“Delirdiğimi düşünüyorlar. Ben de öyle düşünüyorum. Benim onlardan farklı düşündüğüm kısım şu; delirmiş olmam saçmaladığım anlamına gelmiyor. Boyut değiştirdim, bunun kabul görmüş adı da delilik. Ancak deliliğin hakkını vermem lazım, daha gidecek yollarım var, yani olmalı.”
Okşan Mağara, Kendine Ait Bir Oda Bir Salon’da yalnızlık hallerimizi anlatıyor. Kendi kendimize konuşmak zorunda kaldığımız sahici ya da etrafımızda onlarca insan varken iç sesimizden başka hiçbir ses duymadığımız o kırılgan yalnızlıkları... Yanıp bitip kül olduğumuzu düşünenlere inat, tüm olumsuzlukların içinde tebessüm ettirecek bir yan bulmayı da ihmal etmiyor. Hayatı bütünüyle kucaklıyor bir bakıma, madem ki varız, yaşayalım gitsin diye fısıldıyor okurunun kulağına. Acıysa acı, mutluluksa mutluluk!
Kendine Ait Bir Oda Bir Salon, her satırında bizi kendimizle karşılaştıran öyküler...
Son hikayede bir seyi elestirmeden dusunun, hatta elestirmeyin diyorsa da hikayeden cok Kafa dergisi yazilari okur gibi hissettim. Arada cok sicak duygular aktaran hikayeler var. Yine de bende bir edebiyat tadi birakmadi.