Bir işi yapmak iki saat sürüyor, yapmamak saatler, günler, haftalar. Bu sürede bir başka işi yapıyor da değiliz çoğu zaman. Aktif olarak yapmamakla meşgulüz. Bu kitap, ertelemenin arkasındaki psikolojimizi anlatıyor. Çünkü ertelemenin nedeni, zannedildiği gibi tembellik değil.
Neyi nasıl ertelediğimiz, kendimizle ilgili çok önemli ipuçları saklıyor. Bu kitap, ertelemenin doğasını anlamak ve erteleme davranışımızı değiştirebilmek adına benzersiz bir kaynak.
Bende daha çok erteleme hissi oluşturan bir kitap oldu. depresif olma, yataktan çıkamama çok fazla tekrarlanmış. Kitap biraz daha uzun olsaydı, kitabı okumayı erteleyecektim.
Bu kitapla, erteleme, depresyon ve kaygı gibi sıkıntıların görünmeyen nedenleri hakkında bir aydınlanma yaşadığımı söyleyebilirim. Benim için pek çok açıdan faydalı oldu. Yazarın kendinin de mustarip olduğu dertler bunlar ve dolayısıyla kendi yaşamından bolca örnek veriyor. Hafif bir dille yazılmış bir kitap. Anlaşılması oldukça kolay. Keşke titiz bir editörlük yapılsaymış. Çoğu cümlenin yapısı çok bozuk ve okurken dikkatimi dağıttı bu durum.
Bu okuduğum 6. Nihan Kaya kitabı sanırım ve çok fazla tekrara düştüğünü düşünüyorum artık. Belki de dönüp dolaşıp her şeyin sebebi aynı yere bağlandığı için çok fazla tekrar oluyordur.
Bir şeyleri daha iyi aktarabilmek için kendi hayatından örneklere başvuruyor. Anlıyorum ama bazen örnek mi veriyor kendini anlatmak için bir yol mu bulmuş, üslubundan ötürü bunu ayırt etmek güçleşiyor. Yani örnekleri ana fikre düzgün bağlamayınca sanki sadece kendini ifade etmiş gibi duruyor. Bu yüzden, dersi alacağım yerde daha çok onun derdiyle dertleniyorum, “kadıncağız da neler yaşamış” kısmı daha ağır basıyor.
Erteleme konusunun analizi bence çok uzun olmuş. Yapılabilecekler ve sonuç kısmı daha kısa olmasına rağmen o kısımlardan daha çok şey öğrendim. Kristalizasyon da favorim oldu.
Her hastalık yaşayan onu düzgün bir şekilde ifade edecek ya da çözüm bulacak diye bir şey yok, hiçbir önyargı içinde olmaksızın Kaybolan Bağlar’dan sonra depresyon ile doğrudan ilintili olan ertelemeye yönelik bu kitabı okurken acabalarım vardı yine de. Zira herkesin kişisel gelişim ve psikoloji üzerine yazdığı bir çöp edebiyatı ile karşı karşıyayız. Yığınlar bayılarak okuyor bu insanları ve Nihan Kaya da bunlardan biri, kendisi depresyon, DEHB ve TSSB teşhisli bir hastaymış. Çok kötüydü, dahası bence sıkıntı oluşturabilecek çok unsur var, asla tavsiye etmem.
Çocuğun eğitilmesi gereken bir varlık olduğuna dair yanlış inançlarımız var diye garip, acayip bir giriş yapıyor. Çocuk doğru olana gidermiş, abur cuburu kendi istemezmiş, yani dehşetten dehşete düştüm kitabı okurken, ya çocuk aklen bir şeyleri anlayana kadar boş duvar, korkudan bile bihaber, yönlendirmezsen önüne konan yemi yiyerek patlayacak balıktan farksız. MSGli zımbırtılar tatlı geldiği için de kafalarını gömüm yiyorlar, bu sadece basit bir örnek.
Depresyonun ve anksiyetenin en genel nedeninin kişinin kendi hayatını kendi kontrolünde hissedememesi olarak tanımlıyor, bunu 90 IQlu biri de söyler enteresan bir teşhis değil, kitabın başından sonuna kadar kaygının ülkemizdeki en en en büyük etkeni çevresel etkenler (yönetim, düşük hayat kalitesi, boş zamanı olmayan insan yığınları) tamamen yok sayılmış durumda ve hikayelere dalıyoruz. Şunu da vurgulamakta fayda var kendi sorunlarını tam anlamıyla çözememiş bir anlatıcı var karşımızda, yani önerdiklerini uygulamaya çalışsanız belki hani bir faydasını görürsünüz, nasip bu işler tabii 😊 Dünyayla bağlarını mümkün olduğunca kısıtlı tutmaya çalışıyor, e tabi tehlikeyi ortadan kaldırırsanız risk de olmaz, şu öğrenciler olmasa ne iyi olurdu diyen Milli Eğitim Bakanı misali. İçte sağlam olursa dış bize etki etmezmiş ama yine de etmesin diye dıştan da soyutlanıyor.
Çocukların topluma uygun hale getirilmesi için kısıtlanması gerektiğine inanmayan toplumlarda depresyon, utanma, stres vs olmuyormuş ama ne hikmetse depresyon ve intihar vakalarıyla ilgili veriler var, hatta tam aksine Doğu toplumlarında insanların niye daha mutlu olduklarına yönelik tonla çalışmalar da var. İnsanın disipline ihtiyacı yokmuş, hayatı boyunca sabah akşam çalışan ve bu sayede bir yerlere gelen biri söylüyor bunu ve kılıfı olarak disiplin değil prensip diyor, Allah aşkına yani komik olmamak lazım dünyanın neresinde aylarını feda etmeden büyük buluşlar yapan insan olmuş, yani umarım her şeyi ben yanlış anlıyorumdur.
Kötü bir sunum yapmak dünyanın sonu değil diyor, buraya kadar bir sorun yok. Eskiden toplum içine çıkmaktan çekinen bir insanken bunun kaynağının bir şeyleri kabullenmek değil de sunum yapılacak konuyu iyi bilmek ve biraz da teknik bilmekle alakalı olduğunu anlayınca işler değişti, karşınızdaki insan yerine koyunca işler kolaylaşıyor, sürekli bir şeyleri yanlış yapabilmenin olağan olduğunu kabullenmek bizim gibi ülkelerde sıfırlamaya hiçbir şey yapmamaya gidiyor. Kimin kendisine nasıl motivasyon bulacağını ben bilemem diyor, yani insanlar zaten yönlendir diye bu kitabı okuyor, samimiyet adı altında aklında geleni yazmak kitap yazmak oluyorsa ne güzel iş. Bir şeyi para getiriyor diye seçmektense az para getiren işi öneriyor, ya bu ne kadar tuzu kuruluktur bilemiyorum, tam da ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin tarzı bir öneri, gerçek hayattan o kadar kopuk ki, en azından denemeyi düşünün vs. dersin. Kölelik silinmiş ya (sanki modern kölelik yokmuş gibi) akıllı davranıldıkça insanlık iyiye gidecekmiş.
Yeme içme konusunda bedene müteşekkirlik filan gibi şu kendini karanlık odaya kapatan son dönem şarlatanları tarzı sözler var. Gerçekten dehşet örnekler var düzenli çalışmanın zorunlu olduğu başka bir alan piyanoda istediği gibi çalan bir çocuğun başarısından bahsediliyor. Ertesi gün sınavı olan öğrenciye kısa zamanda neler yapıldığını hatırlatıyorum diyor, öğrencilik yapan herkes bilir ki tek gün çalışıp da sınavda başarılı olmak diye bir şey yoktur anca o sürede yoğunlaştığınız bir iki soru denk gelirse belki geçer not alırsınız hepsi bu.
Kitabı dehşet içinde okudum desem yalan olmaz, normalde her yazara en azından bir şans daha veririm, belki ters bir günümde okumuşumdur diye ama umarım yolumuz kesişmez.
Daha önce yazarın ismini herhangi bir yerde görmemiş, kişiliğinden ve kitaplarından bihaberdim. Bu kitap sosyal medyada karşıma çıkınca ilgimi çekti, hızlıca alıp okudum. Yer yer aydınlanmalar yaşatsa da yapı itibarıyla beni içine alan bir kitap olmadı. Bir dakika önce okuduğumuz cümlelerin baloncuklar içinde tekrarlanmasını gereksiz bulurken devrik cümlelerin sıkça kullanılması okuduğumu tek seferde anlamamı zorlaştırdı. Sanırım bu devrik cümleler, son sözde "samimiyet" adı altında bahsedilen biçim. Kitap boyunca yazarın sürekli önceki kitaplarına referans vererek bir şeyler anlatması da kendimi "sonradan gelen, dışlanan" gibi hissettirdi. Kitabın kesinlikle yazardan okumamız gereken ilk kitap olmadığını düşünüyorum. Önceki kitaplardan sonra buna geçilmeli.
Orta kısımdan itibaren daha çok keyif aldığım bir kitap oldu. Malesef kitabın alıntı pencereleriyle bölümler kaymış, bazı bariz gramer hataları göze çarpıyor, sanki kitap sayfaları son dakika değişmiş. Bazı bölümlerde özellikle yazarın geçmiş çalışmalarıyla ilgili gelen yorumlara cevap taşıyan bölümler bir anda alakasız bir chapterlarda belirip kayboluyor. Konuya tam odaklanacakken daha sonra değineceğini söyleyip konuyu bırakıyor, daha sonra konuyu cımbızlayıp bağlayamıyorsunuz. Kitabın en akışkan en tutarlı kısımları sonuç bölümünde, orda da kaymış baloncuklar ve düşük cümleler yoruyor. Kitabın giriş kısmında anlam veremediğim 'humblebrag' şeklinde İngilizce'de tabir edilen 'ben liseyi 2.5 yılda bitirdim' açıklamaları serpilmiş. Yani aşağı yukarı yazar ile yaşıt çoğu kişi 3 yıl lise okuyup sonra 6 ayda öss çalışmaları için okul derslerinden azat edilirdi bir dönem, herhalde bundan bahsediyor. Kitap kapağı minimal tutulmaya çalışılmış son zamanların modası gibi, ama olmamış, bilmiyorum belki de yazar yardım almadan kendisi tasarlamıştır. Bu ilk eleştiri kısımlarını geçersem altını çizdiğim, not aldığım yerler de hayli çok. Bu konularda yazılmış başka bir Türkçe kaynak var mı emin değilim. Sık sık keşke bir deneme kitabı olsaydı diye düşündüm okurken, konular birbirine bağlanmasa da kendi içinde akmayan bir kitap olsa da hakkı verilmeli yazarın, bu kitaptan yararlanacak çok insan olacaktır. kendi depresyon deneyimlerini anlattığı kısımlar oldukça cesur, irdelemeleri yol gösterir nitelikte. Kaynak gösterdiği kitaplar temel kitaplar. Bazı cümleleri içimde gerçekten bir ışık yaktı.
Alıştığımız “self-help” kitaplarından olmaması çok hoşuma gitti. Kitabın isminin çağrıştırdığı gibi ertelemenin tanımı budur, sebepleri budur, çözümü şuradadır gibi bir yaklaşımı yok. Okurla sohbet havasında yazılan kitapta, erteleme konusu bir ders kitabı edasında değil, oldukça derinlikli bir şekilde paylaşılmış. Size erteleme deyince aklınıza ilk gelen konularla değil, çok daha farklı kavramlarla iletişim kurduruyor. Nihan Kaya’nın kitaplarını daha önce okuduysanız yabancı olmadığınız kavramlarla bu kitapta da karşılacaksınız. Yazarın temel bakış açıları ve erteleme ile kurduğu ilişki bana çok iyi geldi. Tabii belki bunun sebebi kitapta kendisinin de belirtmiş olduğu gibi içedönük ve hassas biri olarak kitapla daha iyi bağ kurabilmiş olmamdır. Bana şefkat hissettiren bir kitap oldu ve bu nedenle şahsım için kitap amacına ulaştı diyebilirim.
Bir insanın küçükken zorla düğüne götürüldüğü için 45 yaşında hala öfkeli olmaması gerektiğini düşünüyorum. Yazar kitap boyunca mağdur ve kurban rolünden çıkamıyor.
Kitap boyunca ailesinin ev işleri konusunda ondan yardım istemesi ve eve misafir gelmesi gibi konulardan “aile baskısı” olarak bahsediyor. Ailesine kendisini psikiyatristlere götürdükleri için de öfkeli. Kitap boyunca yazara hak vermekte çok zorlandım.
Bu kitap ertelemeyle ilgili çözüm içermiyor, sadece depresyonda olan birinin anılarını anlatıyor ve yer yer kendisini nasıl motive ettiğine dair tüyolar yer alıyor. Kitapta toplam 2-3 paragraf vardır bu şekilde faydalı, kullanılabilecek bir bilgi veren.
Kitabın kapağında kocaman “Erteleme - Nedenleri ve Çözümleri” yazmıyor olsaydı bu şekilde eleştirmezdim, anılarını yazmak istemiş der geçerdim ama bu kitap vaat ettiği şeyi gerçekleştirebilen bir kitap değil, aksine depresyon, kaygı, erteleme gibi problemler yaşıyorsanız sizi daha da dibe çekecektir.
Erteleme konusunda problem yaşıyorsanız bu kitaptan kat kat daha faydalı olacak bir sürü YouTube videosu bulabilirsiniz. Kendi problemlerini çözememiş kişilerden tavsiye almayın.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. İçimizdeki çocuk benliği engelleyen içsel anne-babadan özgürleşmenin yolları.Nihan'ın otizmli ve aylarca evden çıkmayan depresif duygu durumunu bu kitapla öğrenmiş oldum. Yaşadığı zorluklara rağmen gerçekleştirdikleri ve hala da yapıyor olduğu şeyler örnek alınası, umut aşılayıcı. Kitabın dili karşılıklı konuşuyormuşum hissi verdi. Kendini tekrarladığı yerler olsa da bu kitaplarda verilmek isteneni vurgulamak için yapılan bir teknik. Kendisiyle bir gün tanışmak dileğiyle.
Psikanalizi anlaşılır bir dille anlattığı ve kişisel gelişim zorbalığına karşı çıktığı için Nihan Kaya okumaya önem veriyorum. Yazarı okumaya bu kitapla başlayabilirsiniz. Bu kitap sadece erteleme üzerine değil. İç sesimiz, içimizdeki çocuk, eleştiri, utanç, yetersizlik, depresyon ve kaygı gibi psikolojiye dair temel kavramlardan bahsediyor. Zengin bir içerik. Mutlaka öneririm.
Hayatındaki kararları bir türlü uygulamaya başlayamayan, bu konuda çok yavaş kalan herkese bu kitabı tavsiye ederim. Ayrıca canım Nihan Kaya, nasıl samimisin...Ayrıca kitaplar çoğumuzun güvenli üssü, bu konuda da aslında yalnız değilsin
Kendime not: 3.5’tan 3. Aslinda kitaba ve yazara haksizlik etmek istemem, beni etkileyen kisimlari oldu, fakat kitap cok daginik hissi yaratti. Yeni bir konuya gecerken beni ne bekledigini bilemedim, basliktakinden cok farkli seyler okudugum oldu. Sanirim bu beni biraz zorladi (to be continued).
Ertelemenin ardındaki sorunları ve bu sorunların nedenlerini çözümleyebilmek için yardımcı olacağına inanarak almıştım. Umduğumun ötesinde birçok şey buldum. Nihan hanım kendi hayatından kattığı örneklerle çok dürüst, samimi hissettirdi, derinlik kattı. Erteleme psikolojisinin ötesinde değindiği birçok psikolojik temalarla da çok kompakt bir bilgi hazinesi sunmuş.
Daha önce de “İyi aile yoktur” kitabını okumuştum. İki kitapta da aynı şey oldu, ilk 50 sayfası keyifli ama sonra işin derinine (!) girince okumakta zorlandığım kitaplar. Nihan Kaya’nın da (bence) içinde yer aldığı psikoloji ekolü (ne deniyorsa artık) bu aralar çok yaygın, farkındayım ama bana çok uygun değil. Nihan Hanım da bitirirken “benim kadar ince düşünen, hassas, içe dönük değilseniz kitap size uygun olmayabilir” demiş, keşke en başta yazsaymış bunu, kitaptan anladığım kadarıyla zaten hiçkimse kendisi kadar hassas, içe dönük vb olamaz gibi.
Çok fazla kendinden bahsettiği bölüm var. Bu bölümlerde de aklıma genel olarak daha fazla insana maruz kalmak zorunda kalsaydı, bu şekilde bir yerde çalışmak zorunluluğunda olsaydı ne olurdu gibi sorular geldi. Belki ben fazlaca psikoloji kitabı okuduğumdan fikirlerinden bana “yeni” gelen bir şey olmadı.
Çok beğendim. Nihan Kaya en sevdiğim yazarlardan biri zaten. Kitabın dili sayesinde hızlıca okuyabilirsiniz herkesin anlayacağı şekilde yazmış bu harika bir şey. Sayesinde bugüne kadar neredeyse her gün yaşadığım erteleme ve mükemmelliyetçilik sorunlarımın sebebini öğrendim cevabını buldum. Yazarın kendi hayatından verdiği örnekler de çok yardımcı oldu bu konuda çünkü bu hisleri bir tek ben yaşıyorum bir tek ben böyleyim diye düşünürken aslında yalnız olmadığımı gördüm ve bu o kadar iyi hissettirdi ki beni. Tekrar tekrar okuyacağım hayatımda daha iyi uygulamak için. Ertelemeden okuyun derim.
Yazarın Psikianaliz alanındaki anlaşılması güç kavramları sadeleştirmesi ve daha kolay anlaşılabilir hala getirmesi beni mutlu etti. Yalnızca erteleme değil, depresyonun bütün semptomları için iyileştirici nitelikte bir iç görünün ilk inşası bu kitabı okuyarak mümkün olabilir.
Psikoloğun önerisiyle okuduğum bir kitaptı. Mükemmeliyetçi yapım nedeniyle erteleme alışkanlığı olan biriyim. Bu kitabı, derdime çare olacak umuduyla okudum. Çare olmasa da farkındalık yaratma açısından iyi geldi. Kişisel gelişim kitaplarına karşı önyargımın sebebi bu: Okuduğum hiçbir kitap çare olmuyor; daha fazla bilgi için şu makaleye gidin, şu DVD'yi izleyin gibi yönlendirmelerle kendi durumunuza dair daha fazla farkındalık yaşamanızı sağlıyor, o kadar. Aldığım notları kısaca özetlemek isterim: * Cahillik, hiçbir şey bilmemek ve iyinin cazibesine kapılmaktır. Masumiyetse her şeyi bilmek ve yine de iyinin cazibesine kapılmaktır. * Depresyon arttıkça kaygı, kaygı arttıkça depresyon artar. * Erteleme, stres, kaygı ve korku ilişkileri iç içedir. Biri diğerini de artırır, birbirlerini tetiklerler. * İç sesimizin içimizdeki çocuğa karşı sertleşmesi, bizdeki öz şefkat eksikliğini gösteriyor. Kendimize sert bir ebeveynlik yaparak değil, şefkatli yaklaştığımız zaman ertelemenin önüne geçebiliriz. * Ertelemek, içimizdeki çocuğun korkmasıdır. Önemsemediğimiz için değil, çok önemsediğimiz için erteleriz. * Hem içimizdeki çocuğa hem de ebeveynlik yaptığımız zaman çocuğa karşı üst değil, üs olmalıyız. Rahim ilk güvenli üssünüz, anne ilk güvenli üs. Ama anne bir üst değil, üs olarak kalmalı. Bu şekilde şefkatle yaklaşabilir. * Bize bakım verenler ne kadar çok tüm güçlü olurlarsa o kadar üs olurlar, o derece az üst olurlar. * Kucakta bile teskin edilemeyen bebekler, bu güven üssünü sağlayamayanlardır. Meme, kucak çözüm olmuyorsa rahme dönmek istiyor. O yüzden ağlamak kesilmiyor. * Erteleme, depresyon ve kaygı da aynı şekilde güvenli üsse sığınmaya çalışıyoruz; belki uykuya, belki yalnızlığa, rahme dönmek olarak düşünülebilir. * Bir sorunu, hastalığı beyinde gördüğümüz sürece ilaçla beyni düzeltmeye odaklanırız ve asıl neden olan ilişkileri görmezden gelmeye meyilliyiz. İlaçla beyni düzeltmeye çalışırız ancak kök neden ilişkilerdir ve düşünce şeklimiz değişmeden düzeltilemez.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Bu kitabın orijinal başlığı aslında “Yataktan Çıkamadığım Günler” miş. Çok ağır bir depresyonda olduğu 20’li ve 30’lu yaşlarını çoğunlukla yatakta geçirmiş yazmak ve okumak dışında bir şey yapmamış Nihan Kaya. O dönemde nerdeyse her şeyini ertelemiş. Bu kitap da böyle çıkmış. Ertelemenin çocuklukla, depresyonla, mükemmeliyetçilikle ilişkisini kendi kişisel deneyimleriyle harmanlayarak anlatmış.
*Önemsemediğimiz için değil, fazla önemsediğimiz için erteleriz.
*Yataktan çıkmakta zorlanma, içimizdeki çocuğun bize onu çok zorladığımızı söylemesinin bir yoludur.
*Mükemmeliyetçiyseniz eğer, ertelemeye mükemmel bir adaysınız. Depresyon, anksiyete gibi birçok soruna da. Mükemmeliyetçilik, içimizdeki anne-babanın içimizdeki çocuğa karşı çok sert olması demek çünkü.
*Kurdukları ve yaşadıkları hayat tarzı, anne-babanın tercihidir, fakat bu tercihin, çocuklarının da tercihi olmayabileceğini ve bunun son derece doğal bir hak olduğunu birçok aile akıl edemeyebiliyor.
*Utanma ve suçluluk duygumuz ne kadar yoğunsa erteleme, depresyon ve anksiyeteye o kadar yatkın oluyoruz.
*Kendimize “kötü” yapma hakkını tanımadığımız sürece “iyi” yapamayız….Başarılı insanların başarısız olanlardan farkı, başarısızlığı tolere edebilmeleri.
*Kötü senaryoyu hayal ettiğimizde harekete geçme korkumuz da geçiyor.
Kendimden çok şey bulduğum, yer yer duygulandığım ve bana faydası olabilecek şeyler barındırdığı için 4 verdim (yoksa vermezdim).
İlk kez Nihan Kaya okuyorum. Kendinden örnekler vermesini ve başka kaynaklardan verdiği örneklerin bile sürekli benim etrafımdakilere verdiğim örnekler olmasını sevdim. Şefkatli yaklaşımını sevdim.
Çok iyi bir kitap değil ama iyi ki yazılmış bir kitap. Böyle konuya ait genel bir analiz gibi olmamış, bazen bir kopukluk hissi yaşadım. En azından sonuç kısmında konuyu artık kendi yaşantısından bağımsız toparlasaydı iyi olabilirdi. Her bölüm kendi içinde bir neden-sonuç bağlamına otursaydı daha iyi olurdu sanki.
Anlaşılmayı çok istemesini, neyi neden yaptığını ya da yazdığını açıklamasını, eleştirilere cevap vermek için kitabı kullanmasını, bir şeyi birden fazla yenilemesini, başka kitaplarına sürekli atıf yapıp konuyu orda da açıkladığını belirtmesini çok iyi anlıyorum ama dikkat dağıtıcı buldum…yine de sevdim...yazar beni anladı, ben de onu anladım. Ama kitabın birkaç sayfada bir kutucuklar içindeki notları beni benden aldı, uyuz oldum, yayınevinin fikri mi acaba…
Amaan bilemedim ya… genel olarak sevdim altını çizdiğim çok yer var. Sağolsun. Diğer kitaplarını da okuyacağım.
kitabi belli bir yere kadar buyuk bir hevesle okudum. fakat belli bir yerden sonrasi tekrara sardi. Yazarin surekli kendi deneyimleri uzerinden ornekler vermesi beni kitaptan biraz soguttu. cunku bir otobiyografiden ziyade bu konunun daha farkli acilarla ele alinmasi beklentisi icerisinde olmusum nedense daha kitaba baslamadan.bir diger noktada cok fazla referans kullanilmis satir aralarinda bu da kitabin akiciligini bozmus. Fakat kitapta cok onemli ve degerli detaylar var. kitabin 150 sayfasini okuyabildim ve bitirmekte cok diretmek istemedim cunku bu kitaptan alabilecegim bilgiyi aldigimi dusundum. cok degerli notlar , anlatimlar var. kitap tekrara sarsa da akiciligini bir yerde yitiriyor olsa da bir yerden sonra , bu kitapta okuyup bakis acimi degistiren ve olumlu derecede bana katki saglayan bir cok nokta var. okumaya deger mi , evet!
Kitabı genel olarak beğendim ve kendimi daha çok tanımama yardım etti.
3 yıldız verme sebebim kitabın bazı kısımları tekrarlandı ve bazen başlıklarla içerikler arasında bağlantı kurmakta zorlandım.
Anladıklarımdan kitabın ufak özeti: Neden erteleriz? * Mükemmeliyetçilikten: işi çok iyi yapmak için zaman kaynak v.s yok veya olmayacak korkusuyla * Kabul etmediğimiz için(isyan): Sesimiz duyulmuyor ve yaptığımız işi zorla yaptırılıyoruz gibi hissediyoruz
Çözüm: * Mükemmeliyetçilikten -> daha çok küçük kazanımlara odaklanıp onlara değer vermek * İsyandan -> kendine şefkatli davranmak, olumlu taraftan bakmak * Utanma -> Tam güçlülüğümüzü kazanmak ve isteklerimizi daha çok dinlemek
Kitab için teşekkürler @Nihan Kaya
This entire review has been hidden because of spoilers.
Nihan Kaya'nın çok beğendiğim kitaplarından biri oldu. Okurken bazı şeyleri daha iyi anladım, bazı şeyler daha kolay göründü gözüme. Ve depresyon, depresyonun ne kadar zor olabileceğini de gördüm.
"İnsanlar depresyona girmez. Bir zamanlar oldukları reddedilmiş çocuk haline gelirler."
"Anksiyetesi olan bir yetişkin, korkmuş bir yetişkin değil, geçmişinden korkmuş bir çocuktur."
"Erteleme, içinizdeki anne-babayı cezalandırmaktır. Erteleme içimizdeki anne-babaya karşı pasif agresif bir davranış biçimidir."
"Yataktan çıkmakta zorlanma, içimizdeki çocuğun bize onu çok zorladığımızı söylemesinin bir yoludur."
"İçimizdeki çocuk ne kadar uzun zaman ne kadar şiddetle baskı görürse o kadar karşılık verir, er ya da geç"
"İrademizi hissederek yaptığımız şeyler zarar vermiyor bize. Hata bile olsalar zarar vermiyor, onlardan öğreniyoruz. İrademizin engellendiği durumlar asıl korkmamız gereken."
Nihan Kaya'dan okuduğum 4. kitap.
Gayet akıcı bir dille yazılmış. Yazar, kendi hayatından fazlaca örnekler vererek somutlaştırıyor anlattıklarını. Yine altını çize çize, bir süre sonra geri dönmek için notlar ala ala okudum.
Ana tema yine anne-baba-çocuk. Çocukluğumuz ileriki yaşamımızda düşünüş şeklimizi etkiliyor. Mükemmeli yapmayı hedeflediğimizde aslında işe başlayamıyoruz.
Kristalizasyon tekniğinden bahsediyor. Yapmaya çalıştığımız işle ilgili olumlu bir düşünce bulmak, o işle ilgili bizi heyecanlandıran ana dönmek... Hayatın her alanına yayılabilir bence bu düşünce.
Arkadaşlarıma tavsiye ettim, herkesin okumasını tavsiye ederim.
Hayatının yarısı depresyonla geçmiş ve bu kitabı yazarken de depresyonu hafif olmadığı halde yazabildiği için Nihan Kaya'yı tebrik ediyorum. Kitaba gelirsek ertelemenin "tembellik"ten ibaret olmadığını söylüyor yazar. Bu konuda da birçok kaynak göstermiş. Ertelemeyi bu kitapla çözerim sanmıştım fakat konunun o kadar da basit olmadığını kitabı bitirince farkettim. Kitap tamamen erteleme üzerine kurulu değil bu arada yazar diğer psikolojik sebeplerin de üzerinde durmuş. Çok samimi bir kitap olmuş. Altını çizmediğim sayfa kalmadı hemen hemen. Ertelemeyi bırakmanın ilk adımını bu kitabı okumayı ertelemeyerek atabilirsiniz
Begenerek okudum. Herseyden once yazar son derece samimi. Kendisiyle ilgili ornekleri acik ve seffaf bir sekilde paylasmis. Yasamis oldugu ve halen zorlandigi seyleri (insanlarla temas ve yakin iletisim) akici bir anlatimla yazmis.
Kitabin son kismindaki yorumu dikkatimi cekti. "Turkiye benim icin guvenli bir us degil." Ne kadar da hakli. Saldirganligin ve zorbaligin gecer akce oldugu topluma kisaca deginmis. Umudunu kaybetmemesi, bunu degistirmek icin kendi payina duseni yapmasi cok guzel.
Belli ki cok iyi kalpli ve cok iyi niyetli biri. Umarim cok mutlu olur, baska kitaplar da yazar.
Keyif alarak okudum. Kendime dair çok şey buldum ve duygudaşlık hissettim. Ertelemenin nedenlerine dair bir aydınlanma yaşattı diyebilirim. Kendime şefkatle bakmamı sağladı. Oldukça samimi bir kitaptı.Düşüncelerin tam olarak bir düzen izlemeden akıtıldığını ve yazarın çok fazla başka kaynaklardan alıntı yaptığını düşündüğüm zamanlar olsa da yine de sevdim. Ayrıca ertelemenin çözümlerinin eksik kaldığını hissettiğim zamanlar da oldu. Ama nedenine dair bahsedilenler de bana oldukça değerli geldi. Son olarak psikolojiye ilgi duyan biri olarak, birçok farklı görüşün/ekolün seçki halinde önüme bir kitapta sunulması da hiç fena değildi.
Ortaya koyduğu iç çocuk ve tüm-güçlü olma hali kavramları üzerinden adını koyamadığım ama var olduklarını bildiğim bir dizi bireysel düzensizliklerime ilişkin resimler çekebildim. Bu yönüyle hayatıma dokunan, bakış açımı güncellemeye yardımcı bir kitap oldu. Yazarın sıkça tanıttığı ve örneklendirdiği kendi depresyonu öylesine uçlardaydı ki kitapta bir çok bu kadarı da çok abartılı dedirtti. Ama bu düşüncemde neden kısır kaldığımı da yine kitapta; yazarın bu seviyede depresyona sürüklenmesinde etken faktörleri ile anlayabildim.