O gece yağan yağmur, yer ve göğün yerini değiştirmişti. O geceden sonra bir daha şafak sökmemeli, güneş doğmamalı, sabah olmamalıydı. Şafağın geceye karanlıktan daha yakın olduğu saatlerde işlenen bir cinayet, kaderin akışını değiştirdi. Genç bir hukuk öğrencisi olan Zeliha, yaşanmaması gereken bir gecede yardım istememesi gereken bir yabancıdan yardım istediğinde, o gece işlenen cinayetin, o yabancının da onun da hayatını bir çıkmaza sokacağını bilmiyordu. Tıpkı o yabancı adamın, bir komando olduğunu ve kaderinin akışını değiştirdiği gibi, kalbinin atışlarını da değiştireceğini bilmediği gibi… O gece şafak söktü, gece kayboldu, güneş doğdu ve sabah oldu. Olmamalıydı.
Hayatımda daha kötü bir şey okumadım. ‘Her kurgu basılmamalı’ sözü en çok bu kitaba yakışıyor. 718 sayfa hiçlik. Olabilecek en saçma betimlemeler-her şeyi betimliyor- olabilecek en saçma diyaloglar var. Hiçbir karakter gerçekçi değil, hepsi saçma sapan kendi çaplarında felsefe yapıyor. Salakça bir sahte ilişki var kitapta. Kızın arkadaşları da arkadaş gibi değil. Gurur denilen herif de eşşşşek kadar olmuş 32 yaşına gelmiş ama 13 yaşında ergen gibi davranıyor. 23 yaşında kıza psikolojik baskı, manipülasyon yapıyor.Kız da hukuk öğrencisi ama tam bir ucube. Sırf okumadan eleştirmemek için 718 sayfa bir işkenceye katlandım. Gökçen’e falan kötü diyordum ama o en azında komikti. Bunda hiçbir şey yok. Baştan aşağı sıfır…
“Bazen edeceğin tek bir kelime, bir hayata bedeldir.”
Hani okurken insanın iliklerine kadar işleyen kitaplar vardır ya işte bu kitap tam öyleydi. Karanlığı hissediyorsunuz buram buram, ışığında farkındasınız ışığa doğru yol almak istiyorsunuz ama o karanlık nasıl güzel, o hiss nasıl güzel kopamıyorsunuz. Her kitabında bu duyguları hissetmek zorundamıyız diyorum ama o hisse de tutunup kopamıyorum. İşte böyle bir mesele. Betimlemeleri, o tasvirleri, o kayboluşları ve buldum hissi. Bir kitabın bu hisleri yaşatması öyle güzel bir his ki. Tarifi çoğu zaman imkansız. Böyle bir hikayeden çıkıp geldim işte bugün…
Şırıl şırıl yağmurlu bir gecede gök yeri delerken tabiri caizse Zeliha evine doğru gitmek istesede, sokağının bekçisi minik yol arkadaşı Kestanenin yaralı olduğunu görünce kendini kaybediyor adeta. Kimsede yok yardım çağrısına cevap verecek sokakta. Derken bir gölge ilişiyor sessiz ilerlerken gözüne o gölgenin sahibide namı diğer Zincir( Gurur Mert Çalıklı) duyuyor çığlıklarını alıyor Zeliha ve köpeği götürüyor bir veterinere. Tabi asıl hayvan kendisi olan veteriner bozuntusu kurtarmak yerine uyutalım diyor işte olay orda kopuyor birde Zeliha’ya şiddete kalkışınca kalıyor Gurur’un elinde adam. Tam anlamıyla böyle, işler kızışınca veterinerin öldüğü gerçeğiyle başbaşa kalıyorlar. İşte bu cinayet herkesin hayatının değişmesine sebebiyet veren ilk olay oluyor.
Zeliha bir hukuk öğrencisi, Yabancının komando olması, işlenen cinayet, kaderin akışını böyle değiştiriyor ve sürükleniyorlar bir çıkmaza beraber. Bu meseleyi örtmek için Zeliha bu komandonun inine girmek zorun kalıyor. Diğer timdeki üyelerde dahil oluyor bu meseleye. Bir cinayete ortak olması yetmezmiş gibi, Zeliha kendini bir de komando timinin içinde buluyor. Hayatı ansızın değişiyor. Vicdanının acısıyla başetmeye çalışırken birde kalbinin atışlarının değişmesi işleri içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Zeliha’nın Gurur ile başladığı bu oyunda hamleler ikisi içinde çok önemliydi. Çünkü biri eğitim hayatından biride tutunduğu görevinden olma ihtimaliyle başbaşaydı. Bakalım kazanan ve kaybedenler arasında oyun nereye evriliyor göreceğiz.
ana karakterlerin ikisi de birbirinden garip. öncelikle gurur. gurur, benim için çok net bir red flag. zeliha’nın gözleri önünde şırınga saplayarak ve bıçaklayarak öldürdüğü veterinerden sonra zeliha’ya şu cümleleri kurabilecek kadar: “yalan söyleyecek olman onları değil, kendini koruman için yapmış olacağın bir şey olacak. basit bir şekilde özetlemek gerekirse, sen bir yalancısın.”, “başka birinin kanını görmek, mutfakta türlü sakarlıkların yüzünden kestiğin parmaktan sızan kanı görmeye benzemiyormuş, değil mi?”, “hukukçu olabilecek biri değilsin. gerçek bir hukukçu korkmaz, adaleti ister.”. Gurur’un işlediği cinayetten hemen sonra Zeliha’ya karşı takındığı bu tavrı aklım kesinlikle almadı. Bu olayın Zeliha gibi 23 yaşındaki bir hukuk öğrencisi için ne kadar korkunç olduğunu bilmesine rağmen uzun bir süre böyle davranmaya devam ediyor. “benden intikam mı almak istiyorsun?”, diyen zeliha’ya “eğer elimde olsaydı, evet,” diyor kendisi. gurur’un zeliha’ya yumruk atan o iğrenç adamı öldürmüş olmasıyla ilgili hiçbir sıkıntım yok, ama gurur’un da sırf zeliha bu cinayeti varlığıyla tetikledi diye ona bu şekilde davranmaya hakkı yok. ve lütfen gurur’un araba sürerken zeliha’yı iki kez psikolojik test adı altında nerdeyse öldürecek olmasını da atlamayalım.
bir türlü anlamadığım bir nokta da şu: zeliha’nın o gece araba çarpan bir köpeğe yardım etmesi için gurur’dan yardım istemesi dışında insanların gurur’un işlediği cinayetle ilgili onu suçlayabileceği bir nokta var mı allah aşkına? nihan’ın zeliha’ya “her şeyin suçlusunun o olduğunu mu düşünüyorsun sahiden? hissettiğin suçluluk o kadar büyük ki kendini aklayabilmek için herkesi suçlayabilirmişsin gibi duruyor,” demesi? KENDİNİ AKLAYABİLMEK İÇİN derken? ya da hakan basri şenkaya’nın “asıl suçun sende olabileceği gerçeğini düşünmek bile senin egonu mu zedeliyor yoksa?” demesi gibi. kitaptaki bazı karakterler neredeyse direkt olarak zeliha’yı suçlayacaklar resmen.
gurur’la ilgili bir başka sıkıntı kitabın ilk yarısında bölüm bölüm artan EGOSU… ben böyle birine aşık olabilir miydim, hiç sanmıyorum. gurur’un asıl sıkıntısı egoist olmasından çok zeliha’ya sürekli bir şekilde hakaret ederek bu çok gereksiz egosunu beslemeyi biraz fazla sevmesi aslında. “sen sadece gördüğünün şeyler için kesin konuşabiliyorsun, bu aptallık, ama ben görmekle kalmıyorum, senin gördüklerini yaratıyorum.” allah mısın sen ya? “seni o kadar mecbur bırakacağım ki, kendini bana aşıkken bulacaksın.” bu bana aşık olacaksın mevzusu o kadar çok dönüyor ki bir noktada sıkıyor aynı cümleyi tekrar tekrar okumak. ya da, “aptal mısın? ara sıra beyninin şalterlerini indiriyorsun. aptal olma.” ve kitap boyunca aynı bu şekilde devam eden küçük küçük hakaretler silsilesi. zeliha’ya bir noktada sürekli “koca kıçlı, minik fil, bodur fil, şişman,” falan demeye başlıyor ve savunma olarak “şişman” kelimesini hakaret olarak görmenin hakaret olduğunu söylüyor. yarışamazsın, nasıl yarışacaksın ki?
ya da şöyle bir cümle kuruyor gurur: “kızların ilgisini çeken şeylerden bahset. kız kardeşimden gördüğüm kadarıyla astroloji, burçlar, saçma sapan diziler, kediler falan ilginizi çekiyor.” bir erkek karşımda şu cümleyi kursa herhalde ceketimi çantamı alır yavaşça uzaklaşırdım yanından, ama zeliha cevap olarak “burcumu mu sormaya çalışıyorsun,” diyor. GERÇEKTEN Mİ ZELİHA? hukukta feministlik 101 dersi de olsa ne güzel olurdu tabii ama zaten aksesuar olarak okula gittiğin için normal bilmemen.
hazır zeliha’ya gelmişken.
zeliha’nın yaşadıklarının oldukça travmatik olduğunun farkındayım. ama bir oturup gurur’un işlediği cinayeti ve sonrasını tartıp düşününce zeliha’dan daha farklı düşündüğüm noktalar oluyor: “hakan basri şenkaya. adı dilden dile dolaşan operasyonların komutanlığını yapmış binbaşı,”. karşında senin de daha önce adını duyduğun ve ülke için oldukça önemli bir binbaşı ve onun ekibi var. zeliha’nın bu insanlara karşı bu kadar şüpheci olması doğal gelmiyor bana, en nihayetinde kendi ülkesinin askerleri var karşısında. “biz sizin güvenliğiniz için, geceleri rahat uyumanız için şafağın içinden çakal ayıklıyoruz.”, “kadına el kaldıran kim olursa olsun dağdaki itten farksızdır benim için.”, ”benim askerim, senin neyin? senin askerin değil mi? biz sana bir şey yapmadık, seni sadece koruduk. koşulsuz, şartsız, beklentisiz.” “ülkede kaç kadın cinayeti işlendi, biliyor musun? medyaya yansımayan, hasıraltı edilen kaç kadın cinayeti var, biliyor musun? biz şu ana kadar hiçbir karanlık işe bulaşmadık. bir gece aramızdan biri bir kadını savundu, en ince noktasına parmak sokulduğu için kendini kaybetti diye onu aramızdan atacak değiliz.” bu noktada zeliha’nın ekibe karşı aşırı şüpheciliği tutarsızlaşıyor. evet çok travmatik bir olay, özellikle bir hukuk öğrencisi için mesleki de bir yük bu. avukatlığına leke sürmüş gibi hissediyor zeliha, ama polise gitse ve her şeyi anlatsa, gurur ve ekip arkadaşları görevlerinden edilseler ve hapse atılsalar zeliha iyi ve adil bir avukat gibi hissedecek mi? zeliha’nın bu gerçeği düşünmesi ve kabullenmesi yüz yıl falan sürüyor. ve ilerleyen bölümlerde aynı ekip okan’ı biricik’e yaptıkları yüzünden öldüreceklerini söylediklerinde bambaşka bir zeliha görüyoruz.
kitabın en başında hakan basri şenkaya’nın sunduğu “istediğin zaman tesise girebilme izni vereyim sana,” teklifinin saçmalığından bahsetmeden edemeyeceğim. yani bence elle tutulur hiçbir yanı yok bu teklifin. ve zeliha’nın “içeride başka karanlık işler dönüyor mu bunu bilmek istiyorum,” demesi aşırı komik. karşında bir sürü KOMANDO var, ve sen bu askeri tesise böyle onların seni hiç beklemedikleri anlarda zırt pırt gelip onları gözetleyeceksin…
onun dışında kitabın ilk yarısını atlatmayı başarırsanız devamı daha güzel, ana karakterlerimiz daha çekilebilir hale geliyorlar en azından. cenan, hakan ve dide üçlüsü için devam edeceğim.
asker kurgusu bana uzak dusmanima yakin olsun dedigim bir tropetu ve en sonunda bir tane asker kurgusu okudum 😭😭 ama cok asker kurgusu muydu yoksa ben hic okumadigim icin mi bilmiyorum idk ama cok normal bir kitap gibi geldi hic asker kurgusu gibi degildi acikcasi🗣️
found family asiri agir basiyordu kitapta, bu tropeu severim ama bir yerden sonra cok sikiyor beni, durmadan bir suru karakteri ve her birkac bolumde yeni eklenen karakterleri kafamda tutmak beni cok sikti be abla be abi bir de bolumlerin orhun abideleri kivamindaki uzunluklari eklenince boljmlerdeki birkac karakteri cikartip nasil daha verimli ve kisa olacagini dusunmek de beni bititrdi ayrica. ilk basta cok okey geldi cok iyi hizli okudum fakat son dort bolum beni bititrrdi. o son dort bolum hic bitmeyecek sandim 🧌 ben cidden ikisi de asik olduklarini yavas yavas anlamaya baslayinca cok sikiliyom kitaplardan iflah olmaz bir slowburn asigiyim, yani bu kitapta slowburndu de benim olay baska boyle otuz kitap sonra sevgili olsunlar kivaminda bir slowburn aski bu.
zelis'i cokk sevdim hatta favori kadin karakterime girdi fakat sonlara dogru kizi iyice manipule ettiler ne yapip me ettiler kiz "katil benim" moduna girdi ve bu beni cok sinirlendirdi😭😭 resmen manipuleyle kizi yola getirdiler. zelis de zeki bir sey cidden ama son bolumlerde bu kivama gelmesi beni cok uzdu💔💔 girl wake up yani kaldir o basini
bir de kitapta zelisin ailesini ne kadar cok sevdigi bahsediliyor fakat koskoca kitapta (bu arada ben wattpadden okudum kitapta belki yokturnshajdh) babasiyla bir kere gorustu kiz a aaaa
aileme zarar vermesin kimse diye ciktigi bu yolda aile ne unuttu kiz 🧌🧌🧌
gurur ve zelisin banteri ASSSSSIRI iyiydi o micmic aylarina girmeden once ikisinin de birbirine durmadan laf atmasi ve gururun of ya puf ya diye tren gibi konusmasi cok hosuma gitti, tek anlamadigim g*rur salagi asiri zorbaydi ve sen kadina siddet var diye adam olduruyon gidip zelis'e hep sisko muamelesi yapiyon MAKE it make sense dag ayisi gururcugum. bir de zelis'e hep iri yari bir sey diyorlar monologda ama zelis'in fancast'i niye assiri zayif?? 😔😔 dikkat edilmeli bence
eninde sonunda begendigim bir kitap oldu sadece biraz beni yordu karakter coklugundan ve gurur'un zorbaliklarindan.
kucuklguumden beri bu yazari okuyorum ve fark ettim ki erkek karakterlerin hepsi birbirine benziyor 😭😭😭😭 hem de buyuk benzerlikler var o yuzden bence o da yordu beni
bu kitabai benim icin zelis kurtarmistir bir de asiri guldugum sahneler vardi onlar da olabiliri
Binnurun kalemine aşık olduğumu kanıtlayan o kitap .. Bu kitabı iki defa okudum, ve her seferinde beni bir çok duygularla buluşturdu. Sinir, hüzün, mululuk .. Her Karaktere ayrı bağlandım, her karaktere ayrı zaaf yetiştirdim. Gurur ve Zelihanın ilişkileri beni bir yandan çok mutlu etse de, zaman zaman çok yordu. Kitabı Zelihanın ağzından okumamız onu daha iyi anlamamıza, korkularını ve kaygılarını belkide kendimizde tekrar bulmamıza sebep oldu. Kitapta dönen oyunlar, perde arkası olayların büyümesi, her bir bölümün bir macera olması ilk başta fazla olsa bile, hızlıca adapte olunuyor. Bir çok gece kitabı elimden bırakamadığım için sınavlar arası sabahlayıp kitabın büyüsünden kaçamadım. İkinci kitab sabırsızlıkla bekliyorum, bu kitaptan farksız çok güzel olacağından eminim. O zaman gelene kadar süslü mariayı, dengesiz yenerimi ve dağ domuzumu özleyeceğim.
Binnur'un çoğu kitabına olduğu gibi bu kitabına da aşık oldum. Çok güzel bir kitaptı. Asker kurgularına zaten bayılıyorum Binnur'un kalemiyle daha da aşık oldum. Akıcı ve sürükleyici bir kitaptı. Karakterlere bayıldım. Gurur'un geçmişi beni çok yaraladı. Zeliha'ya da aşırı bağlandım. Diğer askerler de hem eğlenceli hem de samimi karakterlerdi. Her birini ayrı ayrı sevdim. Olay örgüsü ve konusu çok güzeldi. Mesajlaşma yerlerinde kahkaha atarak okudum hepsini. Hepsi çok komikti. Hakan'ın onlara hem babalık hem de abilik yapması aşırı içimi ısıttı. Hakan'la Zeliha arasındaki bağ da çok güzeldi. Çok üzüldüğüm sahneler de oldu heyecandan nefesimi tuttuğum sahneler de oldu korkudan kalbimin çarptığı sahneler de oldu. Çoğu duyguyu yaşattı bana. Olaylar ne çok hızlı ne de çok yavaş ilerliyordu ama tempo asla düşmüyor ve sizi bir saniye bile sıkmıyor. Binnur'un diline alışkın olmayanlar için betimlemeler fazla ve sıkıcı gelebilir ama bir süre sonra alışınca aşırı güzel akıp gidiyor. 10/10.
Zeliha Özdağ ve Gurur Mert Çalıklı aşkı demek istiyorum sadece ve yanına da şu Emoji❤️🔥 nasıl beğendiğimi siz anlayın artık. Sadece Gurur ve Zeliha’yı değil bütün ekibi desem yeridir ama tabii en çok Gurur Mert ve Zeliha.🤌
Başta düşmanca ve zorunlu bir ilişkileri olsa da birbirlerinin kalplerine yavaş yavaş girişlerini okuyoruz ve bunu okumak çok hoşuma gitti. Hiç bir şey anında olmadı, olması gereken yavaşlıkta ve güzelliğinde. En sevdiğim Zerda ve Mertten Gurur ve Zeliha olduğu gecelerdi. Her detayı çok güzel ola bir çiftttt😍 Zeliş ve Gurur’dan sonra en çok hoşuma giden çift Biricik ve Devran oldu, çok okumasak da onların geçtiği bölümler kıpır kıpır oldum.💛
Kitapta verilen bazı mesajlar vardı, kadın dayanışması gibi ve bu beni kitaba daha çok hayran bıraktı diyebilirim. İkinci kitaptan az çok spoiler aldım ve okumak için çokça sabırsızlanıyorum, bol bol Gurur ve Zeliha aşkı okumak istediğim doğrudur🤭🖤
sırf Gökçen'den sonra askeri kurgudan devam etmek istediğim için başladım, başlamaz olaydım cidden, askeriye ile uzaktan yakından ilgisi yoktu, bir tesis var son on sayfaya kadar oradan çıkamadılar bu nasıl komandoluk biri söylesin, bazı cümleler hariç gerçekten hiç elde tutulur bir yanı yoktu, sürekli neden/ne alaka dedirtti, betimlemeye karşı değilim ama gerçekten çoğu yersiz, manasız bir şekilde uzundu, 700 küsür sayfa toplasanız 10'dan fazla olay olmuyor, konu sakız gibi uzatılmış maalesef, aşk kısmı da çok toksik başladı ve sağlıklı bir yere varacağını da hiç sanmıyorum, öylece bir daha herhangi bir serinin ilk kitabını okumadan ikinciyi sipariş etmemem gerektiğini acı bir şekilde öğretti.
Ilk sayfalarda okumayı bıraktığım çok az kitap vardır ve maalesef bunlardan biri ihtilal oldu. Bu kadar betimlemeye boğmaya gerek yoktu. Karakterin attığı adıma kadar her şey özenle betimlenmis. Belki kitap kurgu açısından güzeldir ama okutmuyor kendini. Ilk 10 sayfada baydı resmen. Hadi yazar betimlemeyi seviyor, editör falan da mı uyarmadı azaltalim su betimlemeleri diye.
Özetle; betimleme, biraz daha betimleme ve biraz daha betimleme ile bana uymayan bir kitap oldu.
bu kitabın kesinlikle vaad ettiği şeylerle asla alakası yok. sosyal medyada “asker kurgusu” olarak ifade edilen bu kitap, uzaktan ya da yakından o tarz bir konuya sahip değil. aksine riverdale’in kitabını okuyormuşum gibi hissettim. gereksiz betimlemeler, ne olduğunu anlamadığım bi erkek topluluğu ve ne istediğini asla bilmeyen bir kadın başrol var.
he bu tüm olumsuz yorumlarım ikinci kitabı okumayacağım anlamına gelmez ama ondan da çok wow bir şey beklemiyorum açıkcası.
Ay ay ay o ne cilve o ne naz???? Asik oldum asik. Harikaydi bayildim. Gurur dunyanin bi nimeti falan olabilir mi? Bayildim. Zeliha da cok iyiydi bence, kisisel favorilerim arasina girdi. Ve benim asil kisisel favorim kesinlikle Adnan, eridim annecim eridim.
Tamamen saçma bağlantılara sahip asla kafada oturtamadığım şeylerin dolu olduğu bir kitaptı. Asker ve hukukçu statülerine sahip karakterlerin bu kadar saçma hareketler yapması ayrıcı beni kitaptan soğuttu.
Betimlemelerin yoğunluğu biraz bunalttı ama Binnur benim comfort yazarım sayılır, o yüzden yeri farklı. Her bir karakteri sevdim ama Muşta ve Cenan ayrı bir yer edindi. yeni kitaba bugün başlarım.
kitapta sirf bardaga su koysun diye bile karakter ekelenecekti az kalsin tam bi sacmlaikti. 700 sayfa bombos betimlemeler vardi ve hepsi birbirinden gereksiz ve anlamsizdi aldiklari nefese kadar betimlenmis ve cumlelerin hepsi devrik kurulmus baya edebi gercekten👏🏻. ana kiz icin 10 sayfa icersinde 5-6 tane nickname kullandilar tamamen arabtilmis romantizim. sirf uzatilmak icin uzatilmis bir kitap hatta bunu yapmak için gereksiz mesaj sahneleri bile eklenmisti normalde 1 yildiz ama 700 sayfalik kitap icij kesilen agaclardan dolayi 2 yildiz verdim. kisacasi zaman kaybj ve okunmaya degmez. her kurgu basilmamali
bence tam giris kitabıydı ama giriş kitabi olmasina ragmen karakterler güzel şekilde tanıtıp aynı zamanda bir olaylar silselesi mevcut ben tatmin oldum