''Reis, Gladio'nun Türk tetikçisi, Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı'nın yaşamöyküsü. Neler yaptı, nerelerde nasıl saklandı, kimlerin koruması altına girdi? Susurluk bağlantıları ve Susurluk olayına karışanlarla ilgili belgeler, bilgiler...'' Emin Çölaşan, Hürriyet
''Reis, Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul tarafından yazılan ve Türkiye'nin son 20 yıllık yakın tarihinin en önemli referans kitaplarından biridir.'' Sedat Ergin, Hürriyet ''Doğan Yurdakul ve Soner Yalçın'ın Reis adlı yeni çıkan kitabından öğreniyoruz ki, 70'li yıllarda Çatlı ve arkadaşları sahte mahkeme kararları yazarak cezaevlerinden insan kaçırıyordu... Bu kitap Abdullah Çatlı'nın hayatı ve maceraları üzerine yazılmış ilk gerçek derleme. İçindeki bilgiler hep bir kaç kaynaktan kontrol edilmiş, örneğin Çatlı'nın eşi Meral Çatlı belli ki uzun bir söyleşi yapılmış. Hiç tanımasak da hepimizin hayatına şu veya bu şekilde değen, etkileri olan Abdullah Çatlı'nın kim olduğunu, nasıl birisi olduğunu merak ediyorsanız, Reis'i elinizden bırakamayacaksınız...'' İsmet Berkan, Radikal
''Abdullah Çatlı'nın yaşamını ele alan bu kitap, salt biyografi değildir. Çatlı'dan ve çavresinde meydana gelen olaylardan yola çıkarak, Türkiye'nin yakın tarihinin belli bir kesitini ele almaktadır...'' Cumhuriyet Kitap
''... Kitabın iki yazarı Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul daha önce de çeşitli başarılı gazetecilik ürünlerinin altına imzalarını koymuş iki meslektaşımız. Ama bu kez 'çok zor'un altına girmeyi göze almışlar. Kitapta Abdullah Çatlı'nın yaşam öyküsü ekseninde bir dönemin fotoğrafı sergilenirken tam 745 ad geçiyor... Anlaşılan bu kanlı mozaiğin raporlar, kitaplar, belgeler, tutanaklar, ifadelerden oluşan parçalarını biriktirmeye bir süre daha devam edeceğiz. Mozaik tamamlandığında Yalçın ve Yurdakul'un kitabı, tablonun en göz alıcı taşlarından biri olarak ışıldayacak.'' Aydın Ergin, Cumhuriyet Dergi
Türk gazeteci ve yazar. Cemile Yalçın ve Mehmet Ali Yalçın'ın oğulları olarak 1 Ocak 1966'da Çorum'da doğdu. Anne tarafı Tercan'lı, baba tarafı ise Horasan'lıdır. Annesi ev hanımı, babası ise gıda ticareti ile uğraşan bir tüccardır. Üniversite eğitimini Hacettepe Sağlık İdaresi Yüksek Okulu'nda tamamladı. Daha sonra idari bilimler konusunda yüksek tahsile karar verdi.
1987'de 2000'e Doğru adlı dergide çalışmaya başladı. Uzun süre Ankara bürosunda muhabirlik yaptı. Burada Serhan Bolluk, Adnan Akfırat ve Hikmet Çiçek'le birlikte çalıştı. 6 Mayıs 1990'da Ankara İstihbarat Şefliği'ne getirildi.
1993-94 yılları arasında günlük gazete olarak çıkan Aydınlık'ta çalışmaya başladı. 1995'te haber araştırma müdürü iken ayrıldı. Bir ara Doğan Yurdakul'un Siyah – Beyaz gazetesinde çalıştı.
1996 yılında televizyonculuğa giriş yaptı. Show TV Ankara bürosunda çalışmaya başladı. Aynı yıl içerisinde Star TV'ye geçti ve haber müdürlüğüne getirildi. Daha sonra Türk kamuoyunda bir hayli ses getirecek olan kitaplarını basmaya başladı (Efendi 1, Efendi 2 vb.). CNN Türk'te Cüneyt Özdemir'le birlikte 5N1K adlı programı hazırladı. Kurtlar Vadisi adlı dizinin ilk iki yılında, konsept danışmanlığını üstlendi. CNN Türk'te yayınlanan Oradaydım adlı politik belgeselin hazırladı.
Ergenekon davası kapsamında 18 Şubat 2011 tarihinde tutuklandı.
Hüseyin Soner Yalçın, evli ve bir çocuk babasıdır.
Susurluk zamanını akşamları yemekten sonra açıp kapattığımız ışıklardan hatırlıyorum. Yarım yamalak anılar yanı. Soner Yalçın, yine akıcı bir şekilde anlatmış herşeyi. Bu karanlık olayları aydınlığa kavuşturmaya çalışan gazetecilerin, yıllar sonra bu organizasyonun devamının bir parçası olmakla suçlanıp, haksız yere yıllarca hapis yatması da içler acısı...
CIA referansları ne kadar doğru kestiremiyorum. İşin içinde bu kadar para kazanan düzenbaz ve sahtekar varken, bu adamlar kendi menfaatleri için bunca insanı heba etti değil de, herşeyin arkasında Amerika vardı demek biraz çok da gerçekçi gelmiyor.
Yine her Soner Yalçın kitabından sonra olduğu gibi youtube'dan bir kaç video izleyeyim diyorum, belki açıklayıcı bir kaç şey bulurum. Kitapta anlatılan yüzlerce insanın ölümünden sorumlu katillerin isimlerini yazıyorum. Ne videolar çıkıyor.. Kahramanlaştırılmışlar. Bazıları da saçma sapan, yanlı, sıkıcı, vakit doldurmaya çalışan ve aynı cümleyi yüz kez tekrar eden belgesel olma çabasında görüntü kesitleri. Bir Can Dündar'ınkiler var, bir kaç 32. gün var. Hey gidi Birand, sen de yoksun artık... Bu konularda eskilerden kalan aydınlatıcı videolar nerede bulabilirim bilen varsa haber verirse sevinirim.
Merak işte. Bu merakı Soner Yalçın sardı başıma kitaplarıyla. Okudukça daha çok öğrenesim geliyor, merak ediyorum. Bu günlerde ne karanlık işler dönüyor kimbilir. Düzgün yayın kuruluuşu olmayınca haberimiz bile olmuyor. Birileri yazsa da okusak...
"Sağ" ve "sol" olarak adlandırılan cephelerin bugün nasıl buharlaştığını şimdi geriden bakınca daha iyi fark etmemi sağlıyor bu kitap. Gençlik yıllarında rakip görüşten olan o derin devletin adamını o yıllarındaki düşünceleriyle eleştirel bir bakışla inceleyebiliyor yazar, gel gör ki şimdi bu devirde, o derin devletin mekanizmasıyla aynı cephede işte...
Taraflı bir kitap diyemem ama taraflı bir ağızla yazılmış. Kaynak olarak 90% susurluk komisyonu raporu üzerine kurulu. Yine de 1990 sonrasını bir solukta okuttu. Yakın tarih meraklıları için hoş bir kitap
Soner Yalçın bu koronavirus mövzusunda altını vurması ilə mötəbərliyini yüngülcə itirdi gözümdə, ən yaxşı bildiyi mövzuda jurnalistliyinə davam etməli idi, doxsanlar.
Abdullah Çatlı məsələsi illərin mövzusudu, ordan-burdan bilgim var idi, amma tam bir rəsm yaratdı kitab gözümdə. Ən maraqlısı da, Elçibəy dönəmindəki rolunu öyrənmək oldu, bu, təptəzə informasiya idi mənim üçün. Marağım daha da artdı, sıra Hiram Abas həyatına göz atmaqdı. Bax o, tam qapalı qutudu mənim üçün.
efendi'deki akıcılık yoktu. hikaye niyetine okuyoruz. yanlış anlaşılmasın yazılanlara hikaye demiyorum da (gerçi yüzde yüz doğru diyebilir miyiz neye dayanarak yani?) okuyoruz, bilgileniyoruz, dehşete düşüyoruz. yapabilecek bir şey var mı? o yüzden hikaye niyetine okuyoruz işte. bu şekilde okuyunca da insan akıcılık istiyor. neyse kimseye etmem şikayet ağlarım ben derdime.
Okurken biraz sıkılmıştım, Soner Yalçının ağır bir dil kullanıp insanı sıkan bir üslubu var ama yazdıkları hep doğru ve araştırmaya dayalı. Tahammül edip bitirmelisiniz
Güzel ülkemin içlercısı yakın tarihini, yaşadığımız günleri, devlet içinde devleti ve devleti kimlerin yönettiğini, cesurca anlatan bir kitap. Okunmasını tavsiye ederim. Neler nasıl planlanmış, kimlerin eli nelere değmiş:( Soner Yalçın’ı cesur kalemi için tebrik ediyorum.