What do you think?


Leila. Ein bosnisches Mädchen.
Bosnalı Leyla büyük bir kâbusu atlatmıştı: Bosna'daki toplama kampında geçirdiği iki yılı. Binlerce kadının travma geçirmesine neden olan savaşın karanlık ve baskıcı yüzünü anlatan bir kadın... Onun isyankâr öyküsü ve acıyla dolu dokunaklı kaderi... “Bu kitabın kapağını açmadan önce, cehenneme açılan bir kapının eşiğinde olduğunuzu bilmelisiniz. İnsan denilen yaratığın bütün kötülüklerini sergiye çıkarttığı bir coğrafyaya, Balkanlara adım atacaksınız… Kadınların beden ve ruhlarının nasıl lime lime edildiğini okurken “insan uygarlığı” denilen barbarlıktan kaçıp, en vahşi hayvanların şefkatli uygarlığına sığınmak isteyeceksiniz.” -Sydsvenska Dagbladet.Bu kadar acı ve yürek burkucu bir kitap okumadım. Ağlayarak elimden bıraktığım kitaba her seferinde geri döndüm. Korkunç bir öyküydü. Bir zamanlar basın organlarında Yugoslavya'nın adıyla birlikte duyduğum ‘etnik temizlik', ‘toplama kampı', ‘toplu tecavüz' gibi sözcüklerin ne anlattığını bu kitapla anladım. -Allt om Böcker Balkanlarda neler olup bittiğini anlatan sarsıcı bir kitap. Leyla kendisinin ve başka kadınların yaşadıkları cehennemi haykırıyor... Bu kitabı sonuna kadar okuyup bitirmeden duramıyorsunuz. -Svenska Dagbladet Eğer yetkim olsa her okula insanlık dersi diye bir ders koyar ve bu kitabı herkesin okumasını zorunlu kılardım. -Dagens Nyheter
239 pages, Hardcover
First published January 1, 2001
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 74 reviews
August 6, 2022
Mein Respekt an Leila..danke, dass du uns an deiner Geschichte teilhaben lässt. Auf dass so etwas nie wieder passiert 🙏🏼🫱🏼🫲🏻
March 3, 2019
"Aslında savaşın başladığını Zerrin’in ölümüyle ancak şimdi kavramıştım. İnsanların bir değeri yoktu. Sinek gibi ölüyorlardı."
4/5⭐️⭐️⭐️⭐️
Çok uzun süredir kapağını gördüğüm ve adını bildiğim bir kitaptı. Özellikle basan yayınevinden o kadar çok kitap okumuşluğum var ki nihayet kendisine sıra geldi. Bu kitabı kafamda daha farklı olarak kurgulamıştım ama meğer benim tahmin ettiğimin çok tersine kurgudan da oldukça uzak gerçek ve acı bir hayat hikayesinin kitaba aktarılmasıymış. 90'lı yılların sonunda Balkanlar'da yaşanan soykırımın izlerini en derin şekilde taşıyan bu kitabı okuyabilmek için biraz cesaretinizin olması gerekiyor. Yaşananlar bazen en ince detayıyla, bazense çok üstünden anlatılmış. Ama arada tek bir cümle öyle bir vuruyor ki insan neye uğradığını şaşırdım. Hemen şuraya iliştirmem gerekiyor ki; özellikle de tecavüze değinilen kısımlarda yazar çok kısa cümlelerle çok fazla detaya girmiş ve bu kitabı kesinlikle belirli bir düzey yaşın okuruyla kısıtlıyor. Sıradan bir soykırım anı kitabı gözüyle bakıp her yaştan okunması bence çok yanlış olur. Kitabın en büyük eksiğiyse yazarın kaleminden mi yayınevinin çevirisinden mi kaynaklandığından kesin emin olamamakla birlikte sanki bir atlı koşturuyormuş gibi yazılması, çok fazla derecede kısa cümleler kullanılması ve anlatımdaki yalınlığın biraz basitliğe kaçmış olması. Oturup yazarın gerçek bir hikayeyi kitaba geçirişini uzun süre eleştirmek yersiz olur çünkü bu kitap her şeyden öte insana gerçekten bir şeyler katıyor. Kaçımız bu soykırımın arka perdesini bu kadar iyi biliyoruz? Bugüne kadar dünyada yaşanmış olan tüm özgürlük davaları, savaşlar, başkaldıraların gerekirse bir kitaptan gerekirse en ufak bir bilgi kırıntısıyla okunup öğrenilmesi gerekiyor. İnsanın insalığını geliştiren, ona nasıl bir insan olmasını hatırlatan en önemli unsurlardan biri. Size de okumanızı şiddetle öneririm ama lütfen önerimi dikkate alın. Her zamanki gibi keyifli okumalar dileyemiyorum çünkü asla keyifle okunacak bir kitap değil. Bu sefer kendim için bu tarz kitaplara daha çok zaman ayırmayı diliyorum. Görüşmek üzere..
4/5⭐️⭐️⭐️⭐️
Çok uzun süredir kapağını gördüğüm ve adını bildiğim bir kitaptı. Özellikle basan yayınevinden o kadar çok kitap okumuşluğum var ki nihayet kendisine sıra geldi. Bu kitabı kafamda daha farklı olarak kurgulamıştım ama meğer benim tahmin ettiğimin çok tersine kurgudan da oldukça uzak gerçek ve acı bir hayat hikayesinin kitaba aktarılmasıymış. 90'lı yılların sonunda Balkanlar'da yaşanan soykırımın izlerini en derin şekilde taşıyan bu kitabı okuyabilmek için biraz cesaretinizin olması gerekiyor. Yaşananlar bazen en ince detayıyla, bazense çok üstünden anlatılmış. Ama arada tek bir cümle öyle bir vuruyor ki insan neye uğradığını şaşırdım. Hemen şuraya iliştirmem gerekiyor ki; özellikle de tecavüze değinilen kısımlarda yazar çok kısa cümlelerle çok fazla detaya girmiş ve bu kitabı kesinlikle belirli bir düzey yaşın okuruyla kısıtlıyor. Sıradan bir soykırım anı kitabı gözüyle bakıp her yaştan okunması bence çok yanlış olur. Kitabın en büyük eksiğiyse yazarın kaleminden mi yayınevinin çevirisinden mi kaynaklandığından kesin emin olamamakla birlikte sanki bir atlı koşturuyormuş gibi yazılması, çok fazla derecede kısa cümleler kullanılması ve anlatımdaki yalınlığın biraz basitliğe kaçmış olması. Oturup yazarın gerçek bir hikayeyi kitaba geçirişini uzun süre eleştirmek yersiz olur çünkü bu kitap her şeyden öte insana gerçekten bir şeyler katıyor. Kaçımız bu soykırımın arka perdesini bu kadar iyi biliyoruz? Bugüne kadar dünyada yaşanmış olan tüm özgürlük davaları, savaşlar, başkaldıraların gerekirse bir kitaptan gerekirse en ufak bir bilgi kırıntısıyla okunup öğrenilmesi gerekiyor. İnsanın insalığını geliştiren, ona nasıl bir insan olmasını hatırlatan en önemli unsurlardan biri. Size de okumanızı şiddetle öneririm ama lütfen önerimi dikkate alın. Her zamanki gibi keyifli okumalar dileyemiyorum çünkü asla keyifle okunacak bir kitap değil. Bu sefer kendim için bu tarz kitaplara daha çok zaman ayırmayı diliyorum. Görüşmek üzere..
February 4, 2018
Bosna soykırımı ile okuduğum kitapların arasında en başarılı bulduğum kitap oldu.
Savaş temalı kitapları okumak bazı zamanlar gerçekten zor olabiliyor. Leyla da okumanın zor olduğu bir kitaptı aslında. Yine de elimden bırakamadım. Karakterler, yaşananlar... Sanki hala kitabın satır aralarında yaşamaya devam ediyormuş gibi beni etkisi altına aldı.
Anlatım dili bu türdeki bir kitap için oldukça uygundu.
Ratko ise benim için asla unutulmayacak bir karakter.
Savaş temalı kitapları okumak bazı zamanlar gerçekten zor olabiliyor. Leyla da okumanın zor olduğu bir kitaptı aslında. Yine de elimden bırakamadım. Karakterler, yaşananlar... Sanki hala kitabın satır aralarında yaşamaya devam ediyormuş gibi beni etkisi altına aldı.
Anlatım dili bu türdeki bir kitap için oldukça uygundu.
Ratko ise benim için asla unutulmayacak bir karakter.
October 14, 2016
Bu kitabın yan etkisi çok ağır!!! Okumak yürek ister:((
July 4, 2016
Kitabın yazılış dili çok basit ya da çevirisi çok kötü olsa da sırf bu kötü olayları yaşamış Bosna'lı kadınların sesini,yaşadıkları acıları duyurduğu için beş yıldız verdim.Allah kimseye böyle acılar yaşatmasın
February 18, 2024
Unkompliziert, ohne ein Blatt vor den Mund zu nehmen, lässt Leila einem an ihrem Schicksal teilhaben. Ihre Geschichte ist nichts für schwache Nerven, unsagbar traurig und zugleich nervenaufreibend wie Fragen aufwerfend.
Es liest sich gut und erzählt ohne große Umschweife von ihrem Werdegang und ihrem Kampf ums überleben, was uns, die, die im Westen leben, wie ein stillos geschriebenes Action-buch vorkommt.
Doch beruht das Geschehen auf der bloßen Wahrheit eines Mädchens, dessen Geschichte mich zutiefst erschüttert hat.
Es liest sich gut und erzählt ohne große Umschweife von ihrem Werdegang und ihrem Kampf ums überleben, was uns, die, die im Westen leben, wie ein stillos geschriebenes Action-buch vorkommt.
Doch beruht das Geschehen auf der bloßen Wahrheit eines Mädchens, dessen Geschichte mich zutiefst erschüttert hat.
December 30, 2017
Ein emotionales, mitreißendes & packendes Buch über wahre & sehr grausame Erlebnisse einer jungen Frau im Bosnien Krieg.
Hier geht es um Leila, ein 16-jähriges Mädchen mit Träumen von einem Studium, ersten Schwärmereien, Musik und Freunden. Ein ganz normales Mädchen..
Bis 1992 der Krieg in Sarajevo (Hauptstadt Bosniens) ausbricht und das Leben von Leila und ihrem Umfeld und ihr auf den Kopf stellt. Leila wird durch ihre Erlebnisse sehr schnell erwachsen, von ihrer Familie getrennt und erlebt den Alptraum auf Erden.
Angst um das eigene Leben, Armut, Hungersnot und Bomben bestimmen von nun an den Alltag. Eine ungewisse Zukunft und die Frage "WARUM" schwebt in den Köpfen der Betroffenen.
Das Buch ist nichts für schwache Nerven, denn es werden alle Grausamkeiten des Kriegen wie z.B.Vergewaltigung, Verschleppung, Folter usw. berichtet. Dies hinterlässt beim Leser eine etwas bedrückte Stimmung wie ich finde.
Obwohl der Schreibstil bzw. die Übersetzung ein bisschen eigenwillig ist, ließ sich das Buch gut weg lesen.
Was ich persönlich erschreckend finde ist, dass so etwas in Europa überhaupt möglich war und alle weggesehen haben bzw. niemand etwas unternommen hat, um diesen Irrsinn zu beenden.
Ein historisch sehr wichtiges Thema welches ich jedem ans Herz legen kann.
(Habe die deutsche Fassung gelesen) ;)
Hier geht es um Leila, ein 16-jähriges Mädchen mit Träumen von einem Studium, ersten Schwärmereien, Musik und Freunden. Ein ganz normales Mädchen..
Bis 1992 der Krieg in Sarajevo (Hauptstadt Bosniens) ausbricht und das Leben von Leila und ihrem Umfeld und ihr auf den Kopf stellt. Leila wird durch ihre Erlebnisse sehr schnell erwachsen, von ihrer Familie getrennt und erlebt den Alptraum auf Erden.
Angst um das eigene Leben, Armut, Hungersnot und Bomben bestimmen von nun an den Alltag. Eine ungewisse Zukunft und die Frage "WARUM" schwebt in den Köpfen der Betroffenen.
Das Buch ist nichts für schwache Nerven, denn es werden alle Grausamkeiten des Kriegen wie z.B.Vergewaltigung, Verschleppung, Folter usw. berichtet. Dies hinterlässt beim Leser eine etwas bedrückte Stimmung wie ich finde.
Obwohl der Schreibstil bzw. die Übersetzung ein bisschen eigenwillig ist, ließ sich das Buch gut weg lesen.
Was ich persönlich erschreckend finde ist, dass so etwas in Europa überhaupt möglich war und alle weggesehen haben bzw. niemand etwas unternommen hat, um diesen Irrsinn zu beenden.
Ein historisch sehr wichtiges Thema welches ich jedem ans Herz legen kann.
(Habe die deutsche Fassung gelesen) ;)
December 30, 2011
Tercümeden mi kaynaklıydı bilmiyorum ama okurken rahatsız edici bir dili vardı. Sanki sürekli kekeliyormuş gibi hissettim kendimi. Belki de cümleler çok basitti, bilemiyorum.
Anlatılan döneme ilgisi olanlar için yine de okunabilecek bir eser olduğunu düşünüyorum.
Anlatılan döneme ilgisi olanlar için yine de okunabilecek bir eser olduğunu düşünüyorum.
July 24, 2019
Dünya bugüne kadar çok savaş gördü ama Avrupa'da gerçekleşen bu vahşete kimse dur demedi. Ne acı ki silahlanma için harcanan bu kadar çaba yüzünden barışı düşünemez hale geldi liderler yada işlerine böyle geliyor. Leyla ve Leyla gibi bütün kadın ve çocuklara sadece huzur diliyorum.
July 6, 2015
çok kötü yazılmış veya çevrilmiş bilmiyroum ama kitap gerçekten okuması oldukça zor bir halde. konu tipik, elbette üzücü bunaltıcı ama oldukça baştan savma.
April 17, 2017
Kitabın ön sözü kitabın özündən daha təsirli gəldi mənə. Mövzu çox ağır idi, amma yazıçı tərəfindən yaxşı işlənməmişdi, çox təəssüf.
June 18, 2026
Kitaba 4 bal verməyimin əsas səbəbi heç bir hissiyyata, xarakter açılımına yer verilməyib, sadə dümdüz bir hekayə formasında danışılmasl idi…Mən bunu sevmirəm!Danışılacaq o qədər çox şey vardı ki, ağlayası o qədər məqam vardı ki…Sadəcə kötük kimi oxudum.O qədər
August 11, 2025
This is the most impressive true story I have ever read. At the moment I'm speechless, maybe later there will be words for this. Especially because while this was happening I was enjoying my careless youth and enjoying the holidays in France. At the same time less then 1000 km away Leila was going through this unimagenable horror. Many thanks for this book, this may never be forgotten.
August 1, 2015
Uzun zamandır dram romanı okumamıştım. Dram çok sık okuduğum türlerden biri olmasa da kaliteli bir dram bulduğumda okumadan geçmek istemem. Leyla' da böyle dikkatimi çekti okuyanların yorumu ve konusu bende merak uyandırdı.
Okumaya başladım ve roman beni sıktı, gerçekten okurken sıkıldım. Okurken bir türlü hissedemedim, ne yaşananları ne karakterleri. Romanda yaşanan olaylar gerçekten çok acı verici ve dehşet doluydu ancak hiçbirini hissedemedim. Yazar o güzel konuyu o güzel mesajı almış ve berbat etmiş. Yazar olayları üzerinize sanki bir kovayla döküyor ve yeni bir bölüme geçiyor, siz yaşananları ne anlayabiliyorsunuz ne de hissedebiliyorsunuz. Sanki kelime sınırı varmışta açıklamadan yazıp gitmesi lazımmış gibi bir aceleyle sayfalar akıp gidiyor, keşke daha uzun olsaymış ve anlatıma daha çok özenilseymiş.
Değinilmek istenen konu gerçekten çok önemli ve güzel ama yazar iyi iş çıkaramamış. Kitap sadece Leyla'nın ağzından değilde başka karakterlerin de bakış açılarıyla yazılsa daha anlaşılır olabilirdi sanırım. Bu kitabı okumak yerine dramı gerçekten hissedebileceğim Kız Kardeşim İçin'i ikinci kez okusam dahi iyi olurdu.
Kitaba çok ağır bir yorum yaptım farkındayım ama okurken hiç etkilenmedim, sıkıldım, araya giden konuya üzüldüm.
Okumaya başladım ve roman beni sıktı, gerçekten okurken sıkıldım. Okurken bir türlü hissedemedim, ne yaşananları ne karakterleri. Romanda yaşanan olaylar gerçekten çok acı verici ve dehşet doluydu ancak hiçbirini hissedemedim. Yazar o güzel konuyu o güzel mesajı almış ve berbat etmiş. Yazar olayları üzerinize sanki bir kovayla döküyor ve yeni bir bölüme geçiyor, siz yaşananları ne anlayabiliyorsunuz ne de hissedebiliyorsunuz. Sanki kelime sınırı varmışta açıklamadan yazıp gitmesi lazımmış gibi bir aceleyle sayfalar akıp gidiyor, keşke daha uzun olsaymış ve anlatıma daha çok özenilseymiş.
Değinilmek istenen konu gerçekten çok önemli ve güzel ama yazar iyi iş çıkaramamış. Kitap sadece Leyla'nın ağzından değilde başka karakterlerin de bakış açılarıyla yazılsa daha anlaşılır olabilirdi sanırım. Bu kitabı okumak yerine dramı gerçekten hissedebileceğim Kız Kardeşim İçin'i ikinci kez okusam dahi iyi olurdu.
Kitaba çok ağır bir yorum yaptım farkındayım ama okurken hiç etkilenmedim, sıkıldım, araya giden konuya üzüldüm.
October 24, 2013
Neden hep ağır bedelleri kadınlar öder, Neden kadın gibi en kutsal olan varlık pis ellerin ve boktan zihinlerin gözüne sadece hayvani dürtülerini hemde kadının rızası olmadan giderir. Ah şimdi daha iyi Anlıyorum Neden Cehennemin yaratıldığını.
okumaya bile midemin zor aldığı bir kitabı yaşayan Bosna'lı bir kızın başına gelenleri okuduğumda insanlığımdan utandım!
okumaya bile midemin zor aldığı bir kitabı yaşayan Bosna'lı bir kızın başına gelenleri okuduğumda insanlığımdan utandım!
March 16, 2015
Read this a couple of years ago. A haunting story that I have never been able to forget. While everyone who has an interest in knowing what the Bosnian war was like for women should read this book, it is definitely not for the faint of heart! Be aware that many parts of this book are very graphic. Not sure if this book exists in English yet.
March 23, 2011
kitabın başı sıkıcıydı.savaş ve savaş sonrası olaylar çok daha akıcı geçti. hikaye beni rahatsız etti yaa kadın(lar)ın başına gelenler çok kötüydü.. belki de sırp-müslüman-hırvat olayları canımı sıktı bilemiyorum ama sevemedim pek..
Read
March 14, 2015İçler acısı bir kitap.İnsan olmak bu olmamalı dedim kendime.Nasıl bir vahşetdir bu.İnsan olmak dan daha zor olanı kadın olmak ...Kitabı okurken ağladığımda çok garip anlatılamaz bir duygu kapladı içimi.Çünkü tek yapabildiğim şey buydu.
August 3, 2018
bu kitabı okumadan ölürseniz çok pişman olursunuz. Açık,net. Tüm gerçekleri gözler önüne seriyor ve dil olarak olağanüstü akıcı bir günde bitirebilirsiniz ama çok ağır gelir çünkü içinde yazılanlar çabuk sindirilemeyecek kadar acı
October 6, 2025
Edebi bir dili yok ama o kadar gerçek ki bu kitabı okurken basit dili gerçekleri suratınıza daha da ağır bir tokat gibi çarpıyor. Acı içinde kalbim acıyarak okudum bu dünyada bu kadar kötülüğün olması kalbimi kanattı.
August 17, 2015
Leyla yı okuduğunuz zaman Bosna 'da yaşanan soykırım kelimesinin yetersiz kaldığını göreceksiniz.
September 13, 2026
Kitabı oxuyarkən o qədər çox emosiyalar yaşadım ki, ilkin olaraq kin, nifrət, qəzəb olmaqla. Hər şeydən öncə, Leyla...kaş səni bir dəfə qucaqlaya bilsəydim.
Leylanın hekayəsində mənim üçün əsas məsələ müharibə sisteminin qadınlara, onların bədənlərinə və ruhlarına vurduğu zərərdir. Bəlkə də buna “təsir” demək belə çox yumşaq və normallaşdırıcı səslənir. Çünki, Leylanın yaşadıqlarının hamısını yalnız müharibə ilə izah etmək də mümkün deyil. Burada qadınlara qarşı nifrətin səbəbi təkcə onların başqa dindən və ya başqa millətdən olmaları deyildi. Onlara qadın olduqları üçün də zorakılıq edilirdi. Leylanın özünün də müsəlman kişilər tərəfindən belə zorakılığa məruz qalmasını təəccüblə qarşılaması bunu xüsusilə göstərirdi. Bu məqam məni din və etnik mənsubiyyətin üzərindən keçib daha başqa bir suala gətirdi. Qadın olmaq özü nə zaman və necə zorakılıq üçün “səbəbə” çevrilir? Din məsələsinə isə ümumiyyətlə girmək istəmirəm.
Kitabda məni ən çox təəccübləndirən məsələlərdən biri qadınların "dözümü" idi. (bunu bu şəkildə adlandırmağım düzgündürmü, əmin deyiləm bu arada. Demək istədiyim: Onların sağ qalmaq qabiliyyəti məni heyrətləndirirdi.). O qədər çox əziyyət görməklərinə və başlarına gələ biləcəklərə baxmayaraq bəziləri qaçışlarını belə planlayırdı. Oxuyarkən tez-tez "mən olsam" deyə düşünür insan həmişə. Amma, bu kitabı oxuyarkən qurduğum bütün "mən olsam" ilə başlayan cümlələr "intihar edərdim" ilə bitirdi. Dözüləcək, dayana bilinəcək heç bir tərəfi yox idi. Amma, Leylalar sağ qaldı. Bunun əsas səbəbi bəlkə də "ümid" idi. Sadəcə ümid edirdilər. Yoxsa yaşadıqları intihardan, ölümdən daha yüngül şeylər deyildi. Tək ağlıma gələn sual "necə axı, necə ümid heç bitməz?".
Qadın bədəninə edilənlərin altında yatan "hər hansı bir psixoloji səbəb varmı?" deyə düşünmək belə məni çox qıcıqlandırır. Mənə görə bunun altında yatan əsas səbəblərdən biri patriarxal sistem tərəfindən yetişdirilən kişilərin yaşadığı "güc zəhərlənməsi" ilə qadın bədəni üzərində qurmağa çalışdıqları hakimiyyətdir. Xüsususilə, müharibəni uduzan tərəf öz zəifliklərinin ağrısını qadın bədənini, ruhunu məhv edərək; onlara işgəncə, zorakılıq göstərərək gizləməyə və özlərini tətmin etməyə çalışırlar. Hər şey 3-4 dəqiqəlik alınan həzdən ibarət deyil. İYRƏNC. Kişilərin dünyasında sadəcə kişilər, onların düşüncələri və həzləri var. Qadınları insan olaraq belə görmədikləri reallığı ürəyimi bulandırır.
Digər bir məsələ isə qdınların azadlığının və hətta fiziki təhlükəsizliyinin kişilərin qərarlarından asılı olduğu bir sistemin olması idi. Niyə? Çünki, sistemi axı onlar idarə edirlər.
Leylanın güvəni o qədər çox qırılmışdı ki, bir hissədə sonra heç kimlə öz həyatı, reallığı ilə bağlı danışmadı belə. Onu sonradan xilas edən oğlan, Ratko. İçdən içə kaş evlənməsə və hamilə qalmasa deyə çox ümid etmişdim. Leyla Ratkonu yoldaşı olaraq qəbul etdiyindən ona "yox" demək və birlikdə olmamaq haqqı olduğunu düşünmürdü, məncə. Sırf onu xilas edicisi olaraq gördüyü üçün hiss etdiyi minnət duyğusundan bəlkə də Ratko ilə birlikdə olmağa razı olur. İyrənərək də olsa, heç istəməsə də. Təbii ki, o qədər böyük bir savaşdan çıxmış qadın, birlikdə olmaq istəmədiyini ifadə etməkdə çətinlik çəkirdi. Ratkoya da bunu etdi deyə bilmərəm. Çünki, Leyla bizə həmin tərəfdən o şəkildə danışmır. Onsuz da Ratkoya belə məruz qaldığı şiddətdən, zorakılığdan bəhs edə bilmir. Sadəcə bu qədər şey yaşamış bir qadının ehtiyac duyduğu şey sağalmaq idi. Bəlkə hər şeyin daha fərqli olduğu halda Ratkonu sevib evlənə bilərdi.
Daha sonra İbrahimin həyatına girməsi və ona aşiq olması məni o qədər təəccübləndirmişdi ki. Açığı, içdən içə aşiq olduğu üçün sevinirdim. Çünki, axı o hələ 20li yaşlarında olan gənc bir qadın idi və belə hisslərinin yaşadığı o qədər şeyə rəğmən ölməməsi elə önəmli idi ki. Eyni zamada Leylanın zəkası məni heyran edirdi. İbrahimin "red flag"lərinin fərqində idi və öz oğluna yaxınlaşdırmırdı. Qarşısındakı insanı analiz edir və daha sonra onun həyatında İbrahimin də ola bilməyəcəyini başa düşür.
Öz atasının ailəsinə, anasına olan münasibəti; qaynanası ilə yaşadıqları; yolda qarşılaşdıqları və ona dost olan insanlar; dəstək olmağa çalışanlar; Leylanın anası ilə olan münasibəti..O qədər çoxdu ki...
Ümid edirəm indi olduğun yerdə azad və xoşbəxt bir qadınsan.
Leylanın hekayəsində mənim üçün əsas məsələ müharibə sisteminin qadınlara, onların bədənlərinə və ruhlarına vurduğu zərərdir. Bəlkə də buna “təsir” demək belə çox yumşaq və normallaşdırıcı səslənir. Çünki, Leylanın yaşadıqlarının hamısını yalnız müharibə ilə izah etmək də mümkün deyil. Burada qadınlara qarşı nifrətin səbəbi təkcə onların başqa dindən və ya başqa millətdən olmaları deyildi. Onlara qadın olduqları üçün də zorakılıq edilirdi. Leylanın özünün də müsəlman kişilər tərəfindən belə zorakılığa məruz qalmasını təəccüblə qarşılaması bunu xüsusilə göstərirdi. Bu məqam məni din və etnik mənsubiyyətin üzərindən keçib daha başqa bir suala gətirdi. Qadın olmaq özü nə zaman və necə zorakılıq üçün “səbəbə” çevrilir? Din məsələsinə isə ümumiyyətlə girmək istəmirəm.
Kitabda məni ən çox təəccübləndirən məsələlərdən biri qadınların "dözümü" idi. (bunu bu şəkildə adlandırmağım düzgündürmü, əmin deyiləm bu arada. Demək istədiyim: Onların sağ qalmaq qabiliyyəti məni heyrətləndirirdi.). O qədər çox əziyyət görməklərinə və başlarına gələ biləcəklərə baxmayaraq bəziləri qaçışlarını belə planlayırdı. Oxuyarkən tez-tez "mən olsam" deyə düşünür insan həmişə. Amma, bu kitabı oxuyarkən qurduğum bütün "mən olsam" ilə başlayan cümlələr "intihar edərdim" ilə bitirdi. Dözüləcək, dayana bilinəcək heç bir tərəfi yox idi. Amma, Leylalar sağ qaldı. Bunun əsas səbəbi bəlkə də "ümid" idi. Sadəcə ümid edirdilər. Yoxsa yaşadıqları intihardan, ölümdən daha yüngül şeylər deyildi. Tək ağlıma gələn sual "necə axı, necə ümid heç bitməz?".
Qadın bədəninə edilənlərin altında yatan "hər hansı bir psixoloji səbəb varmı?" deyə düşünmək belə məni çox qıcıqlandırır. Mənə görə bunun altında yatan əsas səbəblərdən biri patriarxal sistem tərəfindən yetişdirilən kişilərin yaşadığı "güc zəhərlənməsi" ilə qadın bədəni üzərində qurmağa çalışdıqları hakimiyyətdir. Xüsususilə, müharibəni uduzan tərəf öz zəifliklərinin ağrısını qadın bədənini, ruhunu məhv edərək; onlara işgəncə, zorakılıq göstərərək gizləməyə və özlərini tətmin etməyə çalışırlar. Hər şey 3-4 dəqiqəlik alınan həzdən ibarət deyil. İYRƏNC. Kişilərin dünyasında sadəcə kişilər, onların düşüncələri və həzləri var. Qadınları insan olaraq belə görmədikləri reallığı ürəyimi bulandırır.
Digər bir məsələ isə qdınların azadlığının və hətta fiziki təhlükəsizliyinin kişilərin qərarlarından asılı olduğu bir sistemin olması idi. Niyə? Çünki, sistemi axı onlar idarə edirlər.
Leylanın güvəni o qədər çox qırılmışdı ki, bir hissədə sonra heç kimlə öz həyatı, reallığı ilə bağlı danışmadı belə. Onu sonradan xilas edən oğlan, Ratko. İçdən içə kaş evlənməsə və hamilə qalmasa deyə çox ümid etmişdim. Leyla Ratkonu yoldaşı olaraq qəbul etdiyindən ona "yox" demək və birlikdə olmamaq haqqı olduğunu düşünmürdü, məncə. Sırf onu xilas edicisi olaraq gördüyü üçün hiss etdiyi minnət duyğusundan bəlkə də Ratko ilə birlikdə olmağa razı olur. İyrənərək də olsa, heç istəməsə də. Təbii ki, o qədər böyük bir savaşdan çıxmış qadın, birlikdə olmaq istəmədiyini ifadə etməkdə çətinlik çəkirdi. Ratkoya da bunu etdi deyə bilmərəm. Çünki, Leyla bizə həmin tərəfdən o şəkildə danışmır. Onsuz da Ratkoya belə məruz qaldığı şiddətdən, zorakılığdan bəhs edə bilmir. Sadəcə bu qədər şey yaşamış bir qadının ehtiyac duyduğu şey sağalmaq idi. Bəlkə hər şeyin daha fərqli olduğu halda Ratkonu sevib evlənə bilərdi.
Daha sonra İbrahimin həyatına girməsi və ona aşiq olması məni o qədər təəccübləndirmişdi ki. Açığı, içdən içə aşiq olduğu üçün sevinirdim. Çünki, axı o hələ 20li yaşlarında olan gənc bir qadın idi və belə hisslərinin yaşadığı o qədər şeyə rəğmən ölməməsi elə önəmli idi ki. Eyni zamada Leylanın zəkası məni heyran edirdi. İbrahimin "red flag"lərinin fərqində idi və öz oğluna yaxınlaşdırmırdı. Qarşısındakı insanı analiz edir və daha sonra onun həyatında İbrahimin də ola bilməyəcəyini başa düşür.
Öz atasının ailəsinə, anasına olan münasibəti; qaynanası ilə yaşadıqları; yolda qarşılaşdıqları və ona dost olan insanlar; dəstək olmağa çalışanlar; Leylanın anası ilə olan münasibəti..O qədər çoxdu ki...
Ümid edirəm indi olduğun yerdə azad və xoşbəxt bir qadınsan.
April 3, 2024
Leila: Ein bosnisches Mädchen” ist ein bewegendes Buch, das die Leser auf eine Reise durch die Erfahrungen eines jungen Mädchens während der Bosnienkriegszeit mitnimmt. Die Autorin, Alexandra Cavelius, schafft es, die Grausamkeiten des Krieges und die zermürbende Auswirkung auf das tägliche Leben mit einfühlsamen Worten darzustellen.
Allerdings muss ich erwähnen, dass ich dem Buch nur vier Sterne gegeben habe. Der Grund dafür sind einige grammatikalische Fehler, die meinen Lesefluss gestört haben. Zusätzlich war ich auch etwas verärgert über die wiederholte Verwendung des Wortes “Moslem”. Es schien, als würde dieses Wort unnötig oft wiederholt, was den Lesegenuss beeinträchtigte.
Trotz dieser Kritikpunkte möchte ich betonen, dass “Leila” eine wichtige Geschichte erzählt, die es verdient, gehört zu werden. Es ist ein Buch, das die Menschlichkeit in Zeiten des Konflikts hervorhebt und uns daran erinnert, die Erfahrungen derjenigen anzuerkennen, die durch solche schwierigen Zeiten gegangen sind.
Allerdings muss ich erwähnen, dass ich dem Buch nur vier Sterne gegeben habe. Der Grund dafür sind einige grammatikalische Fehler, die meinen Lesefluss gestört haben. Zusätzlich war ich auch etwas verärgert über die wiederholte Verwendung des Wortes “Moslem”. Es schien, als würde dieses Wort unnötig oft wiederholt, was den Lesegenuss beeinträchtigte.
Trotz dieser Kritikpunkte möchte ich betonen, dass “Leila” eine wichtige Geschichte erzählt, die es verdient, gehört zu werden. Es ist ein Buch, das die Menschlichkeit in Zeiten des Konflikts hervorhebt und uns daran erinnert, die Erfahrungen derjenigen anzuerkennen, die durch solche schwierigen Zeiten gegangen sind.
November 1, 2025
Geçenlerde elime rastgele tutuşturulan bir kitabı okudum. İsmi: "Leyla". Elime tutuşturulan öylesine bir kitaptı başta, lakin gözyaşlarıyla okuyup içime sindiremediğim, acılarına katlanamadığım ve asla unutamayacağım bir kitap oldu. Bu yazıyı kitabı bitirdiğimden sadece 2 dakika sonra yazıyorum, çünkü bunu yapmalıyım. Bu acı bilinmeli. Leyla, acı dolu ve iğrendirici gerçeklerle dolu bir eser.
Kısaca bir giriş yapmak gerekirse Bosna Savaşı mağdurlarındandır Leyla. Savaşın gerçek yüzünü gösteren, savaşın sadece evleri yıkıp geçmediğini beraberinde hayatları ve umutları da götürdüğünü tüm açıklığıyla tokat gibi yüzünüze çarpan bir hikayesi var Leyla'nın. Ama bundan daha önemli tuttuğum bir şey var bu kitapta, kadın ve tecavüz. İğrendirici gerçekler işte tam bunlarla ilgili, o anları okurken tiksinmemek, kızmamak elde değil.
Kısaca bir giriş yapmak gerekirse Bosna Savaşı mağdurlarındandır Leyla. Savaşın gerçek yüzünü gösteren, savaşın sadece evleri yıkıp geçmediğini beraberinde hayatları ve umutları da götürdüğünü tüm açıklığıyla tokat gibi yüzünüze çarpan bir hikayesi var Leyla'nın. Ama bundan daha önemli tuttuğum bir şey var bu kitapta, kadın ve tecavüz. İğrendirici gerçekler işte tam bunlarla ilgili, o anları okurken tiksinmemek, kızmamak elde değil.
June 29, 2023
10/10
Bu kitap hakkında ne düşüneceğimi, ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Kitabın gerçek bir hayat hikayesi olması kitap hakkında yorum yapamamı sağlıyor. Kitabın baştan sona yeterince çarpıcı olduğu yetmiyormuş gibi sonsözde yazılanlarla başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi oldum. Bu kadar şeyi yaşamak zorunda bırakılmış bir kadının, sadece suçluların cezasını çekmesini istemesi ama defalarca ölümle tehdit edildiği için mahkemede tanık olarak konuşmak konusunda karasız kalması... Kitap Leyla'nın tanık olmak konusunda kararsız olduğu ve suskunluğa büründüğü söylenerek bitiriliyor...
Her şeyin zaten yeterince ortada olduğunu düşünüyorum ve bu konuda yorum yapmak istemiyorum. Kadınların hiç bir zaman hor görülmediği ve kıymetlerinin bilindiği günlerin yakın olması dileğiyle...
Bu kitap hakkında ne düşüneceğimi, ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Kitabın gerçek bir hayat hikayesi olması kitap hakkında yorum yapamamı sağlıyor. Kitabın baştan sona yeterince çarpıcı olduğu yetmiyormuş gibi sonsözde yazılanlarla başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi oldum. Bu kadar şeyi yaşamak zorunda bırakılmış bir kadının, sadece suçluların cezasını çekmesini istemesi ama defalarca ölümle tehdit edildiği için mahkemede tanık olarak konuşmak konusunda karasız kalması... Kitap Leyla'nın tanık olmak konusunda kararsız olduğu ve suskunluğa büründüğü söylenerek bitiriliyor...
Her şeyin zaten yeterince ortada olduğunu düşünüyorum ve bu konuda yorum yapmak istemiyorum. Kadınların hiç bir zaman hor görülmediği ve kıymetlerinin bilindiği günlerin yakın olması dileğiyle...
This entire review has been hidden because of spoilers.
May 17, 2024
Kitabın bir kadın olarak canımı nasıl yaktığından ve gözyaşlarımdan başlayarak özetlemek istiyorum. Savaşın her zaman kaybedenleri kadınlar ve masum çocuklardır. Yaratıkların bir kadın bedenine defalarca ettikleri tecavüz ve ruhlarında bırakılan acılar.. sahneler aklıma geldikçe bedenimin her bir hücresinde bir insan olarak acı çekiyorum! Leyla sırada bir genç kızdı ve günün birinde savaş başladı. İnsanların ne için ya da neden savaştıklarını bile doğru düzgün bilmedikleri bir savaş! Bu savaşın en acınası kısmı ise kadınların yaşamış oldukları toplu tecavüzler, aşağılanmalar ve travmalar.. gözlerinin önünde öldürülen çocukları ya da eşleri.. daha kanları kurumadan uğradıkları tekrar tekrar tecavüzler.. sanırsam uçurtma avcısından sonra en çok canımı yakan kitaplardan biri bu oldu!
This entire review has been hidden because of spoilers.
August 6, 2020
Qovuşmaq-->Ne mən nədə anam ağlayırdı.Göz yaşları özü özlüyündən süzülürdü yanaqlarımıza.İnsanlıq dərsi
Tükləri tikanlaşdiran bir hekayə.Bir daha Cəhənnəmin var olduğuna sevindim
Toplu Təcavüz-->benzinə silah-sursata gərək qalmayan bir savaş strategiyasidır.Ümid-->insanin başına nə gəlir gəlsin hətta xəyal edə bilməyəcəyi bir iztirab, zülm belə gəlsə başa onu yaşamaq üçün saxlayan iradədir..Səni ,yaşadıqlarıni və digər Bosna türklərinə edilən zülmü unutmayacam Leyla( gərçək adin nə isə o)
Sənidə unutmayacam Ratko
(və ya gərçək adin nə isə o)1976.17fevral
Vəliyev Rövşən 06.04.2020
Tükləri tikanlaşdiran bir hekayə.Bir daha Cəhənnəmin var olduğuna sevindim
Toplu Təcavüz-->benzinə silah-sursata gərək qalmayan bir savaş strategiyasidır.Ümid-->insanin başına nə gəlir gəlsin hətta xəyal edə bilməyəcəyi bir iztirab, zülm belə gəlsə başa onu yaşamaq üçün saxlayan iradədir..Səni ,yaşadıqlarıni və digər Bosna türklərinə edilən zülmü unutmayacam Leyla( gərçək adin nə isə o)
Sənidə unutmayacam Ratko
(və ya gərçək adin nə isə o)1976.17fevral
Vəliyev Rövşən 06.04.2020
March 3, 2022
Çok derinden bir nefes çekip yorum yazmaya başlıyorum. İncir Kuşları’ndan sonra ağlaya ağlaya okuduğum ikinci kitap. Keşke böyle savaşlar yaşanmasaydı da biz de böyle hikayeler okumasaydık diyorum. Ve yine kadınların onca acı üzerine yine de dimdik ayakta durduklarını okuyunca mücadelelerine çok büyük saygı duyuyorum. Konusu ise Yakın tarihe, Sırp vahşetine ışık tutuyor.
Gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkılarak yazılmış.
Leyla, Bosnalı küçük bir kızken Sırplar tarafından esir ediliyor ve olaylar bu çerçevede gelişiyor. Mutlaka tavsiye ederim.
Gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkılarak yazılmış.
Leyla, Bosnalı küçük bir kızken Sırplar tarafından esir ediliyor ve olaylar bu çerçevede gelişiyor. Mutlaka tavsiye ederim.
November 15, 2025
Tamamen üzücü bir hikaye. Yazarın dili eleştirilmeye müsait değil. Her şey birinci tekil şahıs ağzından yazılmış. Kurulan bütün cümleler sanki kitap okuyormuşsunuz gibi değil de tanıştığınız biri size bu hikayeyi anlatıyormuş gibi. Savaşın kadınlar üzerindeki etkisi, daha sonrasında ölmek mi daha iyi yoksa tüm bu olanlardan sonra hayatta kalmak mı ikilemine sokuyor. Yine de tüm kötü şeylere rağmen hayatta kalan ya da kalmaya çalışan kadınların yaşadığı mental problemleri adım adım görüyorsunuz. Bence okunması gereken bir kitap.
April 29, 2019
Kitabdakı hadisələrin həqiqətən yaşanmış olması tükürpədicidir. İnsanoğlu nə qədər vəhşiləşə bilər nə qədər qəddar ola bilər gözlər önünə sərir. Amma kitab o qədər sadə bir dillə yazılıb ki adam sıxılır oxuyanda hadisələri canlandıra bilmirsən tam olaraq içinə girə bilmirsən hiss edə bilmirsən obrazların hisslərini iç dünyasını görə bilmirsən. Bu müharibə ilə əlaqəli türklərin çəkdiyi "Mavi kelebekler" serialana da baxmaq olar
Displaying 1 - 30 of 74 reviews



























