“Azizler ve Alimler” aslen İrlanda kökenli İngiliz Marksist edebiyat kuramcısı, akademisyen ve yazar Terry Eagleton’un tarihi, felsefi ve edebi ilk ve tek romanı. Mizahi ve ironik bir anlatım dili ile köklerini aldığı İrlanda , Dublin ve İrlandalılar üzerine yazılmış bir roman. Romanın esas kahramanı İrlanda’lı işçi lideri, Cumhuriyetçi ve tabii katolik James Connoly, Dublin’de 1916’da kurşuna dizilen bir devrimci. Diğer kahramanları filozof Wittgenstein, Rus düşünür özellikle dilbilim ve tıpkı kitabın yazarı gibi Marksist edebiyat kuramcısı çağdaş bir filozof olan Mihail Bahtin’in kardeşi St. Petersburg Üniversitesi’nde dil felsefesi okumuş bir Rus aristokrat olan ve tarihe sınıf perspektifi yerine ahlaki bir perspektifle bakan Nikolay Bahtin. Son olarak Dublin denilince ilk akla gelen İrlandalı yazar J. Joyce’nin ünlü yapıtı Ulysses’in iki kahramanından biri olan Leopold Bloom.
Kitabın temel konusu, “tarihi alınmış, sömürgeleştirilmiş, kan dökülerek baskılanmış ama diline dokunulamamış bir ırkın, İrlandalı olmanın” acı hikayesi. İngiltere-İrlanda karşıtlığı ve İngiltere’nin baskın kötülüğü, Katolik-Protestan çatışması Connoly üzerinden anlatılıyor. Bu anlatıya Wittgenstein’ı dahil etmek sanırım onun 20. yüzyılın en önemli filozoflarından olması, Yahudi kökenli olup Katolik eğitim görmesi ve dil felsefesi ile ilgilenmesi sebebiyledir diye düşünüyorum. Keza Mihail Bahtin’in kardeşi de akademisyen ve yahudi olması nedeniyle olabilir. Kurmaca içindeki kurmaca karakter L. Bloom da Yahudidir, çünkü yazar iki ırkın dünya üzerinde ezildiğini, bu ırklardan birisi İrlandalılar diğeri ise Yahudilerdir diye düşünmektedir.
Roman kurmaca ama gerçekler üzerine kurulmuş, İngilizlerin İrlandalılar ile olan yıllara dayalı ezen-ezilen tablosuna renk katan Wittgenstein’ın muhteşem diyalogları, Buharin’in Çarlık Rusyası, Ekim Devrimi ve Yahudiler için yaptığı yorumlar ve tabii ki Ullyses’in Dublin’in romanı olduğunu söyleyen İrlandalı yazar James Joyce’un romanda kendi olgunluk dönemini anlatan L.Bloom’un katkıları ile renklenen bir kurmaca. Bertrand Russell ve yazarın okuduğu Cambridge’e bağlı Trinity College’e dair bölümler de çok zekice yazılmış. Dilin önemine sıklıkla vurgulayan yazar “dünyaya alkışlamaktan küfür etmeye kadar birçok biçimde tutunmakta olan dilin” insanların sahip olduğu en büyük kıymet olduğu görüşündedir. Hatta şöyle demektedir; Dilsiz Bir Ülke, Ruhsuz Bir Ülkedir.
Zaman zaman mizah seviyesi gereksiz bir düşüş gösterse de ironi hep üst seviyede sürüyor. Keats gibi yarı İngilizleşmiş İrlandalı edebiyatçılara, Tolstoy ve Dostoyevski gibi kader romanları yazan Rus edebiyatçılarına, hatta Baudlaire gibi kötümser şairlere selam göndermiş T. Eagleton. Viyana, Dublin ve St. Petersburg romanda bahsi geçen şehirler. Şiddet karşıtlığı da sıklıkla vurgulanmakta.
Kitap derinlikli ve felsefik, roman kahramanları çok farklı kulvarlarda da olsalar, okunduğunda ipuçlarını da birlikte getiriyor, bazı yorumlar göz korkutucu görünse de aslında değil. Oldukça beğendim, öneririm.