukça heyecanlı maceralar da çıkabiliyor karşımıza. Hikayeler bağımsız olsa da çoğunda, sonradan bu işin bütünleşik bir mitosa gitmesini sağlayan macera kancaları yer alıyor ama özellikle Dreaming serisine dahil edilebilecek ve Randolph Carter'a atıflarda bulunan hikayeler dikkat çekici.
Bunun ötesinde iki öykü özellikle hoşuma gitti. Birincisi, Lovecraft'ın, Harry Houdini ile birlikte yazdığı ve Mısır'da geçen, Houdini'nin aynı zamanda kahramanı olduğu Firavunlarla Birlikte Mahpus adlı macera. Klasik Lovecraft yapısına ve çoğu hikayesinde gördüğümüz yavaşça artan gerilime, Houdini'nin muhtemelen kişisel gezi notlarıyla hayli zenginleşmiş dokunuşları eklenince bence oldukça ilginç bir sonuç ortaya çıkmış.
İkinci olarak ilgimi çeken hikayeyse bir bilim kurgu örneği olan "Eryx'in Duvarları İçinde" oldu. HPL hikayelerinin ilham verdiği bilim-kurgu örneklerine günümüz dünyasında hayli aşinayız, hatta kozmik korkunun türünün önemli bir payı bilim-kurgu içeriklerinden oluşuyor malum. Ama doğrudan Lovecraft tarafından yazılmış bir bilim-kurgu hikayesi, benim için farklı bir deneyimdi ve gerçekten eğlenceliydi. Sadece konseptiyle değil tonu ve yapısı itibariyle de öne çıkan, yenilikçi diye tanımlanabilecek öyküde, Venüs'te gezegene has güç kristallerinin peşine düşen ve Venüs'ün gizemleriyle tanışan bir maceracının başından geçenleri okuyoruz. (Yazıldığı dönemde Venüs'e dair bilgilerimizin hayli kısıtlı olduğunu hatırlatmak isterim, "Hard Sci-Fi" beklenmemeli.)
Kitabın en sonuna eklenmiş çocukluk dönemi öyküleri ise yazarın alışılagelmiş tarzından çok farklı olmasa da, ırkçı düşüncelerin ve zenofobinin çok daha baskın olması ile fazlaca göze batıyor. Lovecraft'ın zaten sorunlu bir insan olduğu ve soğuğundan bir Gulag'da beş on yıllık bir tatile ihtiyaç feci halde ihtiyaç duyduğu malum. Ama minik Howard, baya bir gemi azıya almış. Özellikle "O Sokak" tamamen göçmen nefreti üzerine kurulmuş ve "yazık lan kimin çocuğuysa" hissiyatı yarattı bende. Ha ırkçı bir yavşak olmasının ve yaşın getirdiği hafif toyluğun ötesinde, küçükken de güzel yazıyormuş eşek sıpası, o ayrı.
Kitap, çeviri açısından daha önceki seçkilerden çok daha iyi bu arada ve kendi başına da iyi bir seçki. Hemen ardından üçüncü cilt ile devam ediyorum okumaya.
Serinin ikinci cildinde 36 öykü bulunuyor: Dagon, Mezar, Kutupyıldızı, Uyku Duvarının Ötesi, Sarnath'ın Ölüm Hükmü, Beyaz Gemi, Arthur Jermyn, Ulthar'ın Kedileri, Celephais, Öte Taraftan, Tapınak, Ağaç, Ay Bataklığı, Adsız Kent, Başka Tanrılar, Iranon'un Arayışı, Herbert West - Diriltici, Av Köpeği, Hypnos, Festival, Adlandırılamayan, Firavunlarla Birlikte Mahpus, O Adam, Red Hook'ta Dehşet, Sisler İçinde Uçurumun Kıyısında Duran Tuhaf Ev, Eryx'in Duvarları İçinde, Kötü Rahip, İlk Dönem Öyküleri (Mağaradaki Canavar, Simyacı, Şiir Sanatı ve Tanrılar, O Sokak, Juan Romero'nun Değişimi), Dört Fragman (Azathoth, Torun, Kitap, Ayışığındaki Şey). Bu ciltte kısa kısa çok fazla öykü var. Yazarın hayal gücüne, gerçeküstü olayları gerçekmiş gibi belgeleme yeteneğine, okurun etrafında yarattığı gölgelere hayran kalmamak elde değil. Ara vermeden üçüncü cilde devam. =)
Bu kitap birçok kısa hikayesini bulunduruyor ve Bunların çoğu erken dönem yazdiği hikayeler.Bazi hikayeler gercekten inanilmaz iyi ve asla aklinizdan cikmicak sevideyken bazilari da kendi yazım tarzina göre sıradan kaliyor.Benim tavsiyem ara vere vere okumaniz,Çünkü hikayelerin çoğu erken dönem eseri olduğu için çok yuksek kaliteli yazima sahip değiller ve benzer hissettiriyorlar yazim olarak,bu yüzden arka arkaya okumak sıkıcılaştırabilir