Michael Burawoy was a British sociologist working within Marxist social theory, best known as the leading proponent of public sociology and the author of Manufacturing Consent: Changes in the Labor Process Under Monopoly Capitalism—a study on the sociology of industry that has been translated into a number of languages. Burawoy was a Professor of Sociology at the University of California, Berkeley. He was president of the American Sociological Association in 2004. In 2006–2010, he was one of the vice-presidents for the Committee of National Associations of the International Sociological Association (ISA). In the XVII ISA World Congress of Sociology he was elected the 17th President of the International Sociological Association (ISA) for the period 2010–2014.
İşçiler emeklerini değil emek güçlerini, yani bir anlamda kapasitelerini satarlar. Emeğin emek gücüne dönüştürülme sürecini görebilmek için üretim alanına girmek zorundayız. İşte Burawoy de kendisini bu alanda sadece mecazen değil bizzat somut olarak konumlandırmış. Doktora tezini yazabilmek amacıyla, 1974 yılında, ABD'de çok uluslu bir şirketin motor bölümünde makine operatörü olarak 10 ay boyunca çalışmış. Burawoy kitabı 1985'te yazıyor. Yani Avrupa solunda sanayi işçi sınıfının merkeziliğinin açık açık tartışılmaya başlandığı, yeni toplumsal hareketlerin giderek yükselişe geçtiği yıllar bunlar. Burayow'un ise temel dertlerinden bir tanesi, yükselen bu dalgaya karşı doğrudan cephe almak. Sanayi işçi sınıfının, mücadelenin merkezinde olması gerektiğini ve bu mücadelenin de temelde üretim süreci tarafından şekillendirildiğini savunuyor. Burawoy bir başka temel müdahalesinde ise, üretim ilişkilerini sadece ekonomik ve teknik meselelerden ibaret olarak Marksist ortadoksiye cephe alıyor. Üretim ilişkilerinin de politik ve ideolojik ilişkileri sürekli yeniden ürettiğini, üretim ve siyaset arasında yaratılan ayrımın kapitalist bir kurgu olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla sosyalist mücadele sürecinde sadece devlet siyasetine odaklanmanın yeterli olmadığını, üretim sürecindeki ilişkileri de kökten dönüştürmenin gerektiğini belirtiyor. Kendisi Althusser ve Poulantzas'ın isimlerini de zikretse de, bence tez üzerindeki en önemli teorik ilham Gramsci'den geliyor. Burawoy'un bakış açısına iki ayrıntıda eleştiri getirilebilir bence. İlk olarak, beyaz yakalı işçilik gibi mefhumu kitabın herhangi bir yerinde göremiyoruz. İşçilik mavi yakalılıkla sınırlandırılmış ve beyaz yakalılar kadraja girdiğinde ancak üretim sürecini denetleyen unsurlar olarak görünüyorlar. Halbuki, çok eleştirdiği Braverman'ın vasıfsızlaşma tezi bence bu konuda daha öngörülü ve açıklayıcı bir yaklaşım sunuyor. İkincisi, Braverman'ı haklı olarak işçinin öznelliğini görmediği için suçluyor ancak bence kendisi de üretim alanının ve sürecinin, işçinin fiziksel ve entelektüel kapasitesi üzerinde yarattığı tahribatı küçümseyerek hata yapıyor. Dolayısıyla Braverman ve Burawoy'u birbirinin karşısına koymak yerine, birbirlerinin eksiklerini kapatan iki "emek süreççisi olarak düşünmek çok daha mantıklı olabilir.
Burawoy’un analizi birkaç yönüyle emek sürecine yönelik diğer analizlerden ayrılıyor. Öncelikle Burawoy emek sürecini üretim siyaseti, fabrika rejimleri ve devlet siyasetini kapsayan büyük resmin içine yerleştirerek ekonomik indirgemecilik eleştirisinin üstesinden geliyor. İkinci bir fark, Burawoy’un analizi kapitalist sistemdeki politik belirlenimi ve fabrika rejimlerinin evrimini anlatırken sosyalist ülkelerle karşılaştırma yapıyor, bu analiz yalnızca kapitalist sistemdeki varyasyonları karşılaştırmanın yarattığı kısıtları aşıyor, analizi zenginleştiriyor. Son olarak, farklı ülkelerdeki saha çalışmaları azgelişmişlik, sömürgecilik ve kalkınma bağlamında üretimi şekillendiren dinamikleri gözler önüne seriyor. Hem tarihsel hem de teorik yönden çok zengin, ufuk açıcı bir kitap. İlk değerlendirmenin bu kadar geç gelmesi şaşırtıcı.
Totally dated and full of problems, and yet I am sure I will be referring back to it for years to come. Burawoy takes on an ambitious and worthy task in trying to analyze the interrelations of the shop-floor dynamics of various industries on the one hand and state politics on the other, within a cross-national perspective.