Sakin sakin kumandanın kırmızı düğmesine basıyorum. Susun, hepiniz susun lütfen. Ne halin varsa gör Cüneyt. Öpsün seni Zeki Müren.
Küçük adımlarla balkona doğruyum... Bir sıçrayışta korkulukların tepesindeyim. En dengeli halimde. En güvenli. En ben. Yüzüme çarpan rüzgârın tatlı nefesinde nenemin kokusunu buluyorum. Kollarımı iki yana açıp Abdurrahman Efendinin çatısına doğru bırakıyorum gövdemi.
Biliyor musunuz, ben Seherim. Öykücülüğümüzün "ele avuca sığmaz" kalemi Başar Başarır, Can Yayınlarında. Başarır, cümlesi açık, kalemi tutuksuz yazarlardan; Türkçeyi gündelik dilin tüm alanlarına uzanacak, tüm renkleri kapsayacak biçimde kullanıyor. Bu nedenle, aklınıza gelebilecek her kesimden insan, bütün zenginliği ve cıvıltısıyla yer alıyor bu öykülerde. Teklifinizle İlgilenmiyorum, yaşamın insanı köşeye sıkıştırdığı, onun canını yaktığı her parçasına başkaldırıyor. İçerdiği mizaha, taşkın zekâsına ve akıcılığına bayılacaksınız.
Başar Başarır was born in İstanbul in 1970. After a high school where the language of education was German, he went on to a university where the language of education was English. He got his MA in International Communications from City University, London in 1997.
Başarır published his first collection of stories while at Boğaziçi University, where he was still working on his Mechanical Engineering degree. With several other short story collections that followed, Başarır secured his position in the Turkish literary scene and went on to receive both of the two most important short story prizes in Turkey (2004 Sait Faik Short Story Prize with Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri, and 2014 Yunus Nadi Short Story Prize with Teklifinizle İlgilenmiyorum).
He has ten short story collections published by various publishing houses; and his first novel Sibop just came out in January 2017.
As a member of a Turkish family with roots in the Greek Islands, Başar Başarır is nowadays working on his next novel about the complicated range of relations between Turkey and Greece, from warm camaraderie to deep conflicts.
Books: Sibop (novel, 2017, Can Yayinlari) Havaalaninda Satilmayan Kitaplar (stories, a collection, 2015, Can Yayinlari) Bize Umut Geret (stories, a collection, 2014, Can Yayinlari) Teklifinizle İlgilenmiyorum (stories, 2013, Can Yayinlari) Duzenboz (stories, 2012, Genis Kitaplik) Bozuk Para 1 Lira, Yıllar Sonra Geri Dönen Sevgili (history, 2005, Dogan Kitap) Çıktığınız Hevesle İniniz (stories, 2004, Dogan Kitap) Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri (stories, 2003, Dogan Kitap) Nedir Hayat (stories, 2000, Dost) Eski Şehrin Ayazı (stories, 1996, Era) Kent Kitabı (stories, 1992, Armoni)
Düzenboz'dan sonra okuduğum ikinci Başar Başarır kitabı. Yine okurken büyük keyif aldığım bir kitap oldu. Deyimlerin ve kelimelerin kullanım tarzı okuyucunun duygularını altüst ediyor. Bir cümle sizi gülümsetirken diğerindeki hüzne ve ironiye hazırlıksız yakalanıyorsunuz. Yazarın mizahi dili ve zekası etkileyici. 9 öyküden oluşuyor kitap. Kitaba ismini de veren 'Teklifinizle İlgilenmiyorum' öyküsü öyle bir sonla buluşuyor ki, kısa süreli olarak insanın tüylerini diken diken ediyor ve aynı zamanda gülsem mi düşünsem mi etkisi yaratıyor. 'Yuh Deveci' de yine sonuyla sarsan öykülerden. Başar Başarır bunu yapmayı seviyor. Okuyucu ile oynamak, onu esir almak ve tam kıvamında serbest bırakmak gibi bir huyu var bence. Ben ondaki bu tarzı seviyorum. Son öyküsü gündemden olaylar üzerine. Konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir gencin zoraki gözlemlerini izliyoruz o garip pencereden. Belki de o garip pencere dediğim televizyonun ta kendisidir. Kim bilir? Düzenboz'dan keyif alanlar bu kitapta yazara daha çok bağlanacaklar.
Kitapta yazilmis 4 oykunun disindaki oykulerin hicbirine giremedim. Ozellikle ilk iki oykuyu cok begendim ve yazarin anlatimini orijinal buldum. Ilerleyen kisimlarda yazarin kendisini tekrar ettigini hissettim ve sikca kullanilan argo ve kufurlerle karakterlerden ve anlatidan uzaklasmaya basladim, bu yuzden de kitap beni itmeye basladi. Yazarin oyuncu ve tekerlemelere, atasozlerine dayanan bir dilinin olmasi, sonlara dogru okudugum masalsi bir anlatida (Anam Ates Babam Kor) tekrar beni kitaba cekti. Toparlamak gerekirse kitabin butununu ele aldigimda sevdigimi soyleyemiyorum ancak ozellikle ilk iki -hatta uc- oyku guzeldi.
Bir arkadaşımın tavsiyesiyle başladım bu kitaba. Gitgide daha da sardı. Çok ustalıklı bir dili var gerçekten. Öykülerin hissiyatı ne ağlak, ne romantik, ne cıvık ne de ruhsuz. Her şey tam dozunda. Sonu rahatça tahmin edilemeyen, merak unsurunu sonuna kadar taşıyan genç ruhlu öykülerin hemen hepsini çok sevdim. En sevdiğim şeyse yöresel deyim ve halk arasında kullanılan deyişlerin öykülerin içine cuk diye oturtulması oldu. Kitabın yarısına geldikten sonra keşke her birinin altını çizseymişim diye düşündüm, güzel olurdu.
"genç kuşağın başarılı öykücüsü" diye tanımlanan kim varsa hiçbirinin yazdıklarından bir zevk alamadim. bu kitapta da fikrim değişmedi. aynı kabız mevzuların etrafında, aynı değişik sandıkları ama aslında sıradan olan anlatımlarıyla dönüp duruyorlar. hayır, bi etgar keret'in yazdıklarına bakıyorum, bi bunlara bakıyorum; arada bundesliga ile ptt 1. lig kadar fark görüyorum.
Genç nesil kalemlerinden Başar Başarır'ın bu kitabı 9 birbirinden farklı ve yaratıcı öykünün sular seller gibi aktığı bir eser. Her öykü de kendine göre bir üslupla, kendine göre bir zaman kipi kullanarak yazılmış sanki... . . Ben en çok kitaba adını veren öyküyü sevdim 😊 . . Yanlız kimi yerlerde argoya gereğinden biraz fazla yer verildiğini de eleştiri olarak şuraya kondurayım.🙊😉 .