46..İlk 6 sayfayı devirdikten sonra hikayenin başlarında hayal ettiğim kurguda tamamen yanıldım.Tabi ki bu kötü değil.Sadece -aa evet bu seçenek de vardı dedim.
Bayıldığım şeylerden biri KOZA.Hikayenin gidişatına göre çok üstünde durulmasa da (hikayenin devamı gelirse ayrı) benim başlardaki hayal ettiğim kurguyu düşünerek HADİ KOZA HAKKINDA BİR ŞEYLER ANLAT DAHA DAHA NASIL BİR YER ORASI?? şeklinde okumaya devam ettim.Aslında bakarsan benim mesleğimle alakalı bir durum galiba bu farklı mekanlara karşı hassasiyetim var [ADONİS'teki percha-lachen a çıldırmam gibi :))]
Ve diğer aslında tebessüm ettiğim ve çok hoşuma giden şey ''gençkıran virüsü'' yaşı 30 da sıfırlanan infantların gençkıran* virüsüne sahip olması, bundan güzel virüs ismi bulunamazdı; çok sevdim :))
Diğer bir durum: Hikayenin uzunluğu ile alakalı.Bu KESİNLİKLE yazara bağlı bir durumdur ben sadece okuyucu olarak paylaşıyorum.Gerçekten daha fazla okumak isterdim bu hikayeyi ne bileyim 46'yı Duncan'ı Leo'yu hatta Anka'yı bile daha fazla tanımak isterdim.Bir şeyler eksik kaldı ya da tamamen bu benim doyumsuzluğum :)) (insanım ve doyumsuzum haklıyım) :p napayım çok sevdim en özelinden olan 46'yı <3