Niye hüzünlenirdi? Oğlu için mi? Selim Beyazıt'ın hayali düşüyor hatıraların üstüne... Hüzün, Kâzım hocaya yabancıydı. Yoksa değil miydi? Kapalı pencereler... Ferda'nın yüzüne kapanmış... Bina onu dışlıyor... Bir zamanlar dışladığı mazi, şimdi Ferda'yı dışlıyor...
Erendiz Atasü'nün yeni romanı Dün ve Ferda, 60'lı yıllardan bugüne uzanan bir dönemi mercek altına alıyor. İlk sayfalarda karşımıza mezuniyetinin verdiği özgürlük sevinciyle havalara uçar bir halde çıkan Ferda, romanımızın ana kahramanı. Atasü, onu yalnızca usta bir romancı kimliğiyle değil, bir toplumbilimci, bir psikolog gözüyle de inceliyor. Aşkları, cinselliği, üniversiteye başlar başlamaz karşılaştığı politik ortam karşısındaki tutumu, sol düşünceye bakışı, tartışmaları, gördüğü baskı ve işkenceyi etraflıca, yaşamı boyunca çevresinde yer almış başka karakterlerle birlikte anlatıyor.
Dün ve Ferda, sol hareketin 90'lara kadar yaşadığı deneyimi ve sonuçlarını tartışması bakımından da üzerinde çokça konuşulacak bir roman.
Erendiz Atasü was born in Ankara in 1947. She graduated from the Faculty of Pharmacy, Ankara University in 1968, and was a professor of pharmacognosy in the same institution until her retirement in 1997.
Her short stories written with a feminist consciousness have been published in literary journals such as Sanat Edebiyat '81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, and Varlık and her essays and articles on literary topics, on women issues, secular society and Republican reforms in journals and dailies such as Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap, Varlık, Papirüs, Cumhuriyet, and Aydınlık.
She has five novels, eight story collections, six collections of essays, and various awards. Some of her short stories have been translated to other languages and been published in anthologies in Great Britain, United States, France, Germany, Holland, Switzerland, Italy , Czech Republic, and Croutia.
Her novel, DAĞIN ÖTEKİ YÜZÜ has been translated into English by the title of THE OTHER SIDE OF THE MOUNTAIN and published in Britain. Her short story collection LANETLİLER has been translated into German and published in Germany by the name of DAS LIED MEERES. Another novel of hers, BİR YAŞDÖNÜMÜ RÜYASI has been translated into GREEK, and published in Greece, by the name of ON EIPO STHAN KLIMAKTHRIO.
Atasü's work has been subject to various literary research from the point of view of both context and form. Problematic themes such as the alternative history of women, surveying the Republican reforms with a feminine perspective, the conceptualization of sexual relationships and feminine sexuality by women themselves; and textualities such as the usage of imagery and language have been worked upon. ************************************
1947'de Ankara'da doğdu. 1968'de Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. Ayni fakültede uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra 1997'de Farmakognozi profesörlüğünden emekliye ayrıldı.
Feminist bilinçle kaleme aldığı öyküleri 1981'den bu yana, Sanat Edebiyat'81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, Varlık gibi dergilerde; edebiyat sorunları, kitaplar, kadın özgürlüğü, laik toplum ve Cumhuriyet devrimleri üzerine deneme, inceleme ve makaleleri Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap Varlık, Papirüs gibi dergilerde, Cumhuriyet, Aydınlık gazetelerde yayımlanmış ve yayımlanmaktadır.
Atasü'nün beş romanı, sekiz öykü ve altı deneme kitabı ve çeşitli ödülleri vardır. Kimi öyküleri başka dillere çevrilmiş, İngiltere, ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan’da yayımlanan öykü antolojilerinde yer almıştır.
DAĞIN ÖTEKİ YÜZÜ adlı romanı İngilizceye çevrilmiş ve İngiltere'de yayımlanmıştır. LANETLİLER Almancaya, BİR YAŞDÖNÜMÜ RÜYASI Yunancaya çevrilip bu ülkelerde yayımlanmıştır.
Atasü'nün yapıtları içerdikleri kadınların öznel tarihi, Cumhuriyet devrimlerinin kadın bireyin gözüyle irdelenmesi, kadın erkek ilişkilerinin ve kadın cinselliğinin kadınlar tarafından kavramlaştırılması gibi izlekler ve sorunsallar açısından olduğu kadar, biçim özellikleri, dil ve imge örgüleri bakımından da çeşitli edebiyatçılar ve edebiyat bilimciler tarafından incelenmiştir.
Ödülleri: Akademi Kitabevi Öykü Birincilik Ödülü 1982, Kadınlar da Vardır Orhan Kemal Roman Ödülü 1996, Dağın Öteki Yüzü Yunus Nadi Öykü Ödülü 1997, Taş Üstüne Gül Oyması Haldun Taner Öykü Ödülü 1998 Taş Üstüne Gül Oyması Dünya Kitap Yılın Telif Kitabı Ödülü 2010 Hayatın En Mutlu An'ı Yunus Nadi Öykü Ödülü 2010 Hayatın En Mutlu An'ı
Yazar ile ilk tanışmam. Sesli kitap olarak bitirdim Dün ve Ferda’yı o yüzden eleştirim ikiye ayrılacak ; sesli kitap deneyimim ve metnin kendisi. Şebnem Ünaldı seslendirmiş hikayeyi ve onun sesini çok yakıştırdımdım kitaba ve kendi ritmime. Sesli olarak güzel aktı kitap. Hikaye Ferda’nın hikayesi. Sosyalist bir kadın Ferda.. Gençliği , aşkları , devrimci ruhu , eczacılık mesleği, depresyonu, anneliği .. Kadın hikayesi okumayı sevdim, hep severdim. Fakat kendiyle çeliyor Ferda , devrimciliğini sorgulattırdı bana.. Belkide yazarın yapmak istediği bu bilemiyorum ama emin olamama hissini uyandırdı bende.Boşlukları var, git gelleri var. İstediğim netliği alamadım . Bütünüyle güzel kitaptı. Favorilerden değil ama sürükleyici idi. Ne olacak diyerek okudum hep.Yazara devam etme isteğim de var :)
Yazarın okuduğum iki kitabının arasına yerleştiriyorum bunu. Bence B.B.D G. çok daha güzel ama bu da D.Ö.Y.'den daha güzel.
Sesli kitap olarak dinledim. Bunun negatif bir yönü oldu, bu kitapta çok koptum. Bu benim eksikliğim, tabii yazarın değil.
En sevdiğim bölüm karakterlerin toplanıp yazarı cekistirdikleri kısım oldu. Çok muzip, sevimliydi. Bir kez de karakterler birbirlerine girdi, normalde soylemedikleri şeyleri birbirlerine söylüyorlardı. Hocasına saygıda kusur etmeyen Hürriyet hanım, Kazım beye defol git diye bağırıyordu mesela, bu da sahne arkası gibi bir şey olmuş. Onun dışında normal seyrinde ilerledi roman. Dönek solcu Ferda'nin çevresinde gelişti bütün kitap. Erendiz Atasü'nün bu yönüne hayranım. Şu doğrudur, bu böyledir demeden sadece anlatarak okuyucuya bırakıyor yorumu. Her uçtan karakterler vardı kitapta, hatta Ferda'nin kızı da apolitik gençlik rolünü almış. (Kızının adının Barış olması da sevindirici bir sürpriz oldu bana). Her karakter kendince anlatıyor dünyayı algilayisini. Nasreddin Hoca gibiydim, birini dinleyince ona sen haklısın diyordum, ötekini dinleyince de ona sen haklısın diyordum. Herkes hakli. İsteyen dünyayı değiştirmek için cabalamakta bulsun hayatin anlamını, isteyen eylemsizlikte, kendi bencil dünyasında. Bütün argümanlar, karşıt argümanlar sunulmuş, karakterler sürekli didisiyor birbiriyle. Hatta yazara soyletiyorlar sen Ferda karakterini sevmiyorsun, dönek solcuyu anlayabilmek için yarattın bu karakteri diyerek, o da evet ben yazarak anlayabiliyorum insanları diyor. Ferda, yarın demekmiş. O yüzden kitabın adı dün ve yarın gibi. Bir tek Ferda'nin anne ve babasıyla hikayesini çözemedim, bir baba özlemi, bir anne-kiz çatışması var ama ben anlayamadım neden.
Bir de bizim bugün kullandığımız ghosting terimi yerine hiclemek diyor yazar. Ba-yil-dim. Türkçesine zaten her kitabında hayran kalmıştım. Sade, akan, dolu, zengin, doyuran bir anlatımı var. Hep güzel bir ekmeğe benzetiyorum böyle Türkçeyi. Bazı yazarların Türkçesi gibi kof bir ekmek değil.
Akıcı ve aynı zamanda yer yer durağan bi kitap. Yazar karakteri suyunu çıkarana dek incelemiş. Kendisine de taş atmış (sevmedim burayı pek, beni belirli bi yöne ittirdi) sosyalizmi, eczacılığı bol bol anlatmış. Yazar karakterlere 'ne salaksın sen' dedirtmek için çok çaba harcamış bence. Başardı da... Sonuç iyi güzel okuyun ama Ferda içinizi bayacak biraz. (Keşke şu virgüller az olsaydı ama. Bi ara her kelimeden sonra taramalı gibi geldiler.)
Not:Bu kadar iletişim yoksunu bi insan görmedim...
iki yıldız verirdim de, benim için iki yıldız "zaman kaybı" demek, o kadar da değil. fazla özensiz, fazla dağınık. bir şeyler söylemeye çalışıp söyleyemiyor.
Ferda Başarır, Özdemir Gerçeker, Barış, Selim ve Kazım Beyazıt, Hürriyet Berkman, kilisedeki adam ve hatta Doktor Frau Mendelsohn... Kendilerini ve diğerlerini -yazar da dahil olmak üzere- bazen de kendi değerlerini sorgulayan karakterler. Çeşitli soruların aklımda dönüp durduğu bir dönemde beni doğru anda yakalamış bir kitap.
"Dün ve Ferda, sol hareketin 90'lara kadar yaşadığı deneyimi ve sonuçlarını tartışması bakımından da üzerinde çokça konuşulacak bir roman." (Arka kapaktan)
Bu parça/cık hakkında derinlikli bir değerlendirme yapmam mümkün değil ancak asıl başarılı bulduğum kısım sosyal olayların bireylerin dünyasındaki yansımalarından ziyade bireysel çözümlemeler ve geri dönüşlerle zenginleştirilmiş akış.
Yazar; bireyin kendisiyle, toplumla, dünle-bugünle-yarınla çatışmasını; bu çatışmalardaki rol değişimlerini, kendini kandırma pahasına inandıklarından sapmasını, fakat bunu yine inandıkları uğrunda yaptığını savunmasını güzel örneklemiş. Karakterleri inandırıcı, hayatın içinden sağmış. Ferda da Kâzım da Hürriyet de Özdemir de mahallelerimizde yaşayan insanlar. Kitabın 2. ve 3. bölümlerinden itibaren daha önce karşılaşmadığım bir yöntem kullanılmış. Karakterler yaşananları birbirleriyle konuşuyorlar ayrı bir düzlemde. Bu hem kitaba dair kişisel yorumumu yönlendirme etkisi barındırsa da hem de keyif verici bir okuma sağlıyor.
Bir solukta okunan ama bir solukta hazmı imkansız bir ''fikirler ve meseleler'' romanı Ferda karakterini aynı anda hem sevip hem nefret ettiren, izimler hakkında olabilen en yalın şekilde fikirlenim sağlayan bana göre son dönemin en kaliteli romanlarından. Özellikle yazarın araya sıkıştırdığı ''Sanal ortamda'' başlıklı bölümlerde yaptığı özeleştiriler romancılık için yeni bir teknik olabilir.