Pazar Güneşi'nde, Cemil Kavukçu'nun ilk öyküleri var. Buradaki öykülerin büyük bölümü, 1983 yılında, yine bu ad altında yayınlanmıştı. O baskının dışında kalan üç öyküyü de bu kitaba eklerken, yazar, öykülerin tümünü yeniden gözden geçirdi. Kitaba adını veren Pazar Güneşi adlı öykünün Cemil Kavukçu için ayrı bir anlamı var: Yazdığı ilk öykü. Ancak, gelecekte Cemil Kavukçu'nun öyküye getireceği özelliklerin ipuçlarını taşıyan bir öykü. Aynı yalın anlatım, aynı titiz dil yapısı, aynı sağlam kurgu: Bunlar, bu usta öykücümüzün daha yolun başındayken bile öykülerine yerleştirdiği nitelikler. Küçük dünyalar, kıstırılmış yaşamlar, toplumun kıyısında yaşayan insanlar: bütün bunlar Cemil Kavukçu'nun ince bir duyarlılık, keskin bir gözlem gücüyle sunduğu kesitler; daha sonra başka yollara açılıp genişleyen öykücülüğünün ana izlekleri. Cemil Kavukçu, bildiği, tanıdığı dünyaları, insanları yazıyor; bilmeyenlere, tanımayanlara okutup sevdiriyor, benimsetiyor. Değerli eleştirmenimiz Fethi Naci'nin deyişiyle: "Cemil Kavukçu elini neye değdirse öykü oluyor." Son yılların en başarılı öykücülerinden birini tüm yapıtlarıyla tanımak isteyenler için iyi bir başlangıç Pazar Güneşi.
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Mühendisliği bölümünü 1976'da bitirdi. Öyküleri, 1980 yılından bu yana çeşitli dergilerde yayınlandı. Patika adlı yapıtıyla 1987 yılında Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü ve 1996 yılında "Uzak Noktalara Doğru" adlı öykü kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı'nı, 2009 yılında "Angelacoma’nın Duvarları" adlı otobiyografik anlatı kitabıyla Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'nü kazandı.