“A Little History of Literature” (orijinal adı da aynıymış onu vurguluyorum burada, Alfa'lık bir durum yok) çok İngiliz / İngilizce bir kısa tarih olmuş. Tamam, ağırlıkları tartacak kadar edebiyata hakim değilim ama tüm yazarlara ayrılan bölümler İngiliz yazarlar, diğer birçok bölüm İngilizce eserler üzerinden dönüyor. Balzac, Goethe, Tolstoy ve Dostoyevski’nin bir iki yerde adları geçiyor (nezaketen sanırım). Hırs yaptım indeksi açtım:
(rakamlarımızda +/- olabilir, çok da didiklemedim benim manyaklığımın da bir sınırı var)
William Shakespeare: 40 (helal olsun yiğidime)
Jane Austen: 30
Charles Dickens: 26
Kraliçe Victoria: 23
Virginia Woolf: 17
Geoffrey Chaucer: 15
Thomas Hardy: 15
Eserleriyle birlikte toplarsak oranlar daha da ezici boyutlara ulaşacaktır. Konuyla ilgili başka bir şey dememe gerek yok sanırım. Açıkçası bu durumu protesto etmek amacıyla 3 yıldız verdim. Aslında gayet güzel bölümler mevcut daha fazla puanı hak ediyor diyebilirim.
Yazarın tercihlerini bir kenara bırakıp (nihayet) üzüm peşinde koşmaya başlayabiliriz,
1. Bölüm - Edebiyat Nedir?
"Edebiyat birçok anlayışlı kişinin hayatında önemli rol oynar. Evde, okulda, arkadaşlarımızdan ve daha bilge ve zeki kişilerden bir sürü şey öğreniriz. Ama bildiğimiz en kıymetli şeylerin birçoğu, okuduğumuz edebiyattan gelir. İyi okursak, kendi dönemimizin ve geçmişin en yaratıcı zihinleriyle sohbet etmiş oluruz. Edebiyat okuyarak geçirilen zaman, iyi geçirilmiş zamandır. Hiç kimse bunun aksini söyleyemez. "(13)
Edebiyat nasıl tanımlanır?
"...edebiyatı insan zihninin çevresindeki dünyayı ifade etme ve yorumlama yeteneğinin zirvesi olarak tanımlamak daha yerinde olacaktır." (17)
Neden edebiyat okuruz?
"Çünkü başka hiçbir şeyin başaramayacağı şekillerde hayatı zenginleştirir. Bizi daha insan kılar. Edebiyat okumayı ne kadar iyi ögrenirsek, bunu o kadar daha iyi yapar." (17)
7. Bölüm - Ozan
SHAKESPEARE
Şüphesiz en büyük İngiliz yazar. 👏👏👏👏👏
"Shakespeare’i “açıklamayı” hiçbir zaman başaramayacağız ve bu beyhude bir çaba. Bunun yerine Shakespeare’in başarılarını takdir edebiliriz ve tablo çok eksik olsa da onu İngiliz dilindeki en büyük yazar kılan şeylerin ipuçlarını bulmak için hayatını anahatlarıyla çizebiliriz..." (62)
Birden fazla Shakespeare iddiası vardır bilirsiniz. Yazar bunu makul bulmuyor. (68)
Kitap Tavsiyeleri:
- Kuru Gürültü
- Kısasa Kısas
11. Bölüm - Edebiyatın “Sahibi” Kim?
BASIM, YAYIN VE TELİF HAKKI
“Yazarın emeğinin ürünü olduğu için kitaplardan söz ederken İngilizcede ‘edebi eser’ anlamına gelen ‘work of literature’ ifadesini kullanırız. Yayıncılar bu edebi eserler için İngilizcede 'sahiplik' anlamına gelen ‘title’ sözcüğü kullanılır. Son olarak kitaplar çoğaltılıp satışa sunulduğunda birer ‘kopya’ olur: Şu anda elinizde benim eserimin bir kopyasını bulunduruyorsunuz. Bu tarafların her biri esere farklı biçimde 'sahip olur.' Kitapseverlerin buluştuğu bir parti düşünün. Partinin ev sahibi, zengin kitaplığını göstererek gururlu bir ifadeyle 'Bunlar da benim kitaplarım!' der. Kitaplığı gözden geçiren bir yazar neşeyle 'Görüyorum ki benim kitaplarımdan birine sahipsiniz - hoşunuza gitti mi?' diye sorar. Kitapları inceleyen bir yayıncıysa 'Bizim kitaplarımızdan birçoğuna sahip olduğunuzu görmek mutluluk verici' der. Bir anlamda hepsi haklıdır: Ev sahibi fiziksel objelere, yazar orijinal sözcüklere ve yayıncı da özel formata sahiptir. Bu günümüzde bir kitabın yazılması, yayımlanması ve satın alınmasıyla ilgili birçok farklı kişi ve sürece işaret eder. “ (99)
12.BÖLÜM - Kurgu Evi
“Bütün iyi kurgular gibi Don Kişot da bizi ikilemde bırakır. Ahmak mı yoksa cana yakın bir idealist mi? Bu belirsizlik, öyküden yola çıkılarak genel olarak kullanılmaya başlanan ‘donkişotvari’ sözcüğünde kendini gösterir.” (111)
“... Ancak 1688’de yayımlanan Oroonoko (Soylu Köle) adlı kurgu öyküsü, haklı olarak Behn’in başyapıtı olarak kabul edilir. Arphra Behn, Wesminister Katedraline defnedildi; bu onura layık görülen ilk kadın yazardı. Virginia Woolf, Behn’in mezarının başında ‘Bütün kadınlar birleşip onun mezarına çiçekler bırakmalı… Çünkü kadınların konuşma hakkını Aphra Behn kazandırdı’ demiştir. ” (114)
Henry James romanı "kurgu evi" olarak nitelendirirmiş. (bölüm başlığına ithafen)
15. Bölüm - Romantik Devrimciler
1789-1832 arası diyor. Fransız Devrimiyle başlayan bir süreç. Özünde ideoloji bulunan ilk edebi hareket. İdeoloji dünyayı değiştirmeyi amaçlar, Romantizmin özünde de bu vardır. “Edebiyatın yazılma ve okunma şeklini sonsuza dek değiştirmiştir” der yazarımız.
18. Bölüm - Dev Dickens
“Charles Dickens’ın (1812-70) gelmiş geçmiş en usta İngiliz romancı olduğuna çok az kişi karşı çıkacaktır. ‘Tartışmaya bile gerek’ yok diyebiliriz. Kendisinin eşsiz olduğunu düşünen ve kendini tarif ederken ‘Taklit Edilmez’ sıfatını kullanan Dickens bırakın bu tür bir sorunun sorulmasını, bunun düşünülmüş olmasını bile saygısızlık kabul edip öfkeli bakışlar fırlatabilirdi.” (161)
Bu kadar mütevazi olmasaydın üstadım gerçek sanan olur bak. :)
Yazar Dickens’ın gelmiş geçmiş en büyük romancı olduğunu iddia eder ve bunu beş maddeyle açıklar, kitaptan bakabilirsiniz. (163-169)
Edebiyatın bütün büyük yazarları gibi Dickens da sadece büyük eserler vermekle kalmamış, aynı zamanda başkalarının da büyük eserler vermesine yol açmıştır. (165)
Kitap Tavsiyesi:
- Büyük Umutlar
- Oliver Twist
- Kasvetli Ev
- Müşterek Dostumuz
25. Bölüm - Tehlikeli Kitaplar
EDEBİYAT VE SANSÜR
Milton, ifade özgürlüğünüü işleyen Areopagitica (1644) adlı eserinde şu ifadelere yer verdi:
“İyi bir kitabı öldürmek neredeyse bir insanı öldürmekle aynıdır: Bir insanı öldüren kişi aklını kullanan bir canlıyı, Tanrı’nın suretini öldürür; iyi bir kitabı yok eden kişiyse aklın kendisini öldürür…” (225)
Nerdeyse İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar sansür var her yerde. Fransa'da nispeten az.
Çok güzel bir bölüm, ufuk açıcı. 🤔🤔🤔
29. Bölüm Kendine Ait Bir Edebiyat
WOOLF
“Woolf hayattayken eserlerinin satış rakamları yüzleri geçmemişti.” (262) :(
“Woolf’un Kendine Ait Bir Oda adlı eseri, edebi feminizmin temel metinlerinden biri haline gelmiştir. Woolf bu eserinde kadınların edebiyat üretebilmek için kendi alanını ve maddi gücünü elinde bulundurması gerektiğini ileri sürer. Kadın, evin erkeği için akşam yemeği pişirdikten ve çocukları güven içinde yatağına yatırdıktan sonra mutfak masasında edebi eserler yazamaz... Kendine Ait Bir Oda ateşli bir öfke yüklüdür. Binlerce yıldır edebiyatın dengesini bozan eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve adaleti sağlamak için kararlılığını ortaya koyar. Kadının sesi artık bastırılmamalıdır... (263)”
Mrs. Dalloway üzerinden “bilinç akışı” tekniğinden bahsediyor. O kısımları da incelemeye değer. 267-269 arası.
Kitap Tavsiyesi
- Kendine Ait Bir Oda (İtirafımdır: ben başladıydım buna ama kitap bir türlü başlamadıydı)
30. Bölüm - Cesur Yeni Dünyalar
ÜTOPYALAR VE KARŞI ÜTOPYALAR
“Ütopya tam anlamıyla ‘iyi yer’ demek olan Antik Yunanca sözcüktür.” (270)
Bazı yazarlar da şimdi yaşadığımız dünyadan daha iyisini yaratmaktan uzaklaştığımızı düşünür. 19. Yüzyılda şehirleşme ve Sanayi Devrimi nedeniyle yitirilen romantikleştirilmiş ortaçağ adetlerine duyulan bir özlem vardır. Sadeliğe geri dönüşü savunan bu ütopyalar geçmişe özlem duyar. (271)
“... Edebiyat en çok eleştirel, şüpheci ve açıkça kavgacı bir tutum benimsediği zaman okunur. ‘Karşı Ütopya’ adı verilen eserler, daha canlı bir okuma deneyimi sunar ve okuyucuyu geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki toplumlar hakkında daha fazla düşünmeye sevk eder. ” (272)
“Bradbury açıkça 1930’larda Nazilerin kitapları yakmasından ilham almıştır.” (273)
31. Bölüm - Sihirbazlık Seti
KARMAŞIK ANLATILAR
“Kurgu, hedefi doğru belirlenirse toplumsal bir reformun öncüsü olabilir.” (279)
“Kurgudan hayatımızda bize yardımcı olacak şeyleri seçip alırız. Edebiyat en görkemli haliyle bize hayattaki en önemli şeylerin ne olduğunu gösterebilir…
Ancak burada kurgunun yaptığı en ilginç şeylerden birini ele almak istiyorum: Kurgu kendi kendini keşfeder, kendisiyle oyunlar oynar ve kendi sınırlarını ve becerilerini test eder. Kurgu en çok kendini bilen ve en oyunbaz olan türdür. Bu bölümde kurgunun ‘sihirbazlık setini inceleyeceğiz. Bunlara romanlar hakkındaki romanlar da diyebilirsiniz. “ (280)
“Romanlarını gerçek anlamda paramparça eden yazarlar da çıkmıştır. Örneğin b.S. Johnson, The Unfortunates (1969) adlı romanını ciltlenmemiş bir şekilde yayımlamıştır. Okurlar deste halindeki sayfaları dilediği sırayla okuyabilir. Tam bir sihirbazlık seti. Kütüphaneciler ve okurlar için eğlenceli bir uğraş.” (287)
Kitaba vereceğim puanı arttıracak cinsten bir bölümdü. (artıramadı, domuz gibiyim ya, ver işte dört-beş, yok ya yukarıda Edebiyat Tanrıları var, olur mu öyle hiç)
Kitap Tavsiyesi:
- Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri, Laurence Sterne
- 10 ½ Bölümde Dünya Tarihi, Julian Barnes
- Pamuk prenses, Donald Barthelme
- Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, Italo Calvino
32. Bölüm - Sayfaların Dışında
FİLM, TELEVİZYON VE SAHNEDE EDEBİYAT
“İtalyanca Traduttore, traditore deyiminde ifade edildiği gibi çevirinin orijinal metne ‘ihanet’ olduğu söylenebilir. O halde uyarlama bir adım daha ileri giderek orjinal metnin gülünç bir taklidini mi sunar? Yoksa zenginleştirir mi? …” (296)
33. Bölüm - Absürd Varoluşlar
Edebiyatta en çok merak uyandıran açılış cümlelerinin listesi yapılsaydı, aşağıdaki cümle kesinlikle ilk on içinde yer alırdı:
“Gregor Samsa sıkıntılı ruyalarla geçen bir gecenin ardından sabah gözlerini açtığında kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş halde buldu.” (297)
Kafka veremden 40 yaşında ölmüş. Max Brod vasiyetini dinlese tüm kitapları yakılacak. (298)
Kitap Tavsiyesi:
- Şato, Kafka
36. Bölüm - Büyülü Gerçeklik
Edebiyatın en parlak dönemlerinden biri diyor “Büyülü Gerçeklik” zamanını. Güney Amerika'ya sevgilerle.
Kitap tavsiyesi:
- Teneke Trampet, Günter Grass
- Gece Yarısı Çocukları, Salman Rüşdi
- Mağara, Saramago
40. Bölüm Edebiyat Ömrümüzde... Ve Ötesinde
Edebiyatın geleceği üzerine güzel bir zihin jimnastiği.
Diğer Kitap Tavsiyeleri:
- Moby Dick, Herman Melville
- Soylu Köle (Oroonoko), Aphra Behn
- Gurur ve Önyargı, Jane Austen
- Jane Eyre, Charlotte Brontë
- Uğultulu Tepeler, Emily Brontë
- Ciddi Olmanın Önemi, Wilde
- Tom Amcanın Kulübesi, Harriet Beecher Stowe
- Gazap Üzümleri, John Steinbeck
- Tom Sawyer'ın maceraları, Mark Twain (Twain’le de yeni kapıştık, nasıl olacaksa)
- Huckleberry Finn, Mark Twain
- Adsız Sansız Bir Jude, Thomas Hardy
- Karanlığın Yüreği, Joseph Conrad
- Kapıcı, Harold Pinter
- Rosencrantz ve Guildenstern Öldüler, Tom Stoppard
Not: kitap tavsiyeleri dediğim kısa tarihte geçen kitaplardan benim okumadıklarım arasından seçtiklerim, zaten bir şey de okumamışım. :((