Sadetttin Ökten (d. 1942; İstanbul), Türk yazar, emekli öğretim üyesi.
1 Eylül 1942 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1953 girdiği Vefa Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ni kazanır. Yüksek inşaat mühendisi olmasına rağmen şehir ve medeniyet, özellikle de İslâm medeniyeti konularındaki entelektüel birikimiyle tanınır. Çeşitli üniversitelerde Bilim Tarihi, Yapı Teknolojisi Tarihi, Kent Kültürü ve Kent Estetiği dersleri vermiştir.
Prof. Dr. Sadettin Ökten Mimar Sinan Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesidir.
radyo programlarını dinlemeye başladığımda üniversitedeydim. yenikapı-hacıosman metrosunda, marmaray’ın kalabalığında beni zaman ve mekandan soyutlayan sohbetler olurdu. kafam doluysa beyitler, zihnimde helmeleşmeye başlamış düşüncelere tutunur, o boğuk atmosferi iyice tumturaklı bir hale getirirdi :) her şeye rağmen seviyordum bu yolculuklarda dinlemeyi kemal sayar ve saadettin ökten’i. kitap haline gelmesine çok sevinmiştim. artık kulaklıkla bir şeyler dinleyecek yolculuklarım pek olmuyor. bu kitaptaki sohbetlerin hiçbirini radyodan dinlememişim. bi mola bi soluklanma arası gibi kitap, ama bir yandan da çok kıymetli üzerine düşünülmesi gereken şeyler söylüyor. benim eleştiri ahlakı üzerine düşünmeme vesile oldu. hatta kitabın en sevdiğim yanı bu oldu diyebilirim. tatlı tatlı eleştiriyor ama şikayet etmiyor asla. öldük bittik değil. ne yapabilirim?, ne yapabiliriz?, nasıl yapabiliriz? şimdilerde oturup şikayet etmeden/dinlemeden sohbet etmek zor gibi geliyor bana, böylesini görüyorum genelde insanlarda. bu konuda bana kapı açtı; müslümanca düşünmek, başına gelene bu şekilde cevap vermek üzerine.
“Tut demeden tut elimi. Çünkü ben düştüğümü fark etmeyebilirim, bazen düşmüşümdür kendimi gayet iyi halde zannediyorumdur.”
Allah’ın aşkı varsa insanın kalbinde, onun sırtı yere gelmez hocam. Sanki bana öyle geliyor. Çok acılar çekilebilir, hakikaten bazen tahmin edemediğimiz acılar kimi insanlara isabet ediyor. Her an bize de asabet edebilir bilmiyoruz. Fakat kozmik planda, makro planda bütün bunların neye hizmet ettiğini de bilmiyoruz. Hayatı sadece maddi bir okumaya tabi tuttuğumuz zaman bir şeyler eksik kalıyor. Bazı insanlar bazı acıların eleğinden geçerek bambaşka insanlar olabiliyorlar veya metafizik alemde, öte alemde o acılardan geçen insanın hangi mükafatlara boğulacağını da bilmiyoruz.