Arayan bilinmeyen bir numaraydı.
Can havliyle açtı.
"Geliyorum," dedin, "Bırak şu usturayı elinden!"
4/5⭐️⭐️⭐️⭐️
İsmi ve konusuyla ilgimi havada kapıp büyük bir merakla başladığım bir kitap oldu. Ayrıca ömrüm boyunca unutamayacağım bir kitaptı kendisi çünkü ilk defa mecazi anlamda değil, fiili anlamda bayıldığım bir kitap olarak tarihe geçti. Kitap Ayaz ve Ela karakterleri üzerinden anlatılıyor. İkisi de birbirinden farklı özelliklere, hayat tarzlarına ve kişiliklere sahip iki karakter. Bir sinema salonunda yolları kesiştikten sonra Ayaz'ın kendini şaşırtacak kadar Ela'dan etkilenmesi üzerine ikisi tekrar ve tekrar sessiz sakin o sinema salonunda bir araya gelirler. Kitabı benim için unutulmaz kılan olaysa Ayaz'ın hayatta olduğunu kendini hatırlatmak için parmağını kesmesini yazarın detaylı bir şekilde anlatmasıyla vuku buldu. Böyle mozaşist bir durumun adım adım anlatılması, o kanın her yere fışraması ve sonrasında temizlenmesini tek tek anlatılırken ve ben de bir güzel okurken anlamadan fazlasıyla etkilendim. Böyle olunca tansiyonum düştü ve harika bir bayılma anısı daha yaşamış oldum. Kendime geldiğimde buna sebep bulabileceğim tek suçluysa çantamdaki Babaannemin Usturası kitabıydı. Böylece bu kitap benim için gerçekten unutulmaz oldu. Kalan yarısını daha sakin kafayla, en azından oturarak ve kanlı kısımları hafiften atlatarak okuyunca başka bir tehlike yaklaşmadan kitabı bitirebildim. Olay örgüsünü ve yazarın anlatım tarzını çok ama çok beğendim. Kitap bittiğinde tek hissettiğim bana yetmediğiydi. Keşke daha uzun olsaydı ve bu garip ama heyecanlı kitapta en azından birkaç bölüm daha okuyabilseydik.. Yazarın bir diğer kitabı olan Lilith'i de okumayı çok istiyorum. Size de keyifli okumalar dilerim. Kandan etkilenen okurların dikkatine, metroda ayakta okumayınız :)