مردی به نام پانجونی از فرط بیپولی به انقلابیگری رویمیآورد. او را به روستایی میفرستند تا ایدههای حزبش را تبلیغ کند. روستا تضاد طبقاتی ندارد و پانجونی بهناچار پیرمردی را که سه گاو دارد، بورژوا و همچنین کشیش بیسواد ده را حامی بورژوازی معرفی میکند.درعوض جوانکی شرور را پرولتاریای زحمتکش مینامد؛ و این هنوز آغاز مبارزات اوست.
Ծնած է Պոլիս՝ Օտեաններու նշանաւոր գերդաստանին մէջ, կրթութիւնը ստացած է տան մէջ՝ մասնաւոր դասերով, ապա՝ իր հօրեղբօր՝ Գրիգոր Օտեանի շունչին տակ, տիրացած է զարգացման բարձր աստիճանի, շնորհիւ իր հետեւողական ընթերցասիրութեան։ 1879 թուականին հօրեղբօր՝ Գրիգոր Օտեանի նախաձեռնութեամբ, իննամսեայ ուղեւորութիւն մը կը կատարէ Եւրոպայի մէջ՝ Փարիզ, Հռոմ, , Նիաբոլի, եւ այլ քաղաքներ։ Օտեանի անունը թուրքական իշխանութիւններուն համար եղած է «անբարեյոյս անձանց» ցուցակին մէջ։ 1896 թուականի Օգոստոսին, երբ Կ․ Պոլսոյ մէջ կը սկսին հայկական ջարդերը, ան գաղտնի կը հեռանայ այնտեղէն։ Օտեան հեռանալով դէպքերէն եւ Կ.Պոլիսէն, տասներկու տարի կ'ապրի թափառական կեանք մը, շրջելով՝ Աթէնք, Փարիզ, Գահիրէ, Վիէննա, Լոնտոն, Պոմպէյ։
1909 թուականին կը վերադառնայ Պոլիս, կ'աշխատակցի զանազան թերթերու ու կ'արտադրէ մեծ թիւով գործեր։ 1915–ին կ'աքսորուի ու կը հասնի մինչեւ Տէյր-Զօր, բայց հրաշքով կ'ազատի. 1925 թուականին կը հաստատուի Եգիպտոս, ուր կը մահանայ։
پشت جلد کتاب نوشته شده :<پانجونی از فرط بی پولی به انقلابی گری روی می آورد. او را به روستایی می فرستند تا ایده های حزبش را تبلیغ کند>. خب قاعدتا از اسم کتاب که رفیق داره مشخصه این نوشته داره کمونیسم و سوسیالیسم رو نقد میکنه و اون هم به زبان طنز. کتاب اکثرا تشکیل شده از نامه هایی که پانجونی به دفتر حزب میفرسته و در در اون شرح وقایع و کارهایی که کرده میده. میشه گفت طنز کتاب جذابه و تا 60-70 صفحه ابتدایی شما واقعا لبخند به لب کتاب رو میخونید ولی بعد دیگه کم کم دچار تکرار و یکنواختی میشه. من ترجیح میدادم به جای خوندن نامه همین وقایع رو از زبان یک راوی دیگه بخونم مثل چند صفحه ی آخر کتاب. این مدل نوشتن برای روزنامه و هفته نامه جذاب تره تا کتاب. ولی در کل کتاب جالبیه
اگه میخواید بخندید، اتیان این کتاب رو برای شما نوشته:)) ترکیب طنز و سیاست همیشه جذابه؛ اگه اون سیاست دربارهی کمونیستم باشه که دو برابر جذاب میشه! مشخصه عشقِ تاریخ شورویام یا بیشتر توضیح بدم؟! اولاً که خط به خط کتاب از خنده غش میکردم! دوم هم اینکه قبلا از نویسندهای ارمنی کتابی خونده بودم به اسم "زندگی من" که اون هم بیوگرافی طنز سیاسی بود:)) این شد دومیش و من واقعا ارمنیها رو آدمهای طنازی میدونم. بر اساس نویسندهها، مردم رو قضاوت نکنم؟ نمیخوام:) میکنم:) خب بریم قسمتی از کتاب که خوشم نیومد و زیاد هم اعصاب تمرکز روش رو ندارم: بخشی که دربارهی زنان میگفت. معمولا پانجونی آدمی بود که بندهای قراردادهایی که تنظیم میکرد احمقانه بود و یه خطش هم با عقل جور درنمیومد ولی بخش حقوق زنانش اگه طنز بود که من چیز بامزهای در "حقوق زن و مرد برابر باشد" نمیبینم:) بگذریم. خلاصه که کتاب رو بعد تموم شدن دودستی تقدیم پدر کردم و اسم یه نویسندهی طنزسیاسینویس رو دریافت کردم😁 و بسی خرسندم. آها اینم بگم که من عادت دارم هر از چندگاهی از نویسندههایی که اسمشون معروف نیست برام کتاب بخرم تا خوانندهای نشم که فقط کتابی میخونه که تبلیغات خوب داشته! و این رو هم حین همین خریدام کشف کردم:))))
Yervant Odyan ülkemizde doğup büyüyen ancak zorunlu olarak ayrılan ve yurtdışında ölen bir Ermeni Osmanlı yurttaşı. Yarattığı “profesyonel devrimci” Yurttaş Pançuni tipi ise karikatürize bir eleman. Odyan bir antikomunist, sosyalizm karşıtı, milliyetçi yönü de olan bir ermeni aydını. Bu nedenle öyküsü de mizahın gücünü kullanarak sosyalizme yüklenmek üzerine kurulmuş. İlginç olan bu öyküleri yazdığı yıllarda Rusya’da daha devrim olmamıştı. Ancak okursanız göreceğiniz gibi kara mizah da olsa gelecekte olacaklara karşı çok reel saptamaları var.
Aslında Y. Odyan bir arada olmaları mümkün olmayan sosyalizm ve milliyetçiliği ilkelerinde barındırmaya çalışan dönemin Ermeni milliyetçi partilerini, sosyalizmi de destekledikleri için eleştirmek amacıyla yazmış Yurttaş Pançuni’yi. Ama kantarın topuzunu kaçırmış ve bilimsel sosyalizmi sarakaya almış ki yazarın dünya görüşü de bu yönde aslında. Bu açıdan bakıldığında burjuva milliyetçi Ermeni partilerini eleştirmekteki başarısını sosyalizmin ideolojik eleştirisinde yüzüne gözüne bulaştırmış.
Buraya kadar kitabın içeriği ve toplumsal arka planını irdeledim. Edebiyat penceresinden bakarsak oldukça başarılı bir hiciv, taşlama, kara mizah örneği. Güldürüyor, düşündürüyor, dönem hakkında bilgilendiriyor. Zaten öyküler tümüyle Anadolu’da geçiyor dolayısıyla Osmanlı’nın o dönemini ve Ermeniler’in durumunu güzelce anlatıyor. Kitaplar yayınlandıktan (1908 ve 1911) çok sonra 1938’de resimlenmiş, resimleyen A. Saruhan ise kendi düşüncesi doğrultusunda Yurttaş Pançuni’yi Troçki’ye benzeterek çizmiş.
Siyasal içeriğine katılmasam da Ermeni edebiyatından iyi bir siyasi mizahi roman olarak okunmasını öneririm. Verdiğim not edebi olarak değerlendirmemi göstermektedir.
کتابی به زبان طنز در نقد فعالیتهای احزاب ارمنستان. بر اساس نامههای شخصیت واقعی به نام پانجونی. او فردی بود که در کودکی بسیار دیر زبان باز کرد اما وقتی شروع به صحبت کردن کرد، کسی نمیتوانست متوقفش کند. غالباً کلمهها را هم جابجا و اشتباه استفاده میکرد. یک روز فردی به او پیشنهاد میدهد که به دلیل حرافیهایش، وارد عرصهی سیاست بشود. پانجونی استقبال میکند و بدبختیها از این جا شروع میشود
این کتاب ترجمهی مترجم ارمنی-ایرانی آقای آدرانیک خچومیان است
کتاب در دو سه جا اشتباهات تایپی داشت که از نشر افق بعید بود. داخل شناسنامهی کتاب را هم که چک کردم، اثری از نام ویراستار ندیدم. اشتباهاتی که بایستی تصحیح گردند بدین قرار است
نام وارتان باید به وارطان تغییر یابد، املای کلمه ارازل اشتباه است و باید اراذل نوشته شود، همینطور در یکی از پاورقیها حزب داشناکسیون اشتباه نوشته شده است
بر اساس این کتاب فیلمی کمدی هم محصول کشور ارمنستان ساخت سال ۱۹۹۲، به کارگردانی اس. آیوازیان و آرمان ماناریان ساخته شده است که روی یوتیوب میتوانید آن را پیدا کنید، هر چند زیرنویس انگلیسی ندارد
"Bela olacaksın,bela..." haykırışlarıyla başlar Yoldaş Pançuni. Bu haykırışların sahibi Pançuni’nin babasıdır. Ve bu,boşa söylenmiş bir cümle değil. Devrimci kimliğiyle yola çıkan yoldaş,ayak bastığı her yere belayı getirecektir. Önce Dzabılvar’a gider. Burası kendi halinde bir Ermeni köyüdür. Yoldaş Pançuni görür ki burada halk sınıflara ayrışmamış,düzensizlikten iz yok. Buna karşılık aktif bir mücadele için ilk amaç sınıfları yaratmak ve etiketlediği işçi sınıfı,karanlığın eli din adamlarına ve aşağılık burjuvaya karşı örgütlemektir. İlk bölümde bu hareketine kazandırdığı yoldaşlar ve anlaştığı Kürt köyü ile fikirlerini yaymaya başlar. Ve kitap boyunca bildiriler havada uçuşur. "Yaşasın Devrim,Yaşasın Özgürlük" haykırışları yankılanır her mektupta. Anlayacağınız "söyleyecek sözü olmayan" anlamına gelen Pançuni’nin her şey için söyleyecek bir şeyi vardır. Hem de avazı çıktığı kadar bağırarak. • Yervant Odyan’ın yarattığı Yoldaş Pançuni sadece bizi güldürmekle kalmaz,aynı zamanda etrafımızı ve bazen de kendimizi yoklamamızı sağlar. Çünkü etrafımızda her türlü ideoloji için bir sürü Pançuni var aslında. Bulunduğu ortamın,koşulların,sorunların ötesinde teorik olarak düşünceleri kopyalayan,benimseyen ve bununla bir yıkım yaratan bir sürü insan. "Biz kanunuz ve bizim dışımızda her şey kanun dışı." diyen Pançuni’nin arkasında eleştirilen bir yapı var. Bunu da Dzabılvar bölümünde gülerek,Vasburagan maceralarında da eleştirilen ortamı hayal ederek fark ediyoruz. İşte Yervant Odyan,milli ve ekonomik sorunlara karşı "sosyalizm ve devrim" sihirli sözcüklerinden tam anlamıyla kurtuluş bekleyen Ermeni faaliyetlerini mizahi dille eleştirerek bu farkındalığı yaratıyor. Muhteşem çizimleriyle Aleksandr Saruhan da karakterlere bir ölümsüzlük hediye ederek sihir katıyor kitaba. Ve "İyi ki Yoldaş Pançuni’yi tanımışım." dedirten büyüleyici bir iş çıkıyor ortaya.
پانجوني و افكار محدودش، پانجوني و افراد بي صلاحيتش و نتيجه اش پانجوني و تصميمات مخربش! مصداق بارز خيلي از انقلاب هاييه كه ديديم، شنيديم يا تجربه كرديم! تمام امتيازي كه در نظر گرفتم تقديم به ترجمه ي خوب آندرانيك خچوميان
Açıkçası bu kitaptan, biraz daha fazlasını bekliyordum. Ama yine de keyifli bir yolculuktu. Sosyalist düşüncenin mizahı, böylesi bir tarihi zeminde ancak bu kadar yapılabilirdi sanırım.
Öte yandan Hayvan Çiftliği yerine Yoldaş Pançuni'yi tercih ve tavsiye ederim.
Yoldaş Pançuni, tamamen hatalı bir tipleme yaratması ve bu tiplemenin yol açtığı yanlışlıkları güler misin ağlar mısın tonunda anlatmasıyla, kara mizah klasikleri arasında anılmayı hak ediyor. İstanbul doğumlu Ermeni yazar Odyan, birinci kitabı 1909’da, Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra, ikinci kitabı ise 1914’te yayımlatmış; ilk kitaptaki olaylar Malatya civarlarındaki Dzabılvar köyünde, ikinci kitaptaki olaylar ise Vaspuragan’da, yani Van’da geçiyor. Pançuni, bir profesyonel devrimci karikatürü olarak karşımıza çıkıyor: Sapla samanı birbirinden ayıramayan, sağduyu yoksunu, demagojiden başka bir vasfı olmayan, başkalarının sırtından geçinen, emekten bahsedip emek harcamayan, hem başkalarını kışkırtmada, hem de kavga sırasında ortadan kaybolmada usta, hep yanlış hedefleri seçip incir çekirdeğini doldurmayan eylemleriyle felaketlere sebep olan, bir yanlışlıklar abidesi. (Ben birinci kitabı, olay örgüsü açısından daha ilginç buldum.)
Yoldaş Pançuni, hem dönemin politik iklimini hem de 20. Yüzyılın başında Anadolu’daki etnik çeşitliliği yansıtması bakımından da önemli bir belge olarak kabul edilebilir. Son olarak, Saruhan’ın 1938 baskısına eklediği ve artık kitabın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş karikatürlerin romana ekstra değer kattığını ve yazarın ruhunu çok iyi yakaladığını belirteyim.
Evet, yeni nesil içinde taraftarlarımız olan kitleler var; özellikle anaokulu ve ilkokul öğrencileri arasında... Ancak onlar da şu sıralar teorilerimizden ziyade kartopu oynamakla meşguller.
شاید طنز باشه، شاید بتونه ابلهانه ترین کارهایی که یک انسان میتونه انجام بده رو نشون بده ولی معمولی بود. داستانش خیلی ساده و معمولی بود. در حد همون چاپ در روزنامهها.
Dönemin Ermeni Sosyalistlerini eleştiren bir hiciv de olsa kitabın ana fikrinin altında çok daha derin bir saldırı yattığını düşünüyorum. Kahramanımız, bilimsel sosyalizmden uzak,maceracı ve hayalperest yanıyla öne çıkarken, partisine örgütlediği kişilerin ise "delilerden", hırsızlardan ve toplumun dışında kalmış işsiz güçsüz insanlardan oluşması da sosyalizm fikrini ve sosyalistlere karşı oldukça negatif bir algıyı besleyici nitelikte. Kahramanın maceracı ve düşüncesiz eylemleri ile sonuçlarına ilişkin ütopik ve hayal ürünü yorumları da olsa olsa sosyalizm fikrinin imkansızlığını vurguluyor. Ayrıca Pançuni'nin her mektubunun sonunda yoldaşlarından para istemesi, ele geçirdikleri kilisedeki tüm görevlere kendisinin ve arkadaşlarının ataması, halkın yönetime hiçbir şekilde katılmıyor olması da sosyalist düşünceye yönelik bir diğer saldırı unsuru.
Rende binasının elinden çıkmış bir metinle aynı havaya sahip bu kitap. Devrime karşı, antikomünist, milliyetçi, küçük patronlardan yana, grevlere karşı, ruhbanlardan yana. Sol liberal saldırının olduğu dönemlerde "eleştiri" adı altında okunmasını önerenler bile olurdu. Birikim-Radikal 2 hattından beslenen sol liberaller kadar, o zamanlar yoğun anti-kemalist olan bugünün küskün AKP'li liberalleri ve Kürt hareketinin çeperindeki bazı solcularca da önerilirdi. Sanıyorum ki Kemalizmi kırmak, ezen ulus milliyetçiliğini ideolojik olarak bastırmak için her şey mubah diye düşünüyorlardı. Bunun karşısına da Marksizmde yeri olmayan, Fanon'dan çırpılmış azınlık milliyetçiliklerini çıkarıyorlardı. O dönemler estirdikleri rüzgarı ve etki alanlarını düşününce, bir Marksist olarak, teoriye sokulan çarpıtmalar aklımı çıkarıyor bugün bile.
Okuma aşamasına başlarken yazar bizi uyarıyor: "Eğer bu mektuplar bir mizah eseri olarak okunuyorsa, bunun suçlusu muhakkak ki yazarın kendisi değildir." Bu sözü mizahi bir yaklaşım olarak varsaymaya meyli olanlar varsa önceki paragrafta gayet ciddiyetle kitabın dili hakkında bilgi veren yazarın, burada, bu cümleyle meseleye "hınzırlıkla" yaklaştığını söylemek mümkün değil.
Pançuni'de cisimleşen şeye baktığımızda hemen bir anti-komünizm seçiyoruz. Kitap Ekim Devriminden önce yazılmış ama Bolşevik geleneğin izlerini 1890'lara kadar sürmek zaten mümkün. Dönemin diğer milliyetçi-sosyal hareketleri Taşnaklar ve Hınçakları eleştirdiği söyleniyor bazı eleştirilerde, oysa en azından bu kitapta Odyan'ın hedefi çok net bir şekilde bilimsel sosyalizm. Zaten çizimlere baktığımızda Pançuni'nin Trotskiy'e benzerliği dikkat çekici olacaktır. Diğer karakter Sarsapuni'ye bakın onda da Stalin'i görmek mümkün. Metinde bilimsel sosyalizm, Marx, Engels adlarını geçirerek asla soru işareti bırakmıyor buna. Dolayısıyla Taşnak falan nereden çıkıyor anlamadım. Entelektüel ezber herhalde. (Bir şey okurken önsözleri olduğu kabul etmeyin asla derim naçizane)
Hınç dolu olduğu sosyalistleri düzen bozucular, hayalperest katiller olarak görüyor belli ki. Pançuni'nin biyografisinin anlatıldığı kısımda sosyalistler hakkında düşündüğü her şeyi derleyip karakterinin üstüne yapıştırıyor. Doğruya yanlış, yanlışa doğru diyen bir adam. Oldukça ikiyüzlü ve bireyci, boş gezegenin boş kalfası. Bir tartışma olmasa şiddete, ama sinsice bir şiddete başvuruyor her seferinde. Pançuni'nin babası ona "bela olacaksın" dediğinde yazarımız şöyle diyor: "Zavallı adam iyimserliğine yanıyordu, Pançuni bela değil, devrimci olacaktı."
Ağabeyinden bahsederken işinde gücünde zenginleşmiş ve saygın bir adam olarak bahsediyor. Pançuni'yi okumaya da gönderiyor abisi, fakat bu hayırsız devrimci paraları yiyip geri dönüyor. Sonra kendisi aylak gezmesine rağmen kazanan ve zengin olan tüccar abisine kin duyuyor. Sosyalizmi seçiyor. Şimdi bu kurgudaki çocuksuluktan çok bahsetmeme gerek yok ama yazarın kafasındaki devrimci çok belli. Pançuni sosyalizm tiratları atarken, “korkaklar dehşet içinde,” “saflar şaşkın”, “akıllılar bıyık altından gülerek” dinliyor" diyor bir paragrafta. Bu, Pançuni'nin karakterinden ziyade, temsil ettikleriyle ilgili. Pançuni'nin konuşmadığı anlardaki anlatıcının tavrından bunu anlıyoruz: “Denize düşen yılana sarılır derler, biz de aç kalan devrimci olur.”
Pançuni bir köye göreve gidince, sınıfsal ayrımlar olmadığı için orayı karıştırıyor, sorunsuz yere sorun götürüyor yani. (Sanki öyle bir köy varmış gibi). Köydeki papaz varmış, gericiliği temsil ediyormuş. Burjuvazi ve yandaşlarıysa üç tarla, iki inek ve bir eşeğe sahipmiş. İlginç bir varlık tercihi... Sonra Pançuni grev örgütlemeye çalışıyor, işçilerin aleyhine işler yapıyor. Zavallı patron da her şeyi vermesine rağmen iflas ediyor. (Hay Allah! "Patronlar da o kadar kişiye ekmek veriyor sonuçta yavrıııımmm") Pançuni zavallı iyi niyetli, iyilik timsali papazın başına da acımasız belalar getiriyor, tüm zorlu anlarda saklanıyor, Kürtleri Ermenilerin üstüne salıyor, Özgür Aşk sloganıyla kadınların toplumun malı olduğunu söylüyor ("Komünistler karılarını paylaşıyor" diyen bir İslamcıdan farksız), okul yapılmasına burjuva eğitimi diye karşı çıkıyor ve daha bir sürü şey. Pançuni'nin yoldaşları Kürt eşkıya, haydut, tecavüzcü, deli ve aklı kıt genç çocuklar. Daha devam etmeye gerek yok yaklaşımı açıklamak için.
Ek yapıyorum sadece bir tane: Patron şöyle diyor: "Hepimiz Ermeniyiz, niçin kardeşçe yaşamayalım?” Pançuni ise kan dökmeden iyi bir şey yapılmaz diyor ona. Burada Pançuni'ye saf ve beceriksiz bir karakter vermekten ziyade (öyle olsa belki kabul edilebilir olurdu), basbayağı şeytani bir mizaç veriliyor.
Babası Osmanlı konsolosu, amcası ünlü bir Osmanlı Hukukçusu olan zengin bir aileden geliyor yazar. Ayrılıkçı fikirleri yüzünden Suriye'ye sürülüyor. Milliyetçilik yüzyılında belki bir milliyetçi gibi davranmaması ilginç olurdu ama bu, okuyacaksanız bu metnin anti-komünist ve sol karşıtı, muhafazakarlardan yana, azınlık milliyetçiliğinden yana tavrını değiştirmeyecektir.
İlginç olan bunun yıllarca entelektüel bir sosla, sol bir iç eleştiri metni gibi gösterilmesi aslında. O yüzden bu kadar uzattım. Solcuyum, sosyalistim diyen bir insan bu metinden ancak rahatsızlık duyabilir diye düşünüyorum.
"Pançuni gerçek bir kişi değil, devrimci tiplerin yoğunlaşmış genel ifadesidir..." - Yevart Odyan.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Pançuni, İstanbul'da yaşayan Ermenilerin gözünden, Anadolu'daki Ermenileri bağımsızlıklarını kazanmaları için Osmanlı'ya karşı ayaklandırmaya çalışan bir devrimcinin karikatürüdür. Hayatının her aşamasına damgasını vuran başarısızlıklar, Kürtler, Türkler ve kendisini bir türlü anlamayan Ermeni köylülerin arasında geçirdiği günlerde de kendisini yalnız bırakmayacak, Pançuni istediği devrimi asla gerçekleştimeyecektir. Onun her hareketi sadece kendisine değil Ermeni halkına da zarar vermektedir Odyan'a göre. Aşırı abartılmış hareketleri ve başarısızlıklarıyla, İstanbul'dakiler de dahil Ermenilerin başına gelen her şeyden ötürü Pançuni ve Pançuni gibileri suçlar Odyan.
Bu kitaptaki isimleri ve birkaç başka küçük şeyi değiştirerek 80 öncesi Türkiyesinde geçer hale dönüştürebilirsiniz. Hiç sırıtmaz kimse de anlamaz. Kitaptaki solun davranış kalıplarıyla ilgili hicivlerin bazılarını bugün bile yapabilirsiniz. Kitap 1911 ve 1914'te yazılmış. Henüz 1917 Ekim Devrimi olmamış. Gerçekten hayret verici.
Kimi yorumlarda söylendiği üzere, tabii ki yazar milliyetçi bir yaklaşımla sosyalistlere daha geniş bir saldırının parçası olarak bunları yazıyor. Ama bu kitapta asıl dikkat edilecek bu mu? Yoksa her yerde sosyalistlere eleştiri var. Bu kadar erken bir tarihte Ermeni sosyalistlere karşı yazılan bir hicvin bu kadar Türkiye soluna ait olması, bugün yazılmış gibi okunabilmesi kitaptaki asıl mesele.
Ben bu kitabı şaşkınlıkla ve büyük bir keyifle okudum. Keşke bunları çok daha önce okusaydım dedim. Daha önce Aras Yayıncılık sayesinde Zaven Biberyan'la tanışıp bu yazarı o güne kadar niye bilmediğime hayret etmiştim. Yine benzeri duygular yaşadım.
این کتاب به خوبی نشان دهنده تفکرات ایدئولوژیک تبهکارانه و مخرب کمونیستی است . اینکه رفیق پانجونی که مدافع این نوع تفکر است آدم بی مایه ای است که فقط دهانش کار میکند و سعی دارد با شعارهای بی مایه هر نظم موجود را نابود کند بدون آنکه آلترناتیو واقعی داشته باشد. گرچه شاید به نظر اغراق آمیز بیاید ولی وقتی فکر میکنی میبینی مواجهه با ایدئولوژی در مقایسه با تجربیات ما چندان هم مبالغه نیست. فقط احمقانه است. از یک سوم آخر کتاب دیگر مطالب کمی تکراری و خسته کننده می شود. کاش نویسنده کمی داستان را کوتاهتر میکرد.
Temelsiz (mekan ve zamana uyumsuz) sosyalist aydınların bu derece eleştirildiği başka bir yapıt henüz okumadım. Bu topraklarda ideoloji ve eylemler de döngğler halinde tekrardan ibaret sanırım. Tek partili dönem sonrasında dâhi aynı; gerçeklikten kopuk aydını gözlemlemek bunu gösteriyor.
داستان خیلی سرگرم کننده بود. مهارت نویسنده هم قابل تحسین بود. اما محتواش، تیپیکال محتوای سیاهنمای چپ ستیزه. یکم کمیکال میکرد قضیه رو. البته شاید هدف نویسنده هم همین بوده. پیشنهاد میشه به هرحال
Չեմ հիշում, երբ էի կարդացել, երևի դպրոցական պարտադիր ընթերցանության շրջանակում։ Պարզ է, չէի հասկացել, մանավանդ որ կուսակցական, հեղափոխական, դաշնակցական պահը կա այս գրքի մեկնաբանության ու վերլուծության դպրոցական ծրագրում։ Հանճարեղ գործ է։ Հումորի, երգիծանքի շարադրանքի նուրբ ու հանճարեղ ոճը մի կողմ. Պոլսո ու արևմտահայ իրականության մի հատվածը հասկանալու հրաշալի մի հնարավորություն է՝ եթե կարողանում ես կարդալ տողակատերը։ Կարդալ՝ միանշանակ։