şu ana kadar okuduğum en öğretici, doyurucu ve yol gösterici araştırma kitabı kesinlikle buydu! konusundan bağımsız olarak yazar, bir araştırmanın nasıl yapılması gerektiğini, bir kitabın nasıl yazılıp sunulmasının daha iyi olacağını ve araştırma yapmanın sadece kendi çalışmamıza yoğunlaşmak değil; aynı zamanda yapılan çalışmalarla kendi çalışmalarımızın arasındaki farka da değinmek olduğunu çok profesyonel bir şekilde okura sunmuş. zaten bunu yapabilmek için de ciddi bir literatür taraması gerektiğini anlamak çok zor değil. bu sebeple sadece konuya duyduğum ilgi değil, aynı zamanda yazarın çalışma stiline ve başarısına duyduğum hayranlık da kitabı çok beğenmeme yardımcı oldu.
kitap, yazarın mükemmel adanmışlığı ile çok büyük anlamlar kazanmış bence. çünkü bir kadın olarak tutuklu tecavüzcü erkeklerle saatlerce bir odada kalmak ve konuşmak ciddi anlamda ürkütücü olsa gerek. bu nedenle çok büyük bir tebriği hak ettiğini düşünüyorum scully'nin. ayrıca da sadece görüşmelerde söylenenleri yazıya dökmenin yanı sıra araştırmalarının parametrelerini ve sonuçlarını inanılmaz yalın, açıklayıcı ve anlaşılabilir bir şekilde sunduğu için de kendi adıma çok teşekkür ediyorum.
kitabın içeriği için de söylenecek çok söz var: tecavüzün korkunçluğu her toplum kabul eder ancak yine bu toplumlar tecavüzcünün yaptığı şeye sürekli kılıf bulur. psikopatolojik olarak tecavüzcülerin dürtülerini kontrol edememiş, anlık hatalar yapmış ve bu hatalarda daha az suçlu olan ve hatta bazen hiç suçu olmayan insanlar olduğuna inandırılırız. yazar da çok cesur bir şekilde bunun neden gerçek olmadığını kanıtlıyor. yazarın üzerinde sıklıkla durduğu ve hatta büyük bir bölümünü ayırdığı iddiası da şu: tecavüz kadınların problemi değildir. bu iddiasını açıklarken de başvurduğu yöntem tecavüzcülerle yaptığı uzun süren görüşmeler ve bu görüşmelerde sorduğu inanılmaz önemli, çok ince düşünülerek hazırlanmış ve araştırmayı hep bir adım ileriye taşıyan sorular. - bence bu noktada, her sosyal bilimler öğrencisinin sadece soru sormayı öğrenmek için dahi bu kitabı okuması inanılmaz yardımcı ve faydalı olur.-
yazarın, araştırmanın sonucunda ulaştığı cinsel şiddetin sosyokültürel kökenli olduğu savı da bence çok değerli. çünkü özellikle 188. sayfada “...eldeki veriler, tanıdık erkeklerin kadınlar için, en az yabancılar kadar, saldırı ya da tecavüz, ağır yaralama ve cinayet riski yarattıklarını, hatta cinayet riskinin tanıdık erkekler söz konusu olduğunda, yabancı erkeklerin işledikleri tecavüz suçlarından daha yüksek olduğunu göstermektedir.” gerçeğini verilerle desteklemesi de evrimsel olarak tecavüze “yatkınlık” iddiasını hem kuvvetle yıkabiliyor hem de tecavüzün sosyolojik yanına parmak basıyor.
kitapta benim için en vurucu ve etkileyici kısım yazarın tecavüzcüleri “tecavüzcü olduğunu kabul edenler” ve “tecavüzcü olduğunu reddedenler” olarak ikiye ayırması oldu. çünkü bu ayrımdan sonra erkeklerin görüşmelerde söyledikleri sözler direkt olarak aktarılıyordu ve onların düşüncelerini okumak -özellikle de tecavüz ettiğini reddeden erkeklerin- çok etkileyici ve yorucuydu. beni en çok etkileyen tecavüzcü alıntısı da ne yazık ki buydu: "tecavüz mutlak hâkimiyet duygusuydu. Tecavüzden önce her defasında,kendimi güçlü ve öfkeli hissederdim. Kadınları aşağılayarak kendime, dünyada benden değersiz hiç değilse bir kişinin daha bulunduğunu kanıtlamak istiyordum." (s.154)