2013 yılının Haziran ayında, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı'nı dolduran çok dilli, çok dinli, çok ideolijili, çok kimlikli insan çoğulluğu arasında bir "ruh" dolaştı: özgürlük ve demokrasi ruhu. Bu ruh, Türkiye'de siyasal hayatı ve siyasal tahayyülü derinden etkileyebilecek gelişmelerin ve arayışların yolunu açtı. Peki nasıl doğmuş, nasıl büyümüştü bu ruh? Dile gelecek olsa hangi kavramlarla konuşur, nasıl bir kuramsal zemine yaslanırdı? Gezi Ruhu ve Politik Teori bu sorulara yanıt arayan, öznellikle nesnelliği, bir siyaset gözlemcisinin kavramsal bakışıyla bir katılımcının heyecan, umut ve öfkesini harmanlayan, hem politik hem de teorik bir kitap. Bir yandan 2013 Haziran’ının o ateşli günleri üzerine yeniden düşünmek için bir fırsat veriyor, bir yandan da Weber, Arendt, Schumpeter ve Habermas’ın siyasete dair teorileri ve kavramlarıyla tanıştırıyor bizi. Hem politikaya ve politik teoriye merak duyanlar için bir başlangıç sunuyor, hem de Gezi olaylarının demokratik siyasetin bugünü ve geleceği açısından anlamı üzerine düşünmek isteyenlere özgün, berrak ve samimi bir üslupla rehberlik ediyor. Gezi Ruhu ve Politik Teori olayların gerçekliğini doğrudan sunan bir fotoğraf değil, çıplak gözle görülenlerin gerisindeki ruhu, "Gezi Ruhu"nu yansıtan bir portre çalışması. Tam da o ruhun içerdiği öznelerarası niteliğe uygun şekilde...
Oldukça zihin açıcı bir kitap. Kamusal alanı insan, aile dediğimiz çekirdekten başlatabilir. Ortak irade bitince dağılma fikri nasıl sonuçlanır öngöremesem de! Hasta la victoria siempre ✌️
Kitabı Express dergisinde görmüştüm. Muhtelemen gördüğüm ve "ah keşke okusam" deyip sonra unuttuğum kitaplar arasında kalacaktı. Kitabı bana hediye ettiğin için teşekkürler İrem. :)
Bu kitap Gezi Direnişi'nde varolduğunu/yaşadığını/özgürlüğü hisseden ve sonra her geçen gün ülkemizde katlanması güç olaylar yaşandıkça, iyice çaresizliğe gömülen herkese Gezi'de yaşadığımızın teorik arka planını anlatıyor, hissettiriyor ve her gün onbinler olarak sokağa dökülmesek de siyasete katılımın imkanını gösteriyor, yapılabilecekler konusunda ilham veriyor. Bence Oy ve Ötesi böyle bir deneyimdi. Ve sadece oyların sayılmasını kontrol etmeye değil, farklı toplumsal kesimlerden insanların sandık başında biraraya gelip ortak bir iş yaparak tanışma, dönüşme imkanı yaşamasına da neden oldu. Keşke o gün yaşanan deneyimlerle ilgili de bir kitap çıksa :) Neyse, Oy ve Ötesi varlığından haberdar olduğumuz bir girişimdi. Ama bence Gezi'nin hızlandırılmış aktivizm eğitimi almış binlerce insanın şu an bir çok yerde derinden derinden toplumsal dönüşüme katkı sunduğunu, ülkenin demokratikleşmesi için adımlar attığını hissediyorum, bazen buna örnekler görüyorum.
İşte attığınız adımları geliştirmek istiyorsanız veya "artık ben de adım atayım" diyorsanız, bu kitabı okumanızı öneririm. Teşekkür kısmından: "Başak Tuğ'a, bu kitapta yapmaya çalıştığım şeyin çıplak gözle göremesek de var olduğunu bildiğimiz ve paylaştığımız bir şeye, Gezi'nin politik ruhuna dil kazandırmak olduğunu fark etmemi sağladığı için." E ben de hem Başak Tuğ'a hem kitabın yazarı Murat Özbank'a teşekkür ediyorum :)
Politik teori konusunda okuma yapmak benim için her zaman zorlayıcı olmuştur. Bu alanda yazanlardan inceleyebildiğim kadarında hep gördüğüm, karşısındakinin siyaset ve tarih konularında az biraz cahil olma olasılığını hesaba katmaması. Murat Özbank bunun tam tersini yapmış, "yani"lere ve tekrarlara üşenmeden bir süreci yeniden anlamlandırabilmemi, hatta yeniden duyumsamamı sağlamıştır. Keşke derslerine girebilsem, dedim bu kitabı okuyunca. Şimdilik sadece teşekkür edebiliyorum.
Politik teori literatürüne yabancı olanlar için uygun tanım, açıklama ve değerlendirmelerle dolu şahane bir başlangıç kitabı.
Politik teori üzerine okuyan ve çalışanlara ise içerik biraz "Bilal'e anlatır gibi" işlenmiş gelebilir. Fakat böyle tartışmalı ve derin konuların yalın ve basit bir dille nasıl anlatılacağına ilişkin harika bir örnek.