Fikrî çalışmalarımızı faydalı bir sonuca eriştirecek şekilde çalışmak, daima aynı mevzuyu düşünerek çalışmak… İşte bütün medenî ilerlemelerin, bütün dâhice buluşların temeli budur. Çalışmayı bu mertebeye ulaştırmak için ise nefsi hiç ara vermeksizin zorlamak, aynı maksadı takip için dikkatimize hükmedebilecek kudrette bulunmak, çaba ve gayretimizi aynı yoğunluk ve istikamette sürdürmek gerekir. Şüphesiz ki bu da her şeyden evvel sağlam bir iradeye sahip olmaya bağlıdır. “Kaderimi tayin eden bir başka kitap da İbrahim Ethem’in Terbiye-i İrade başlıklı eseridir. Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim.” Cemil Meriç Bu sözler, İrade Terbiyesi kitabının Türk yayıncılığı tarafından uzunca bir aradan sonra “yeniden keşfine” imkân vermiş ve Jules Payot’nun eseri “Cemil Meriç’in tavsiyesi” mottosuyla tekrar tekrar basılmıştır. Oysa Meriç’in tavsiyesi gayet açıktır; o, Payot’nun değil Dr. Ethem Bakar’ın İrade Terbiyesi’ni önermiştir. Elinizdeki kitap hem bu vahim hatayı düzeltmekte hem de kitabın müellifinin hüviyetini ilk kez gün yüzüne çıkarmaktadır. İrade Terbiyesi’nde Dr. Ethem, iradenin temel kavramlarından derin tefekkürün gücüne, duyguların etkisinden sağlam alışkanlıkların kazanılmasına kadar geniş bir yelpazede iradenin nasıl terbiye edileceği meselesini ele alıyor. Yazar, okuyucuyu iradesinin farkına varmaya ve hayatını daha bilinçli bir şekilde yönlendirmeye davet ediyor. Çünkü ancak kendini bilip nefsini terbiye eden insan, hedeflerine ulaşma yolundaki engelleri aşabilir. Hedefine varmak isteyen okurlar için eşsiz bir rehber eser...
Kitap doğrudan bir kişisel gelişim kitabı olmasa da içerdiği başlıklar ve amacı itibariyle bu alanın -1909 ilk basım- erken temsilcilerinden sayılabilir. Kitabın en temel vurgusu, irade sahibi olmanın hem bireysel hem de toplumsal hayat için temel gereksinim olduğu. Burada verilen "İrade" kavramı, yalnızca kişinin kendini geliştirmesini değil; hayat mücadelesinde gayret ve girişim göstermesi, ahlakını güzelleştirmesi, mutluluğa ulaşması, bedensel-ruhsal sağlığı ve dengeyi sürdürebilmesi gibi pek çok alanı kapsar.
Balkar'ın üzerinde en çok durduğu nokta düşünce kuvveti: "Derin Tefekkür". Bu tefekkür, kişinin kendi benliğine yönelip arzularını, eğilimlerini ve zayıflıklarını tanımasını sağlayan; hayatın anlamı ve amacına dair derinleşme olarak tanımlanıyor. Özetle, disiplinli bir yaşam süren, ölçülülüğü gözeten, arzularını denetim altına alan ve bir gaye peşine düşen birey, sağlığını da iradenin denetlediği düzenli alışkanlıkların sonucu korursa, ruhsal huzuru ve mutluluğu yakalar.
Peki bu uygulanabilir mi? Kitapta bununla ilgili de, bu başlıklar üzerine yapılan düşünceler en nihayetinde ilerlemeye dönüşür ya da en azından gerilemenizin önüne geçer deniyor. Son olarak, kitapta başka kitaplardan çok sıkça alıntılar var, hatta bu alıntıların açıklaması ya da itirazı üzerinden ilerliyor ve sadeleştirilmiş olmasına rağmen dili biraz ağır, zor bir okumaydı benim için.
Herkese keyifli okumalar.
Özellikle "İrade, yaptıklarımızın bir şekli, özel bir hâlidir. İnsan gerek kendisine gerekse dış âleme daima fiili bir etkide bulunur. Arzularını tatmin edip fikirlerinin gösterdiği yolda hareket ederek bir taraftan şuurunda yeni arzu ve fikirler oluşturur, diğer taraftan da diğer insanlara telkinlerde bulunur. Kendini çepeçevre kuşatan maddi, manevî ve sosyal ortamı dönüşümlere uğratır; kendini bu ortama ve bu ortamı kendine uydurur. İnsanın faaliyet ve iradesini yalnız hareketle sınırlı görmek büyük bir hatadır. Faaliyet ve irade yalnız fikirleri yönetmekle sınırlı olmayıp duyguların oluşumunda ve fiillerin gerçekleştirilmesinde de aynı şekilde mevcuttur." Kısacası, iradenin etki alanı bu kadar geniş ve bu kadar kuvvetlidir. Hayatımızın maddi ve manevi en ücra köşelerinde bile sağlam bir iradeye ihtiyaç duyduğumuz aşikardır. Lüzumu ve faydaları bu kadar kapsamlı olan irade terbiyesini uygulamaya gücümüz var mı, nefsimize hâkim olma kudretini kazanabilir miyiz, bütün fiil ve duygularımızı, akıl ve şuurumuzun hükmü altına almak mümkün mü?syf56
Doğrusu irade terbiyesi, dışarıda bulduğumuz birçok vasıtadan yardım alır; fakat esası nefis üzerine tefekküre dayanır. Bizzat kendimiz nefsimizi güzelleştirmeye, duygu ve telkinlerin esare-tinden kurtulmaya, fikrimizin hürriyetini kazanmaya, kısacası irademizi terbiye etmeye alışmazsak, dışarıdaki yardımcılar bizi çok ileriye götüremez. İrade terbiyesi şahsen çalışmaya bağlıdır; böyle bilirsek, böyle bilerek uygulamaya çalışırsak, yaşadığımız ortamda bulacağımız muhtelif vasıtalardan uygun bir biçimde yardım istemeyi öğrenirsek, işte ancak bu suretle iradeli ve ahlâklı bir şahıs olma meziyetini kazanırız. Böylece kendi mutluluğu-muzu elde etmenin dışında kâinatın tekâmülü ile aynı âhenk ve terakki yolunda yürüyüp geçmiş ve gelecek hayatımızda büyük bir teselli ve kıymet buluruz.syf376
Her ne kadar sadeleştirilmiş olsa da dili biraz eski, eskiden kullanılan pek çok kelimeler var ama son zamanlarda okuduğum hem kendimi tanımak hem de irademi kontrol etmeyi öğrenmek adına bana çok şey katan bir eser. Kafamızdan geçen düşüncelerin ne kadarı bizi temsil ediyor, ne kadarı genetik ve dış etkilerden oluşuyor yada karakterimizden mi kaynaklı, kararlarımızı biz mi veriyoruz veya çevresel nedenlerden dolayı bir sürü etkiyle mi şekilleniyor. Sorularına yanıtını alabiliyoruz . Kendimizle ilgili derinlemesine düşünmeyi öğretiyor. Ben çok sevdim her cümlenin altını çize çize okudum .