Yazarın Şehir Mektupları başlığı altında yazdığı denemeler "İstanbul" odağında toplandı ve bunlardan bir kısmı aynı adla kitaplaştı (1995). Akasya ve Mandolin bu çerçevede vücut bulan yazılarda sosyal ve kültürel hayatımızın değişen çehresini ele alıyor.
1947'de Erzincan'da doğdu. Erzincan Lisesi'ni (1963), Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi (1968). Tunceli ve İstanbul'da edebiyat öğretmenliği yaptı. Öğretmenlikten ayrılarak (1974) Dergâh Yayınları'nda idareci olarak çalışmaya başladı. Hareket ve Dergâh dergileriyle, Türk Dili Edebiyatı Ansiklopedisi'nin yayın faaliyetlerini yürüttü. Senaryolar yazdı. Televizyonda sohbet programları yaptı.
Mustafa Kutlu Eserleri Hikaye Ortadaki Adam (1970), Gönül İşi (1974), Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1990), Sır (1990), Arkakapak Yazıları (1995), Hüzün ve Tesadüf (1998) Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (Hikaye 2002).
Deneme: Akasya ve Mandolin (1999)
İnceleme Sabahattin Ali (1972) Sait Faik'in Hikaye Dünyası (1968)
"Siz şehre kalbinizi açarsanız, ona yaklaşırsanız, o da size kendisini açar, size bağlanır. Şehirle insan arasında işte o zaman bir iletişim kurulacaktır." Sf:14
"Yaşar Kemal İnce Memed'i yazmıştı. Bazıları bu roman kişisine 'Olumlu kahraman' diye bakıyordu. Kemal Tahir 'Eşkıyadan kahraman olmaz' diyerek karşılığında Rahmet Yolları Kesti'yi kaleme aldı. Devletin zaafa düştüğü, adaleti yerli yerince tevzi edemediği zamanlarda insanların eşkıyaya karşı bir meyil duyacaklarını söylüyordu." Sf:23
Akasya ve Mandolin her zaman olduğu gibi kitabın içindeki birçok hikayeden birinin adı. Bir gazetede çıkmış olan İstanbul yazılarından oluşan kitap klasik Kutlu diliyle yazılmış. Kutlu'nun oluşturduğu dil yapısı kendisini çok rahatlıkla her yerde farkettirebilecek cinsten literatüre çoktan girmişti bu kitapta için de caridir tespitlerim. İstanbul da gezmeye Eyüp Sultan'dan başlanması gerektiğini, akasyanın ve mandolinin bizim kültürümüzde olmadığı halde yaşamımızda var olduğu ve yine her kitabında söz etmeden geçemediği modern ile geleneksel arasından çıkan çatışmalar kitapta mevcut. Son tahlilde, klasikleşen Kutlu yapıtlarından biri olarak kitaplığımdaki yerini alacak.
"Dünyada 'bir misafir' gibi durmak, hayatın içinden 'bir yolcu' gibi geçip gitmek nasıl olabilir? Güneşi ve gölgeyi birlikte kucaklayarak, iyi ve kötü günde 'bu da geçer' diyerek..."
Önceleri okuduğum bu kitap deneme tarzı bir kitaptı. Hatırlıyorum da okurken çok keyif almıştım. Mustafa Kutlu'nun güzel ve mizahi kalemiyle en derin konuları bile zevkle okumuştum. İstanbul'dan başlayarak Erzincan'a kadar bir gezi yaptırmıştı yazar. Her yerden farklı tespitler sunmuştu.