Murat Yalçın'dan, "yazar-yayıncı gerilimi" denebilecek "şey"in azaltılması yönünde diplomatik bir çaba. Bir tür mola.
Bir dergi editörüne ne gibi mektuplar gelir? Dergiye gönderilen metnin yayımlanmaması ne gibi artçı sarsıntılara neden olur? Editör olmaya niyetliyseniz neleri göze almanız gerekir? Yalçın, "tamamen kurgusal" yazılarında bu sorulara yanıt niteliği taşıyacak e-postalar sunuyor okuruna.
Editöre daha çok kitap okuması gerektiğini önerenlerden sen benim kim olduğumu biliyor musunculara, sponsor arayışı içindeki profesyonel okurdan kırgın şaire, içini editöre dökenler...
Dergi editörü olmasam da, benzeri diyaloglar, yazışmalar geçti başımdan, klavyemden, şaşkın bakan gözlerim ve duyduklarına inanamayan kulaklarımdan. :D Ama ne yalan söyleyeyim, umarım daha fazlası geçer ve hepsi birbirinden ilginç olmaya devam eder. Çok sevdiğim yayıncılığın, bazen insana "yuh!" dedirten bu yönü, aslında en renkli yönlerinden biri. Kitabı çok sevdim çünkü karikatür dediklerimiz o kadar "varlar" ki! Ama bazı yerlerde ve cümlelerde abartının "abartıldığını" ben de düşündüm. Yine de editoryal çalışmada yer alacakların maruz kalacakları ya da şahit olacakları durumlar bunlar. Tezde bu kitaptan söz etmezsem olmaz. :)
buradaki (az sayıdaki) diğer yorumlara şaşırdım açıkçası. oldukça orijinal, hoş ve eğlenceli kitap. dilimizde örneği yok sanırım. gavur ellerinde belki. şiddetle tavsiye ediyorum.
okurken aklıma geldi, bu kitap için bir nevi "biçem alıştırmaları" örneği diyebiliriz. "esinlenme" var evet gelen mektuplardan, ama yazarın bunları baştan kaleme aldığını düşünürsek, bu benzetme yanlış olmaz sanırım. bu gözle okumak, kitabı kesinlikle daha lezzetli kılacaktır.
ayrıca okur tipolojileri açısından da güzel kaynak sayılır. bin türlü adamız sonuçta.
yani kimse kusura bakmasın ama zayıf,önemsiz bir kitap-çık.bu metinleri kitap olarak basıp içine oğuz atay metaforu sokup bundan para kazanan pazarlamacı arkadaşları tebrik ediyorum.edebiyat dünyasının ne kadar faşist,kayırmacı,torpilci, çok yüzlü ve yeteneksiz olduğunu iyice vurgulasaymış keşke.abi, ben bu ironi soslu metinleri sevmedim.sevmedim.sevmedim.
Orijinal olan tek şey kitabın ismi. Bir yerden sonra e-postalar sıkıcılaşıyor.Karakterler yinelenmeye ve birbirine benzemeye başlıyor. 119 sayfa okumak için daha iyi kitaplar tercih etmeli.
Murat Yalçın'dan okuduğum ilk metin. Okur-yazarın eziklik ile çokbilmişlik arasında gidip gelmelerinin çokça tekrarlandığı bir iş. Niye bu kadar sık tekrar ediyor bunlar?
Çok sıkıcı, kurgu mektupların yazım dili de neredeyse aynı, içerikler de sürekli tekrar ediyor, eğlenceli ve biraz da mevzu bahis dünyayı tanıtıcı olabileceğini düşünmüştüm ama hayal kırıklığı. Okuması da vakit kaybı.
2,5 puan verebilseydim 2,5 puan verirdim ama goodreadsin öyle bir puanlama sistemi yok o yüzden 2 verdim. Bu kitabı bir ay ya da iki ay önce birinin yorumladığını görüp merak etmiştim.Şans o ki sürekli gittiğim bir kitap kafede kitabı görüp aldım.Ardından okumaya başladım ama neredeyse bir ay (24 gün) kitabı okumaya çalıştım ve arkadaşlar kitap ince (119 sayfa) bir kitap. Kitabımız yazara gelen mektuplardan ve maillerden oluşuyor.Yazar önceden ona gelen bu mektupları ve mailleri biraz değiştirerek kendisi yazmış.Fakat hayalgücünü de kullanayım derken batırmış. Aslında çok söze de gerek yok.Okudum bitti,beğenmedim. Belki yazarı araştırsam fikrim değişir.Ama okuduğum maillerden/mektuplardan sonra yazara karşı pek bir negatifim.
İsmine kanıp aldığım bir kitaptı. Oğuz Atay vardı ulan adında. Gel gör ki bir editörün hayali e-postalar yazarak yayımlaması saçma değil mi? Yayımlayacaksan gerçeklerini yayımlarsın. Kendi içinde çelişen bir kitap.
Dergi editörlerinin, yazar adayları ve yazarlarla yaşadığı diyalogların eğlenceli bir özeti olmuş. Sıkça karşılaştığım egoları ve eleştiriye tahammülsüzlükleri güldürerek hatırlattı. Eline eğlenceli bir kitap alıp bir saatliğine gülüp rahatlamak için ideal. Tabi bu mektuplarla sık sık muhatap olan ya da bunları yazanlardan birisi değilseniz. [Ki Goodreads'te yıldızının bu kadar düşük olmasının tek mantıklı açıklamasının ikinci kategoride yarattığı travmatik etki olduğuna inanıyorum.]