"Yaramız Derindir" daha ilk baştan, önsözünden çok kapsamlı bir çalışma/düşünme sürecinin ürünü olduğunu okuyucuya hissettiriyor. Kitaptaki makaleler daha önce çeşitli mecralarda yayınlanmıştı ve bir kısmını okumuştum. Gazete yazılarından, makalelerden derlenen kitapların bence büyük bir kısmında okuyucuyu içine alma ve anlatıya dahil etme noktasında bir hantallık olabiliyor. Bu kitapta ise tam tersi. Özgür Sevgi Göral sanıyorum tercihen derdini olabildiğince sade, akademik dilden tasarruf ederek ifade etmiş. Bu tercih kitabı daha da akıcı kılmış. Ben kompleks görünen birçok politik sorunun olabildiğince vulgarize edilerek (pejoratif anlamda değil elbette) anlatılmasından yanayım. Metnin geneline hakim olan edebi ton yazarın edebiyatla sıkı bir ilişkisi olduğuna dair ipucu veriyor.
Kitap geçmişe dönük suçlara, bilhassa zorla kaybetme, kolluk güçlerince yapılan infazlar ve toplu cinayetlere odaklanıyor. Bunu Fransa-Cezayirliler ve Türkiye- Kürtler bağlamında karşılaştırmalı yapıyor. Türkiye'de yaşayanlar için -maalesef- tanıdık olan kronolojinin yanı sıra Fransa'nın geçmiş suçlarla yüzleşme süreci hakkında çok şey öğrenmemizi sağlıyor. Karşılatırmalı okumalar yer yer tartışmalı sonuçlar doğursa da bu kitapta kristalleşmiş örneklerle, hem bu alandaki çalışma sahasının iç tartışmalarını hem de belli kavramsallaştırmaları olabildiğince berrak biçimde aktarıyor. Yakın tarihin sömürgecilik ekseninde kolektif şiddet mekanizmalarını anlatması bakımından çok değerli bir çalişma.