Jump to ratings and reviews
Rate this book

Seni Kahve Paklar

Rate this book
xxx

128 pages, Paperback

Published January 1, 2023

1 person is currently reading
1 person want to read

About the author

Memduh Şevket Esendal

57 books24 followers
Diplomat and politician Esendal, who served as ambassador in Tehran, Baku and Kabul, as a member of the Grand National Assembly of Turkey for four terms, and as Secretary General of the CHP between 1941 and 1945, was also a well-known literary figure. Although he was only seriously engaged in literature for nine years of his life (1923-1926, 1946-1952), he became an important figure in Turkish short story writing. He is the representative of situation storytelling in Turkish literature. His best known work is the novel Ayaşlı ile Kiracıları (Ayaşlı and the Tenants) published in 1934.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
0 (0%)
4 stars
5 (41%)
3 stars
5 (41%)
2 stars
2 (16%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
Profile Image for Carduelis.
218 reviews
December 11, 2025
Seni kahve paklar
Onun için mi kahveye darıldın? dedi. Sana şaka yapmuşlar. Hem kahveye darıldınsa bu kızın ne suçu var? Ananın, karının sözünü de dinlememişsin. Ben sana güzel bir ders ve-rirdim ama neyse, dua et bu hanımlara. Şimdi kalk bakalım, ilkin ananın bir elini öp! Bilemedim, ettiklerime tövbe olsun, de! Hadisene, adam ol oğlum!

Enver Efendi kalkıp anasının elini öptü.

- Hah, şimdi gel otur. Bak söyleyeceklerimi dinle. Sen çocuk okutacak adam değilsin, anladın mı? Senin gibilerini kahve paklar. Sen gene çıkarsın kahveye ama bu kahveye da-rıldın, ötekine çıkarsın! Anladın mı? Sözümü dinlemedin de gene bu kızcağızı okutmaya kalktın, bu hanımları da dinleme-din mi, ilkin bir dayak yersin, sonra da bir raporluk canın var-dır. Kimse seni elimden alamaz. Tımarhanede alırsın soluğu, anladın mı?syf27

Bu kuş neye saldırıyor ki!

Kalktım, o tarafa doğru koştum. Yaklaştıkça gördüm ki bu kuş bir yılanla pençeleşiyor. Korktum. Yılan, kuşu bırakır da bana saldırırsa... Olduğum yere sindim. Onlar birbirleriyle o kadar meşgul ki benim on beş adım ötede yere uzandığıma hiç aldırmadılar, belki görmediler bile...

Akşam güneşi vurdukça, sırtı parlayan bir kara yılan! He-men yarı gövdesini yerden kaldırıyor, kuşa saldırmak istiyor. Kuş, nasıl oluyor da bu yılandan korkmuyor? Hiç düşünmü-yordum ki asıl saldıran kuştur. İstese bir kanat vuruşta uçar, gider. Yılan ona ne yapacak! Yılan beni o kadar korkutmuş ki, bakarken kuşun hesabına ondan ben korkuyorum. Kuşa, "Ne yapacaksın şu pisi! Sen uçmaya, keyfine bak!" demek istiyor-dum. Ama kuş inatçı, gözü kararmış, hiçbir şey görmüyor. Konup kalkıp saldırıyor.

Birbirlerine vuruyorlar mı? Bilmem, ben görmüyorum. Yalnız, öyle sanıyorum ki, kuş, kanadıyla çarpıyordu. Böyle bir kav-gada kimin vurduğunu görmek pek güç. Yalnız çok güzel görü-nen bir şey var ki, o da iki tarafın da meydanı bırakıp kaçmamalarıdır. Eğer yılan kendini korumakta görünüyorsa, bu, atlayıp kuşu tutmaya yaradılışının elverişli olmamasından. Kuşun ka-natları var, istediği gibi inip kalkıyor. Yılan öyle mi? Yere yapışık.

İlkin kuş için yılandan korkarken, biraz onların kavgala-rını gördükten sonra, yılanın kuşu tutamayacağına inandım. Yılanda kuşu yakalayacak kadar çeviklik yok. O halde!.. Ne olacak? Kuş mu onu kaçıracak? Eh... Aşkolsun kuşa! Eve gidip hepsini anlatacağım. Kuş... Yaman kuş, yılanı kaçıracak.syf54


Şimdi, kartalın o korkunç bakışlarını, yılanın da kaçmaya çalışmalarıırı hatırladıkça, yılana acır gibi oluyorum. Ancak bu acımak, yaradılışın hiçbir köşesinde de yoktur. Biz de ku-zuları keserken acımaz, yahut da hem acır hem de keseriz.

Bir demiryolu istasyonunda çobanlar, satılmış kuzuları, analarından ayırıp vagonlara dolduruyorlardı. O kuzuların, koyunların bağırışmalarını, anaların istasyonda nasıl dolaştı-ğını hatırlıyorum.

Ama bilmediğim, görmediğim o kadar çok şey var ki daha...syf64

Yokluk içinde yüzen bu evde bir lamba şişesi kırmanın ne acıklı bir şey olduğunu anlarsınız. Bunun daha acıklısı, baba-mın hiç sesini çıkarmaması oldu. Benim ne kadar üzüleceğimi bilirdi. Suratını biraz asar, öğüt verir kılıklı birkaç söz söyler, ben de suç işlemiş, karşılığını da görmüş olurdum. Şimdi de rahatça uyurdum. Babama hem acıyor hem de ona kızıyorum. İçimdeki bu üzüntüyü susturmak için yarın güvercinleri satıp bir lamba şişesi almayı düşünebildim. Bu düşünce bana biraz rahatlık vermiş olacak ki uyumuşum.

Ertesi sabah yatakta uyandım. Biraz sonra akşam kırdı-ğım şişe aklıma geldi. Güvercinleri satmak, bana akşam dü-şündüğüm kadar kolay olmayacak gibi geldiyse de biraz dü-şündükten sonra gene en yapılabilecek bir şey varsa o da bu olduğuna inanarak hemen bu işi bitirmek için yataktan fırla-dım, giyinmeye başladım.

Belki babam güvercinlerin satıldıklarını iyi karşılamaya-caktır. Daha iyi. Ben de ondan öç almış olacağım.syf67
340 reviews3 followers
August 15, 2024
Memduh Şevket Esendal (1883-1952)

Hikâyeleri içerik olarak eski zamanlara ait olsalar da işlenişleriyle bugün hâlâ rahat okunuyor. Bunda yazarın üslubunun abartılı, süslü bir dil yerine daha sade olmasının etkisi var. Toplumun içinden herhangi bir insanı alıp ona bir öykü uydururken insanların o zamanki yaşayışları hakkında fikir veriyor. Dayağın sıradanlığı dikkat çekici mesela. Bu seçkideki kadın karakterlerin çoğu daha pasif, sorun çözemeyen, sorun çıkaran kişiler. Çocuklara, çocukların gözünden olaylara bol yer verilmiş. Genel olarak bir merak duygusu uyandırıyor yazdıkları. Kitabın başında tamamen yazarın olumlu yönlerine odaklanmış bir önsöz var.

“İlk öyküsünden son öyküsüne kadar, kendi çağının anlayışından büsbütün ayrı bir yol tutmuştur.” (7)

“…her şeyden önce sadeliğiyle evrensel bir boyut kazanmıştır.” (7)

“Maupassant öyküleri örnek alınarak yazılan, başı-ortası-sonu belli olan, acıklı ya da gülünç bir olaya dayanan, şaşırtıcı ve çarpıcı biçimde biten öykü tarzına karşılık, Esendal, öykülerin hayatın ilginç noktalarından almamış, tersine, günlük yaşayışın en sade, en silik olayları ve kişileri üzerinde durmuştur. Bu bakımdan edebiyatımıza Çehov tekniğini getirdiği söylenebilir. Ancak Esendal, dünyaya bakışında Çehov’dan da ayrılır; onun öykülerindeki hava her zaman hoşgörülü, iyimser, umutlu ve olumludur.” (7)

“…insanı yaşadığı çevre içinde görür, anlar ve değerlendirir. Uzun betimlemeler yerine bize adeta “hangi evin insanı” olduğunu bir kalemde gösterir.” (8)

“Birey değil, her zaman aile huzurunu ve halkın yararını gözeten Esendal, ezilmiş, haksızlığa uğramış, hor görülmüş kadınların üstünlüklerini, çalışkanlıklarını hayranlıkla ortaya koymuş, kadının toplumdaki yapıcı rolünün altını çizmiştir,” (9)
Profile Image for Yaren Kayan.
72 reviews
May 4, 2025
Memduh Şevket Esendal'ın sade ve gerçekçi uslubu hikayelerinde dikkat çekiyor.

7'den 70'e herkes ana karakter olmuş, insan ilişkilerine ve toplumsal olaylara yer vermiş. Bu noktada, iyi bir gözlemci olduğunu düşünüyorum.

1883 - 1952 yılları arasında yaşayan yazarımızın hikayeleri hala güncelliğini koruyor.

Bit kahveye eşlik edecek kısa hikayelerden keyif alabilirsiniz 😉
Displaying 1 - 5 of 5 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.