Türk edebiyatının özgün ismi ve deneme türünün öncülerinden Salâh Birsel, Paf ve Puf'ta dili, üslubu ve hikâyeciliğiyle yine o bildik sanatını konuşturuyor.
Salâh Bey'in yazınında zaman, mekan, coğrafya ve sınırlar kalkar, hiç bilinmeyen anekdotlara ya da çok bilinen ama hiç böyle anlatılmamış bilgilere kapı açılır; tüm dünya dolaşılır. Ama düşünceli bir yazar olduğundan arada da okura nefes aldıracak molayı tereddüt etmeden verir.
İspanyol sömürgelerinden Kızılderililere, polisiye romanların ve karakterlerinin çözümlenmesinden Ahmet Mithat Efendi'nin Avrupa gezisine, tarihi işkence yöntemlerinden Hitler'in psikolojisine, Abdülaziz'in tahttan indirilmesinden Namık Kemal'e, Abdülhamit'e, Ziya Paşa'ya, Nef'i'ye, Nevres'e, Fransız toplumcularına, Aztekler'e... ulaşılmamış coğrafya ve anlatılmamış kişi bırakmıyor Birsel. O tarihin dehlizlerinde, edebiyat ve edebiyatçıların gizlerinde dolandıkça okura da bu gösterişsiz ama güçlü anlatımın keyfini çıkarmaktan başka seçenek kalmıyor...
1919 yılında Bandırma’da doğdu. Orta öğrenimini İzmir Erkek Lisesi’nde, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde tamamladı. Salâh Birsel’in 1947 yılında çıkan ilk kitabı olan Dünya İşleri, Orhan Veli ve arkadaşlarının Garip yıllarındaki deneylerine uzak kalmayan bir şairden haber verir. Şairanelikten kaçınma özelliği, ince yergi eğilimleri ve yalın söylenmiş dizelerle yansıtma çabasından gelen bir sadeliktir bu.
Özellikle Hacivat’ın Karısı'nda sözcüklerle şaka eder gibi rahatlayınca, yergiciliği de iyice ortaya çıkar. Öfkesini dişlerinin arasına sıkıştırarak bakarken vuracağı yeri arıyor gibidir. Geçmişle hesaplaşırken de tavrını bırakmaz. Kendine özgüyü kişileştirme amacına çok bağlı olduğu için, yaman bir simgeci olarak tanınmış ve aynı zamanda sözcük üreticisi olmuştur.
Toplum işlerini geçmiş dönemlerin kişi ve kavramlarını kullanarak çağrışım yoluyla vermeye çalışırken duyarlılığını gizleyemediği de olur.Haydar Haydar'da topladığı şiirlerde de görebiliriz bunu. Özellikle Yunus Emre, Ölüyoruz Siz Güzelleşin, Kumrular Gibi Paralar'da, nükteden çok çelişkileri aramış, bu durum, bir yanında birikmiş olan hüzünlerin, acıların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Salâh Birsel’in şiirimize, yeni bir estetik kazandırma uğraşında gösterdiği çabaların değerinin yanı sıra, kendine özgü mizah öğeleriyle yarattığı şiirin yeri ve önemi de yadsınamaz. 1999 yılında öldü.
Nedir, deyip birçok şeyden ve kişiden bahsediyor, Namık Kemal, Ali Süavi, Ziya Paşa, Abdulhamit, Léautaud, SherlockHolmes, Virginia Woolf, Agatha Christie, Jack London, Henry Miller liste uzuyor. Bilgi boca ediyor, görüşlere boğuyor. Kitap yedi sekiz bölümden oluşuyor ama ağırlıklı olarak, "Öldürmek insanların başlıca içgüdüsüdür." savı ile işkencelerden ve insan kıyımlarından bahsediyor: Türkiye'deki işkenceler(kitap 1981 yılında yayınlanmış), Korkunç Ivan, Kazıklı Voyvoda, Romalı Neron, naziler, kızılderilileri katleden İspanyollar, kelle uçurmalar, diri diri yakmalar, deri yüzmeler, kazığa geçirmeler, meme kesmeler... Değişik, metin içindeki gidişatı değiştiren deyimler kullanılmış: Çarmakçur olmak, lir ile ırlayıp durmak, gönül fıştıklamak, helvanın üstüne bastırmak, firuze oturtmak. Ölmek - Ömür eteği kısalmak, kıkırdamak, bamburukları sökülmek, kalıbı dinlendirmek. Deneme türünün güzel bir örneği diyebilirim.
Salah Birsel'in tarihteki ünlü işkencecilerden tutun Avrupa'ya ilk turistik amaçlı gezi yapan Osmanlılara, polisiye yazarlarından Namık Kemal'e kadar milyonlarca bilgi verdiği denemeleri yine müthiş.
kitabı ikinci kez okudum. Salah Birsel kitaplarını ömrüm yettikçe döndüre döndüre okuyacağım sanırım. Elime aldım bırakmamacasına ne diyim.
Salah Birsel'in tarzını Eduardo Galeano'ya çok benzettim bu kitapta, o yüzden okuduklarım arasında en sevdiğim eseri bu oldu diyebilirim. Kitapta yer alan denemelerin benim ilgi alanlarımla eşleşmiş olması da kitabı sevmemde bir diğer etken. Tarihi kişilere ve olaylara farklı bir bakış açısıyla bakmamızı sağlıyor. Özellikle tarihi işkence yöntemleri ile ilgili olan deneme oldukça başarılıydı.
Hani laf lafı açtı denir ya, o iş hiç bu kadar iyi yapılmamıştır. İlk bölüm işkence hakkında, can acıtıyor, evet, ama bunun dışında gayet keyifli. Deneme adıyla hızlandırılmış filmler izletiyor bize. Tadını damakta bırakacak şekilde dalıp çıkıyor mevzulara. Bu kitabını değilse bir başkasını, ama Salah Birsel'i mutlaka okuyun. =)