Babamın suratı asılırken cevap nedense annemden geldi: “Hayır kızım. Polis olayı aydınlatmak için çok çalıştı ama hiçbir sonuç̧ elde edilemedi. Faili meçhul bir dosya olarak kaldı.”
“Biraz tuhaf değil mi? Bu denli ünlü bir adamı öldürmeye kalkışanlar nasıl olur da yakalanmaz ve dosya kaldırılır?” diye söylendim.
Annem cevap vermedi, sadece babama kısa bir bakış̧ attı. Bu defa anneme sordum: “Peki Fazıl Bey babamla ilgilendi mi?”
Elimde olmadan içimi kıskançlık hissi kapladı. Genç̧, yakışıklı ve zengin bir adamdı. Kim bilir hayatına kaç̧ kadın girmişti. Bunu kabullenmek zorundaydım. Yine de içimde kök salan kıskançlık duygusunu kolay yenemedim. Benim için o ilkti. Onun son sevgilisi olacaksam, bunun en az onun ilkim olması kadar kıymetli olacağına karar verdim. Batu’nun geçmişine değil ikimizin geleceğine odaklanmalıydım.
Osman Aysu, 1936'da İstanbul'da doğdu. Üç asırdan beri İstanbul'da yaşayan bir Osmanlı ailesine mensup olan yazar, ilk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.
1994 yılından bu yana kaleme aldığı polisiye ve gerilim romanlarıyla tanınıyor. At Kuyruklu Adam, Cellat, Çöl Akrebi, Şeytanın Maskesi, Güvercin Kayalıkları, Kurt Sığınağı, Lenin'in Mangası, Londra-Moskova Hattı, Sorguç, Yanık Yüz, Miras, Bir Aşk Masalı, Karanlıkta Fısıltılar, Kuşkunun Ötesi, Rapsodi, Nemrut'un Gazabı, Sır Duvarları adlı kitapları vardır.
Tanıdık bir hikayeden yola çıkmış Aysu. Ama ayrıntılar yarine oturmamış. Neyse uzun zamandan beri bir Osman Aysu kitabı okumamıştım. Heyecanla okudum diyebilirim. Beklediğimi buldum mu sorusuna gönül rahatlığıyla ‘evet’ diyemem ne yazık ki.