Hava gitgide ağırlaşıyor. Her adım ve adımda. Omuzlarım, boynum ve sırtım. Ağır. İlerledikçe ağaçlar sıklaştı. Dağ yamacından vadiye eğiliyorum. Hiç rüzgâr yok. Biraz daha ilerlediğimde sise gömülüyor ayaklarım. Sonradan fark ediyorum, ağzına, dişlerinin arasına sıkıştırdığı dev kaya, vadinin yutkunmasına engel oluyor. Rüzgârdan gizlediği vadiyi beyaz duvakla süslüyor.
Genç öykücü Deniz Tarsus'tan ezber bozan öyküler. Ayrıkotu, hayali bir coğrafyanın insanlarını, yaban hayvanlarını, tek bir canlı gibi hareket eden doğanın gerçeğini anlatıyor öykülerinde. Şiddeti, yoksulluğu, gerçeküstüne sırt çevirmeden ele alıyor. İnsana, insanın içinde yaşadığı çevreden, kendi doğasından sesleniyor; ama gözü olabildiğince farklı şeyler görüyor. Deniz Tarsus'un yarattığı öykü atmosferi, coğrafyayı dönüştürme gücü, dil içerisinde kendine açtığı/açacağı alan, dikkate değer.
1987 yılında Bodrum'da doğdu. Lise öğrenimini Bodrum Anadolu Lisesi'nde aldı. 2005 yılında sinema eğitimi almaya karar verdi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-Tv Bölümü’nü bitirdi.
Dergi ve internet sitelerinde yazıları yayımlanan Deniz Tarsus'un beraberinde kısa filmleri bulunmakta. Antalya Altın Portakal Film Festivali başta olmak üzere birçok festivalde kısa filmleri gösterildi ve bazı ödüller kazandı. İlk öykü kitabı "Ozo Ozo Çakta" Dedalus Kitap, ikinci kitabı "Ayrıkotu" ise Can Yayınları tarafından yayımlandı. Sinema ve edebiyat alanında çalışmalarını sürdüren sanatçı İstanbul'da yaşamakta.
Gezgin bir karakterin farklı ortamlarda farklı yapılar üzerindeki izlenimlerinin sade ve içine çeken bir dil örgüsü ile, temelde doğa olgularının öykünün özüne yerleşik olması eseri ayrıcalıklı kılmıştır. Derinliğinde bedenin görüngüselliğinden sıyrılma çabası, etrafımıza örülmüş cinsel ahlak kalıbına bakışı ve ince yorumu, genele hakim olan ilkel doğal yaşamı sürekli tavisiye edici telkinleri ile benim beğenimi kazanmış oldu.
Okuyucuyu ruhsal olarak zorlayan öyküler barındırıyor kitap, insanı çok farklı yerlere götürüyor. Kitabın Ayrıkotu kısmında bir gezginin gezdiği köyleri biriktirdiği hikayeleri okuyoruz, gezdiği köyler asla basit köyler değil mesela küçükken kaynar suya düşürdüğü oğlu kendini sıradaşı hissetmesin diye kendi de vücudunu tamamen yakmış ve evinde sadece vücudu yanık insanların yaşamasına izin veren bir kadını okuyoruz, gözleri görmeyen yaşlıların yanardağın patlamasını bekleyerek yaşadığı köyü okuyoruz. Kitabın ikinci bölümü 'Öç' ise bana Ulus Baker'in cümlesini hatırlattı : "İnsan yeryüzünün hastalığıdır."
Demek ki günümüzden de çok güzel öykücüler çıkabiliyormuş. Başka yorum yapmaya bile gerek duymuyorum. Favorilerim arasına bir kitap daha eklendi Tarsus'un sayesinde.
Ya ben çok beğendim bu minik hikayecikleri 😍 Deniz Tarsus'tan ilk kitabım, o yüzden dili biraz garip geldi başlarda. Sonradan alıştım. İlginç bir kitaptı.
Bu ay, Ben Murtaza kitabını raflarda görmeye başladık Deniz Tarsus'un. Ben de İt Gözü kitabıyla birlikte sipariş etmiştim. Siparişim daha elime ulaşmadan sahaf raflarında ilk öykü kitabı Aytıkotu'na d3nk geldim. Dedim ki Aslıhan bu bir işaret, sana Mart ayında şahane bir kadın yazar tanıma fırsatı kaçırma. Nitekim öyle de oldu.
Her öykü kitabında öykü dizilimi ve başlığı, alıntısı vs benim küçük okuma dünyamda dev önemlidir. Ha olmasa çok üzülür müsün derseniz hayır ama olursa şahsen ayıla bayıla okurum.
Belki haddim değil ama ben yazarın üç öykü kitabına da ayrı ayrı novella demek istiyorum, hatta Ayrıkotu ile İt Gözü devam gibi tamamlar nitelikte bile geldi. Belki iki kitaba değil diye itiraz kabul etsem de Ben Murtaza açık ara benim kendi halinde okuma dünyamda soluksuz okunan novelladır, asla öyküler demem. (yazarın da affına sığınıyorum.)
Çağdaş edebiyatımızda ne kadar saklı hazineler var anlamanız için okumanız lqzım, bu edebi şölen kaçmaz a dostlar.
İyi ki yazmış, kalemini sağlık diyorum, tavsiyemdir.
Tanrım! Ruhunu oykulerde bulmak bu olmali iste. Ormani, hayvanlari, topragi, seyyahi, yolu, gogu, tuhafliklari, carpik olani, kurtlari, baliklari, avi anlatip ruhumu ihya eden yazara selam olsun. Cok sevdim. Her bir oykuyu. Bir bir. Tek tek. Hepsini. Hicbirini digerinden ayiramayacak kadar. Kurgulari sevdim. Yazarin hayal dunyasi benim dunyama oyle yakin ki, ondan belki. Ayni imgelerde, ayni seslerde bulusmusuz meger. Deniz Tarsus bana diger oykulerini de okutacak. Yasasin orman yasasin kurtlar!
Okuduğum ilgi çekici öykü kitaplarından biri. Tepe noktada. Oldukça başarılı. Okura kattığı "Tunuk" kelimesi içinse ayrı sevilesi. Deniz Tarsus 1987 doğumlu. Öykü yeteneğine imreniyor insan.
Son derece etkileyici bir anlatım ile ilk öykü ile birlikte içine çekiliyorsunuz. Karakterin gezilerini anlatışı ve duygu yoğunluğu yazarın anlatımına olan hayranlığı arttırıyor. İkinci bölümde ise öyküleri doğanın dilinden görüyorsunuz ve bu da her öyküyü birbirinden etkileyici olmasını sağlıyor.
Kitabın başı iyiydi ama sonradan bilemiyorum neden ama, çok sıkıldım kitabın devamını okurken,bir mantık çerçevesinde birleştiremedim anlatılanları.Tamam fantastik olsun,hayali olsun ama saçma olmasın,mantıklı olsun isterim.Ben beğenmedim,boşa zaman kaybı diye düşünüyorum.