Onları duymadığımız zaman öfkelenen seslere hiç kulak verdiniz mi? Belki de koca bir yalanın içinde yaşadığınızı size anlatmak istediler. Ama siz ne yaptınız? Kaçtınız… İşte şimdi yakalandınız. Kendinize itiraf edemediğiniz yalanlar sizi yordu. Kafanızın içinde durmadan konuşan ses şimdi size daha acıklı gelmeye başladı. Siz gerçeklerle mutsuz olmaktan deli gibi korkuyordunuz. Aynada gördüğünüz ürkütücü yüz belki de bir yakarıştı. Her zaman bir maske takıp o yüzün o maskenin altında çürümesine göz yumdunuz.
Kendinizi hafife almak sizin için en kolay yol oldu. Görebildiğiniz kadarını yaşamayı seçtiniz. Kabul edemediğiniz sırlar, bir gün karşınıza çıkar diye onları dipsiz bir kuyuya hapsettiniz. Ama hiçbir şey göründüğü ve yaşandığı gibi değildi. Duygularınızı arkanızda bırakıp yalan bir dünyada nefes alır oldunuz. Ama şimdi işler tam tersine döndü. Hisleriniz ve savaşmak bile istemediğiniz tarafınız o kuyudan çıkacak…
Bazı anlatım bozukluklarını, olay örgüsünün devamsızlığı ve karakter boşluklarını bir kenara bırakırsak, öykülerde sürekli tekrar eden ‘dudaklarını yemesi,kan tadı, parmaklarını yolması, bacaklarının tutmaması’ gibi betimlemelerin olması canımı sıktı. Paragraflar da çok kısa. Tahmin edilebilir sonlar. Yapay zeka destekli mi acaba diye düşünmeden edemedim. Daha çok yolunuz var ama bu da bir başlangıç en nihayetinde. Teşekkürler
This entire review has been hidden because of spoilers.