Bu kitap, yazarın deyişiyle "terörün evlerimizin içine sızdığı yıllardan bugünlere, kültürümüzün çiğköfte ile arabeskte düğümlendiği günlere biriken" tortulardan başka bir şey değil. Toplumsal yaşamımızda özel bir yeri olan 1980-84 döneminin, "kişiye özel "yansımaları, izlenimleri, duygu ve düşünceleri... Tümü bir araya geldiğinde, bakıp gören; duyup anlayan; okuyup yazan hemen herkesi ilgilendirecek bu kitapı oluşturuyor.
Türk öykü yazarı ve çevirmen. İngiliz Kız Ortaokulu'nda, şimdiki adı Robert Kolej olan Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde eğitim gördü (1961). İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne bağlı Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi (1963).
Papirüs dergisi kurucularından olan Uyar’ın deneme, eleştiri ve kitap tanıtma yazıları Yeni Dergi, Soyut, Varlık gibi dönemin belli başlı dergilerinde yayımlandı. On öykü derlemesinden Yürekte Bukağı ile 1979, Yaza Yolculuk ile 1986 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. 60’ı aşkın çevirisi kitaplaşan Uyar’ın günlükleri, “Gündökümü” genel başlığı altında, yayımlandı. Yürekte Bukağı ve Yaza Yolculuk öykü kitapları ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı aldı.
Tomris Uyar, şair Turgut Uyar ile evlidir ve Hayri Turgut Uyar isimli, İTÜ'de öğretim görevlisi bir oğulları vardır. 2003 yılında kanser nedeniyle vefat eden yazarın kabri Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır.
Kitabın başlığında (1980-1984) yazınca, önemli siyasi olayların olduğu bu dönemi yaşamış bir aydının görüşlerini okuyabileceğimi sanmıştım (arka kapakta da göz kırptığı üzere) ama tek bir cümle bile geçmemesi beni hayalkırıklığına uğrattı açıkçası. Kendi özeline yönelik bir içdökümü olmuş.
“bir günde evrenler düşünürüz,” diye sürdürüyor anais nin. önemli olan şimdi’dir, şimdiye bakışımız, şimdi nerede olduğumuz, bugün neler hissettiğimiz, en baskın duygumuz. ben bu noktadan yola çıkarım diye eklemiş tomris uyar..
iyi ki okumuşum, vardal caniş’in sesinden de arada açıp açıp dinlerim. :✨