What do you think?


Türkçe Reçete
Dogan Kardes Dizisi ile Turk edebiyatina renkli bir giris…Turk oykuculugunun en onemli yazarlarinin oykulerinden yapilan secmelerle hazirlanan Secme oykuler dizisinin yeni kitabi omer Seyfettin'den. Cocuklarin ve genclerin, onemli yazarlarimizin en guzel oykuleriyle bulusmasini saglayan kitaplarin her biri uzmanlarca hazirlaniyor ve yazarlari tanitan ozel metinlerle sunuluyor. "omer Seyfettin, hic unutamadigimiz, unutamayacagimiz herkese gore degisecek on bes kadar oykusuyle, merak etmeye deger ve siradanlikla "olaganustu" denilebilecek ozellikleri bir arada barindiran yasam oykusuyle ve diger urunleriyle kendisini olumsuz kildigi gibi bize de kusaklar boyunca oykuseverligin yolunu acti; Ant'la, Falaka'yla, Kasagi'yla ve daha bircoklariyla bir Turkce klasigine donustu.Bu kucuk secki de az yasamis bir oykucu icin, okundukca yasamaya devam etsin diye, hazirlandi."Ince Sayfa 112Baski 2016 Sayfa 85Baski 2010 Yapi Kredi Yayin
112 pages, Paperback
First published January 1, 210
About the author
Ömer Seyfettin
300 books84 followersÖmer Seyfettin was born in 1884 in Gönen. He wrote under various aliases such as Ayas, Camsâp, C. Nazmi, C. Nizami, Ç. Kemal, F. Nezihi, Feridun Perviz, Kâf-ı Farsî, Kaygusuz, M. Enver, M. Enver Perviz, Ömer Perviz, Süheyl Feridun, Tarhan, and Tekin. Just like his father, Ömer Seyfettin was educated at the Kuleli Military Academy, and it was in this school that his love for literature bloomed. Some poems that he wrote during this period appeared in the publications Kadın and Bahçe. Following the declaration of the second constitutional monarchy, he was assigned to Thessalonica, and witnessed the awakening of nationalistic feelings among Balkan tribes.
In 1911 Omer Seyfettin cofounded a literary and cultural magazine entitled Genç Kalemler (Young Pens) with Ziya Gokalp and Ali Canip in Salonica.[4] Seyfettin began the early efforts in using Turkish in his literary output as opposed to Ottoman Turkish, as he outlined to Ali Canip in a letter.[5] He was recalled to the army under mobilization orders at the beginning of the Balkan War and after his units were defeated in Yanina in January 1913, he spent approximately 12 months in Greece as a prisoner of war.[6] After his release from captivity at the end of 1913, he returned to Constantinople, and was nominated the executive editor of the Türk Sözü, a publication which was related to the Committee for Union and Progress.[6] In 1914, after leaving the army for the second time, Omer Seyfettin became a literature teacher in an Istanbul High school. He became, also in 1914, the chief-author (Bashyazar) of the magazine Türk Yurdu. Between the years 1914 and 1917 he mainly wrote turanist poems, which were published in the outlets such as Tanin, Türk Yurdu or Halka Doğru. In 1917 he was to publish most of his literary work, which included a wide array of short stories. From 1919 to 1920 he published articles in Büyük Mecmua which was a supporter of the Turkish independence war. He died of diabetes in 1920, at the age of 36.
In 1911 Omer Seyfettin cofounded a literary and cultural magazine entitled Genç Kalemler (Young Pens) with Ziya Gokalp and Ali Canip in Salonica.[4] Seyfettin began the early efforts in using Turkish in his literary output as opposed to Ottoman Turkish, as he outlined to Ali Canip in a letter.[5] He was recalled to the army under mobilization orders at the beginning of the Balkan War and after his units were defeated in Yanina in January 1913, he spent approximately 12 months in Greece as a prisoner of war.[6] After his release from captivity at the end of 1913, he returned to Constantinople, and was nominated the executive editor of the Türk Sözü, a publication which was related to the Committee for Union and Progress.[6] In 1914, after leaving the army for the second time, Omer Seyfettin became a literature teacher in an Istanbul High school. He became, also in 1914, the chief-author (Bashyazar) of the magazine Türk Yurdu. Between the years 1914 and 1917 he mainly wrote turanist poems, which were published in the outlets such as Tanin, Türk Yurdu or Halka Doğru. In 1917 he was to publish most of his literary work, which included a wide array of short stories. From 1919 to 1920 he published articles in Büyük Mecmua which was a supporter of the Turkish independence war. He died of diabetes in 1920, at the age of 36.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
February 20, 2022
“Zor zamanların öykücüsüdür Ömer Seyfettin; insan, çevre ve olayların olağanüstü ortamlarda biçimlendirdiği bir kimlik…” (7)
“Arı dil akımının birkaç öncüsünden biri kabul edilen Ömer Seyfettin’in yazdıkları, yazıldıkları dönemin izlerini taşır. Onun sevilerek okunan öyküleri, tarihe bakışının yansımalarını sergileyenlerle, çocukluk anılarına, mizah öğeleri ağır basan kısa öykülerin kurgusuna ve kimi folklorik söz değerlerinin bir tür öyküsel ispatına dayananlardır.” (8)
“Nasihat, hazır bir akıl demektir.” (36)
“Bildiğini hatırlamak yeniden bir şey öğrenmek kadar faydalıdır.” (37)
“İçinde “mukaddes ateş”ten bir şule bulunan her mucit gibi para için değil, sanatı, sanatının zevki için çalışıyordu.” (46)
“Yahudi’nin, on kuruşa aldığı ekmeği iki mecidiyeye sarmak fırsatını kaçırmak elinden gelmezdi. Çok düşünemedi. Neşelendi.” (68)
“Servet Bey Türkiyeliydi. Fakat Avrupalıların “Gündüz cefa, gece sefa” düsturunu kabul etmişti.” (93)
“Gözümüz kulağımızdan giren yalanları görür.” (94)
Aradan geçen 100 küsür yıla rağmen hala rahat okunabilen, merak uyandıran, sade öyküler. Halkın anlayabileceği bir Türkçe kullanmaya önem vermesi öykülerinin okunabilirliğinde etkili olmuş. Merak uyandıran ve değerleri vurguladığı öyküleri bir yana çocukluk anıları özellikle yazarının iç dünyası açısından ilgi çekiciydi. And’ı, Kaşağı’yu, Falaka’yı okuduktan sonra bu kadar travmatik olayları yaşayan birinin bunları bu kadar sade anlatabilmesi dikkate değer. Sabri Koz önsözde “çocukluk cennetinden olaylar” demiş ama bu seçkideki anılar hayli trajik. “…hayattaki her gülünç şeyin altında görünmez bir facia yok mudur?” diyor yazar. Köpekten korkunca evdeki yardımcılarının korku damarlarına bastığını söylüyor. Ne ola ki acaba korku damarları?
Çocuklara, gençlere yönelik bir seçkiye uygun olarak bugün anlamı hemen bilinmeyecek kelimelere açıklama düşülmüş. Ancak ne kelimeler koyu yazılmış ne de bir işaret konmuş.
Samanuğrusu - Samanyolu / akla yelken etmek
“Arı dil akımının birkaç öncüsünden biri kabul edilen Ömer Seyfettin’in yazdıkları, yazıldıkları dönemin izlerini taşır. Onun sevilerek okunan öyküleri, tarihe bakışının yansımalarını sergileyenlerle, çocukluk anılarına, mizah öğeleri ağır basan kısa öykülerin kurgusuna ve kimi folklorik söz değerlerinin bir tür öyküsel ispatına dayananlardır.” (8)
“Nasihat, hazır bir akıl demektir.” (36)
“Bildiğini hatırlamak yeniden bir şey öğrenmek kadar faydalıdır.” (37)
“İçinde “mukaddes ateş”ten bir şule bulunan her mucit gibi para için değil, sanatı, sanatının zevki için çalışıyordu.” (46)
“Yahudi’nin, on kuruşa aldığı ekmeği iki mecidiyeye sarmak fırsatını kaçırmak elinden gelmezdi. Çok düşünemedi. Neşelendi.” (68)
“Servet Bey Türkiyeliydi. Fakat Avrupalıların “Gündüz cefa, gece sefa” düsturunu kabul etmişti.” (93)
“Gözümüz kulağımızdan giren yalanları görür.” (94)
Aradan geçen 100 küsür yıla rağmen hala rahat okunabilen, merak uyandıran, sade öyküler. Halkın anlayabileceği bir Türkçe kullanmaya önem vermesi öykülerinin okunabilirliğinde etkili olmuş. Merak uyandıran ve değerleri vurguladığı öyküleri bir yana çocukluk anıları özellikle yazarının iç dünyası açısından ilgi çekiciydi. And’ı, Kaşağı’yu, Falaka’yı okuduktan sonra bu kadar travmatik olayları yaşayan birinin bunları bu kadar sade anlatabilmesi dikkate değer. Sabri Koz önsözde “çocukluk cennetinden olaylar” demiş ama bu seçkideki anılar hayli trajik. “…hayattaki her gülünç şeyin altında görünmez bir facia yok mudur?” diyor yazar. Köpekten korkunca evdeki yardımcılarının korku damarlarına bastığını söylüyor. Ne ola ki acaba korku damarları?
Çocuklara, gençlere yönelik bir seçkiye uygun olarak bugün anlamı hemen bilinmeyecek kelimelere açıklama düşülmüş. Ancak ne kelimeler koyu yazılmış ne de bir işaret konmuş.
Samanuğrusu - Samanyolu / akla yelken etmek
October 11, 2022
Türkçe öykü dendiğinde zihnimde canlanan ilk isimdir, Ömer Seyfettin. Şahsi görüşüm Türk öyküsünün mihenk taşı olduğudur. Hastalık ve tedavi süreci yürek sızlatan cinstendir. Zamane şartlarının imkansızlığı, hastalığının tam anlaşılamamasına, yanlış tedaviye ve sonucunda ülkenin bu büyük değerini erken yaşta kaybetmemize neden olmuştur.
Edebiyat tarihimiz açısından büyük bir öneme sahiptir. Sadece yazdığı öykülerle değil, yazdığı öykülerde kullandığı sade ve anlaşılır dille "Yeni Lisan" akımını başlatmış, milli edebiyat vücuda getirmek için, milli bir lisan gerektiği tezini savunmuştur. Yazdığı öykülerde halkın sıkıntı ve dertlerine, iyi ve kötü yönlerine değinmiş, milli duygulara da hitap etmiştir..
Ömer Seyfettin'i çocuk hikayeleri yazan biri olarak düşünmenin büyük bir hata olduğu kanısındayım. Umarım herkes okur ve gereken kıymet ve değeri gösterir...
Edebiyat tarihimiz açısından büyük bir öneme sahiptir. Sadece yazdığı öykülerle değil, yazdığı öykülerde kullandığı sade ve anlaşılır dille "Yeni Lisan" akımını başlatmış, milli edebiyat vücuda getirmek için, milli bir lisan gerektiği tezini savunmuştur. Yazdığı öykülerde halkın sıkıntı ve dertlerine, iyi ve kötü yönlerine değinmiş, milli duygulara da hitap etmiştir..
Ömer Seyfettin'i çocuk hikayeleri yazan biri olarak düşünmenin büyük bir hata olduğu kanısındayım. Umarım herkes okur ve gereken kıymet ve değeri gösterir...
July 25, 2018
5/5
Ömer Seyfettin birçoğumuz için çocukluğunun, ilk ve ortaokul yıllarının yazarıdır. Onun kitapları okulda bize okutulan kitaplardı ve bu yüzden okuduğum hikayelerin hepsinin ana iskeletini biliyordum. Hatta bir tanesi yıllar sonra bile hikayeyi hatırladığım ama yazarın Ömer Seyfettin olduğunu unuttuğum bir hikayeydi.
Türkçe Reçete'yi okumak geçmişinize dair herhangi bir şey yapmak gibi, çocukluğunuza dönebilmek gibi eşsiz zevk veren bir şeydi.
Bundan sonra okuyacağım birkaç Ömer Seyfettin kitabı daha olacak diye umut ediyorum.
Ömer Seyfettin birçoğumuz için çocukluğunun, ilk ve ortaokul yıllarının yazarıdır. Onun kitapları okulda bize okutulan kitaplardı ve bu yüzden okuduğum hikayelerin hepsinin ana iskeletini biliyordum. Hatta bir tanesi yıllar sonra bile hikayeyi hatırladığım ama yazarın Ömer Seyfettin olduğunu unuttuğum bir hikayeydi.
Türkçe Reçete'yi okumak geçmişinize dair herhangi bir şey yapmak gibi, çocukluğunuza dönebilmek gibi eşsiz zevk veren bir şeydi.
Bundan sonra okuyacağım birkaç Ömer Seyfettin kitabı daha olacak diye umut ediyorum.
November 30, 2021
Yazım tarzı, konuları falan güzeldi ama ben hikaye sevmediğimden 1 puan kırdım.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews


