Jump to ratings and reviews
Rate this book

Dünyanın Bütün Fıstıkları

Rate this book
Küçüklüklerinde kedi-kolonya gibiydiler. Birbirlerinden hoşlanmazlardı. Zaten benzemezlerdi de. Ağabey daima aklı başında, yalnız, sessiz; küçük kardeş zirzop, delidolu, şenlikli... Anlaşamamak konusunda anlaşmışlardı. İşin aslı, tanıdıkları yegâne yetişkinleri taklit ediyor, ana babaları gibi davranıyor, onların durduğu gibi duruyorlardı: Birbirlerinden olabildiğince uzak. Isırgan otu kardeşliğiydi bu, mesafeli, arası açık.
Biri yerinde duramayan, diğeri yerinden kalkamayan iki kardeş: Aksel ve Seyfettin. Ağabey Seyfettin yaylada kendini ararken, küçük kardeş Aksel plazalarda, cam yeşili şişelerde kaybolma mesaisinde.
Yıllar sonra mecburen buluşup derme çatma bir kulübeye tıkılan bu iki zıt karakterin geçmiş aile günahlarını temize çekip birbirleriyle hesaplaşmaları kolay olmayacak. Hele de Dağyüzü gibi at izinin it izine karıştığı bir köyde, her biri ayrı telden çalan köylülerin arasında, kozalaklar altında.
Dünyanın Bütün Fıstıkları’nda, dünyanın bütün dertlerini olmasa da kardeşliğe dair olanlarını Başar Başarır’ın işlek kaleminden hem güle oynaya hem ağlaya sızlaya okuyoruz. Bir yandan da insanın tabiatla o hiç bitmeyen kanlı mücadelesinin gölgesi üzerimize vuruyor...

408 pages, Paperback

Published September 1, 2023

3 people are currently reading
85 people want to read

About the author

Başar Başarır

17 books44 followers
Başar Başarır was born in İstanbul in 1970. After a high school where the language of education was German, he went on to a university where the language of education was English. He got his MA in International Communications from City University, London in 1997.

Başarır published his first collection of stories while at Boğaziçi University, where he was still working on his Mechanical Engineering degree. With several other short story collections that followed, Başarır secured his position in the Turkish literary scene and went on to receive both of the two most important short story prizes in Turkey (2004 Sait Faik Short Story Prize with Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri, and 2014 Yunus Nadi Short Story Prize with Teklifinizle İlgilenmiyorum).

He has ten short story collections published by various publishing houses; and his first novel Sibop just came out in January 2017.

As a member of a Turkish family with roots in the Greek Islands, Başar Başarır is nowadays working on his next novel about the complicated range of relations between Turkey and Greece, from warm camaraderie to deep conflicts.


Books:
Sibop (novel, 2017, Can Yayinlari)
Havaalaninda Satilmayan Kitaplar (stories, a collection, 2015, Can Yayinlari)
Bize Umut Geret (stories, a collection, 2014, Can Yayinlari)
Teklifinizle İlgilenmiyorum (stories, 2013, Can Yayinlari)
Duzenboz (stories, 2012, Genis Kitaplik)
Bozuk Para 1 Lira, Yıllar Sonra Geri Dönen Sevgili (history, 2005, Dogan Kitap)
Çıktığınız Hevesle İniniz (stories, 2004, Dogan Kitap)
Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri (stories, 2003, Dogan Kitap)
Nedir Hayat (stories, 2000, Dost)
Eski Şehrin Ayazı (stories, 1996, Era)
Kent Kitabı (stories, 1992, Armoni)

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
41 (26%)
4 stars
73 (46%)
3 stars
33 (21%)
2 stars
8 (5%)
1 star
1 (<1%)
Displaying 1 - 18 of 18 reviews
Profile Image for Renklikalem.
541 reviews174 followers
March 2, 2024
Başar Başarır’ın hikaye anlatıcılığını seviyorum. Ne anlattığını tabii seviyorum elbette ama nasıl anlattığı daha çok heyecanlandırıyor beni. Geçen yılki @ahtapotokur toplantısında Dolunay İki Gece Sürer üzerine konuştuktan sonra aklında yeni bir hikaye olduğundan, iki kardeşin hikayesini anlatmak istediğinden bahsetmişti. Bir köy hikayesi olacak demişti. “Tolstoy’un hikayeler köye gelen bir yabancı veya köyden giden biriyle başlar dediği gibi bir fikir var aklımda. Giritli olmadan Girit romanı yazdım, köylü olmadan köy romanı yazmaya çalışacağım. Bir abi kardeş çatışmadı olacak…” demişti. Tam da dediği gibi ama çok daha fazlası. Başar Başarır’ın ironik üslubu ve kelimeleri lezzetli harmanlaması ile ortaya çıkan sonuç beni yine çok mutlu etti.

Ben Türk işi alaturka soslu postmodern fonlu anam babam usulü büyülü gerçeklik diye bir tür bile yakıştırdım kitaba :)

Kitap detaylarla örülmüş. En güzel yanı da karakter romanı olması. Karakterlerin ete kemiğe bürünmesi beni bir romana karşı yükselten detaylardan biri. Burada da başta Seyfi ve Aksel kardeşler ve diğer tüm karakterler çok kanlı canlıydı. Mustafa Dayı’nın hayaletinin roman boyunca dolanıp durmasını unutabilmek ne mümkün mesela! Diyaloglardaki ustalığa ise ayrıca mest oldum.

Hem edebiyat okurunu, hem hiçbir şey okuyamıyorum ne okusamcıları çok memnun edecek bir kitap bence Dünyanın Bütün Fıstıkları. Ben sanki bir film izler gibi keyifle, çok severek okudum.

Ayrıca tüpüne yapışmış diş macunu misali, kovandan kovulmuş arı gibi yalnız, kartvizitinde kurumsal astroloji uzmanı yazan falcı kadın, su çekmiş kim kutusu gibi yayılmak, zamanaşımı adındaki melek, herkesin kendi heykelini yonttuğu sosyal medya gibi detayları ve daha buraya yazamadığım bir sürü atasözü, deyim ve yazarın hüneri ile ortaya çıkan deyişleri çok ama çok sevdim.

Profile Image for Şule TÜzÜl.
143 reviews16 followers
November 16, 2023
* Başar Başarır’ın geçtiğimiz Eylül ayında Can Yayınları tarafından yayımlanan son romanı Dünyanın Bütün Fıstıkları bir orman katliamı hikâyesini anlatarak söylenecek her şeyi tamı tamına, dolu dolu söylüyor. Sahici ve eksiksiz bir Türkiye portresinin yanı sıra insanı ve insanla doğanın sorunlu ilişkisini çarpıcı biçimde göz önüne sererek evrensel bir meseleyi masaya yatırıyor.

* Romandaki tüm kadın kahramanlar erkeklerden daha çok ayakları yere basan, olaylara çözüm odaklı yaklaşan, barışçıl, ne istediğini bilen kadınlar. Yani tıpkı hayattaki gibi. Başarır, kadınları kayırmıyor, pozitif ayrımcılık yapmıyor, hayatın gerçekliğini romanının gerçekliği ile buluşturuyor. Zaten bu nedenle sahici bir roman okuyoruz.

* Dünyanın Bütün Fıstıkları, bugüne kadar katledilen milyonlarca ağacın hikâyesi. Türkiye’nin hikâyesi. İnsanın hikâyesi. Bizim hikâyemiz…

Kitaba dair yazımı okumak isterseniz —> https://www.literaedebiyat.com/post/d...
Profile Image for Yasemin Ilkay.
217 reviews6 followers
July 27, 2025
Keyifli, meselesi olan bir kitap… Modern bir Habil’le Kabil öyküsü gibi kurgulanmış, insanın doğayla mücadelesine kapitalizmin geldiği noktadan eleştirel bakmayı başarmış bir kitap. Dili keyifli olsa da zaman zaman bana çok abartılı geldi, okumamı zorlaştırdı. Ama elbette Başar Başarır’ın kendine özgü bir dili var, belki okudukça alışırım ☺️ Okumam tam da Türkiye’deki yangınlara denk geldi, bunda zihnimde ayrı bir ironi oluşturdu. Güzel keyifli ve sorgulatıcı bir okumaydı. Hele 17 Ağustos depreminden alıp günümüzdeki sellere kadar ülkemizdeki kentleşmenin ve afetlerin izini sürmesi.. çok çok anlamlı geldi kurgu ve işlek açısından. Ama kadın karakterimizin gerçekliğini biraz sorguladım, Aksel ve Seyfi çok güzel işlenmiş de o biraz ihmal edilmiş gibi geldi ve haliyle kitabın sonu da benim için biraz havada kalmış oldu.
184 reviews4 followers
June 15, 2025
Acaba gerçekten isimlerimiz kaderlerimizi etkiliyor olabilir mi kitap boyunca bunu düşündüm. İki farklı karakterin dünyasından, iki farklı Türkiye portresi ve kitabın sayfalarında bu dünyaların iç içe geçmesi. Hem özel sektör hem de çiftçi kökenli bir insan olarak kitabın anlattığı dünyaları çok iyi biliyorum, bu sebeple dışarıya da çok iyi anlattığını düşünüyorum. Türkiye'nin bu gerçekliklerini okumak da ayrıca beni hüzünlendirdi. Gerek dili ve olay örgüsü, gerekse de karakterleri olarak çok beğendim.
550 reviews8 followers
November 14, 2025
Başar Başarir'ın deyim, tekerleme, atasözü dolu dili arada yine kahkaha attırıyor, ama bu kitapta nedense beni biraz yordu. Bazı bölümler keşke daha yalın yazılsaydı, öne çıkıp vurgulanmış olurdu dedim. Her şeye rağmen yine keyifli bir kitap yazmış Başar bey. Öneririm. Daha önce hiç okumadıysanız Dolunay 2 Gece Sürer'den başlayın, o benim favorim.
Profile Image for Ayşegül Yurttaş.
32 reviews
May 25, 2025
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Anadolu'daki deyişleri, sözleri, bitki örtüsünü ve yaşam şekillerini öyle güzel bir şekilde olay örgülerine eklemiş ki... Orman katliamı, 99 depremi ve ülkemizin yaşadığı acıların pek çok yansımasının anlatıldığı kitap, doğanın verdiklerini acımasız insanlar gibi nasıl da geri aldığını kardeş çatışmalarıyla iç içe geçmiş bir şekilde ele almış. Yazarın diğer kitaplarını da okumak isterim.
Profile Image for Damla.
243 reviews19 followers
December 12, 2023
bir gün yolumu kaybederek bulduğum Kozak Yaylası ile ilgili bir kitap okumak beni çok mutlu etti. oradaki köyleri anlatan satırlarla beraber burnuma gelen çam fıstığı kokusu ile fıstık çamı ormanlarının gözümde canlanması bana tekrar o köyleri ziyaret etme isteği uyandırdı. öte yandan birbirine zıt iki erkek kardeşin hikayesi ise bana her siyah rengin içindeki beyaz noktayı ve her beyaz rengin içerisindeki siyah noktayı anımsattı. ve tabii ki her ne yaşamış olursak olalım et kemikten ayrılmayacağını, kardeş sevgisinin yerinin her daim farklı bir boyutta olduğunu bir kez daha bu kitap ile anlamış olduk.
Profile Image for Özgün.
243 reviews19 followers
February 16, 2024
Ne güzel bir dildi bu böyle. Şıkır şıkır bir ritmi olan, şarkı gibi bir dil. Içinden çıkasın gelmez. Masallardaki dil pek yakismis bu romana. Birbirine zıt kardeşlerin geçmişten bugüne çatışmasını, her birinin kişiliğinin detaylarını, ayrı ayrı yaşadıklarını okuduk. Akselin kimlik dönüşümü süreçlerinde biraz sallandigini hissettim ama onun dışında her şey tam bir tutarlılık içindeydi. Ayvalık ve edremit körfezine, dağlarına, balikesire selam eden bir roman okumak da ayrıca keyifliydi.
65 reviews1 follower
January 21, 2025
Kitap öyle güzel öyle akıcı ki kendisini 3-4 günde okuttu resmen. Benim için değeri olan insanlara şiddetle tavsiye edeceğim kitaplar listesine de üst sıralardan dahil oldu. Sen neymişsin be çağdaş Türk edebiyatı. Nasıl olmuş da duymamişim Başar Başarır'ı neden herkes bilmiyor bu kitabı
Benim icin bir spa masajı, bir aroma terapi adeta bir köke dönüş, bir muhasebat-ı hayat oldu şu kısacık zaman.
Sesli güldüğüm, çoluğu çocuğu başıma topladığım anlar oldu okurken ve tabi bogazimda oluşan kördüğümlere müteakip gözlerimde şipirdayan yaşlar da.
Hbden geçen hafta aldığım bu kitabı bitirince girip 4-5 tane daha alıp sevdiklerime hediye etmeye bile karar verdim ve rating kismindaki yıldızların ne kadar da az -5 tanecik- olduğuna hükmettim.
Gerçekten müthiş bir okumaydi. Hem anne hem baba tarafımdan köy kökenli oluşum ile direk dahloldugum bu roman babaannemi yer yer de anneannemi hatirlatti o ki benim babannem de Meryem Ana gibi sifacilik özelliklerine sahip bir manyakti rahmetli. Mistizmdir batıl inançtır zaten varsayılan. O aslında hiç begenmedigim köylü bilgeliği günümüz moda tabiri ile Anadolu irfanı falan hikaye. Benim için Türkçe yazılmış en iyi şiir: Şükrü Erbaş- Köylüleri Niçin Oldurmeliyiz iken.
Neyse uzatmayim beni asıl tokatlayan kısmı bu değil tabi ki, roman iki erkek kardeş, iki birbirinden çok farklı erkek kardeş, iki farklı dünya iki erkek kardeş üzerine kurulu.
Tıpkı ben ve bu dünyadaki tek kardeşim ve tek erkek kardeşim gibi:)
Zati dün de doğum günüydü gardaşımın, kitap boyunca hep kardeşim, beraber geçirdiğimiz zamanlar, benim kendisine ettiğim zulumlerim, zorbaliklarim, herşey bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden.
Kardeşim olmasaydı ben böyle biri olmazdım. İnsanı anası babası büyütmüyor biyerde, kardeş çok önemli vesselam.
Aglaya güle okudum kitabı, nasıl bittiğini anlamadım bile.
Kitap içeriğinden bahsetmeyecem bile ama şu kadarini soyliim içimden bir sel gibi aktı gitti, arindirdi ruhumu.
İyi ki adını beğenip almişim, sonuçta fıstık çok sevdigim bir nebatat.
Ben romanda büyülü gerçekliğin hayranı bir okurum.
Bu roman da büyülüydü haddızatinda.
Ayrıca nergis çiçeği gibi saribeyaz sesiyle storitel vs gibi ortamlarda kitap seslendiren , hatta güzide YouTube kanalinda edebi kritik/kitap yorumlamaları yapan bir abla var Deniz Yüce Başarır diye, kendisini takip etmekteyim. Aaa kitabin başında bir de ne göreyim yazar değerli eşime diye teşekkürlerini iletiyor Deniz Yüce Basarir'a.... Fıstık gibi lor peyniri gibi güzel insanlar.
Profile Image for Fact100.
484 reviews39 followers
August 13, 2024
"Tabiatta bütün kötü huylar baskın, iyi huylar çekinik mi?"

Başar Başarır'ı ilk kez 2017 yılında Yunus Nadi Ödülünü alan ve takip ettiğim okurlar tarafından pek de benimsenemeyen "Sibop" adlı romanıyla duymuş, biraz çekimser kalarak edebi tanışmamızı ötelemiştim. Geçtiğimiz yıl Ankara Kitap Fuarı'nda kendisiyle tanışma ve kısa da olsa sohbet edebilme imkânı bulup kitaplarını (sağolsun imzalarıyla) edinmiştim. Yazarın son romanı "Dünyanın Bütün Fıstıkları"nı okuduktan sonra da iyi ki bu kalemle tanışmışım dedim.

"Şurada geçirdiğim yirmi senede ağaçlar nasıl konuşur öğrendim, sular nasıl susar öğrendim. Başımın üstünden bulutların geçişini öğrendim. Gök gürültüsünün, yıldırımların, zelzelenin, kayan yıldızların, yazın bastıran dolunun, yağmurun ardından çiçek açan gökkuşağının en akla yakın açıklamasını öğrendim. Ama bilmiyorum hâlâ insanın neyi neden yaptığını. Bak onu öğrenemedim.”

Başarır'ın ritmik, çok yönlü ve akıcı dili, okuma keyfini katlayan bir unsur. "Dünyanın Bütün Fıstıkları", plaza dilinden, Ege köylerinin yerel ağızlarına, argodan deyimlere, dile ait, şahsımca zenginleştirici birçok detayın yer aldığı, çok akışlı bir roman. Hayatın içinden birçoğumuzun bir şekilde aşina olduğu anları aktaran roman, dilin araçlarıyla güç kazanan zengin bir anlatı haline geliyor.

“Kuşların da adı var mı Seyfi Ağbi?”
“Olmaz mı Aksel, var elbet. Sadece biz bilmiyoruz adlarını.”

Romanın başkarakterleri, bir nevi yin yang, bir nevi doğa ve insan metaforu sayılabilecek zıtlıktaki Seyfi ve Aksel kardeşler. Bu karakterlerin etrafında şekillenmiş ve şekillenecek olaylar arasında gidip geldiğimiz roman, okuyucuyu, temel olarak insana, aileye, topluma ve insanın doğadaki yerine dönük sorularla başbaşa bırakıyor.

"Erkek dediğin sel gibidir kızım, akar gider. Biz akmayı değil dolmayı biliriz. Kadınlar göldür, birikir."

İnsanlar ve doğa arasındaki çok boyutlu ilişkiyi, tüm vahamete karşın hüzne ve kasvete kapılmadan dosdoğru anlatabilen, çam ve zeytin kokulu bu romanı tüm yetişkin okuyuculara öneririm.
134 reviews4 followers
March 12, 2024
İnsanoğlu ölümle yaşam arasındaki ince bir çizgide debelenip duruyor. Debelenirken de bulunduğu çizginin inceliğine hiç bakmadan yarın bir gün kara toprakla hemhal olmayacakmış gibi etrafına kuduz gibi saldırıyor. Bu kuduzluklar da sistematik şekilde yapılıyor insanoğlu tarafından. Romana düşen pay ise “doğa katliamı” oluyor.

Roman, anasının oğlu “Aksel” ile babasının oğlu “Seyfi’nin” yıllardır süregelen abi-kardeş kavgası ile açılıyor. Romanda Meryem Ana’nın söylediği, oğlanın biri deliyse öteki velidir cümlesi Aksel ile Seyfi’yi bize en net anlatan cümle oluyor. Her ne kadar insan insana ilaçtır dese de roman, sayfalar ilerledikçe insan neye ilaç olup neyin yarasını deştiğine karar veremiyor.

Kaz Dağlarının gölgesinde Ayvalık civarında olan Dağyüzü köyünde geçiyor roman. Abi-kardeş üzerinden başlayıp doğa katliamına kadar uzanan bir süreci bize aktarıyor yazar. Sistematik şekilde yapılan ve yapılmaya da maalesef ki devam edecek olan bir dünyayı anlatıyor bize. Yazar, kısa vadede kazanılacak cüzi bir miktar para uzun vadede oluşacak doğa tahribatına yeğdir sistemine karşı çıkmamak bu körlüğe isyan etmemek mümkün değil, diyor.  

Yazar, eserde sadece katliama odaklanmıyor aynı zamanda doğayı katletmeye götüren süreci de bizlere veriyor. Zaten sürecin el birliği ile nasıl ilmek ilmek işlendiğini okuduğunuz zaman bunun sadece bir kurgusal anlatım olmadığının da farkına varıyorsunuz, ülkemiz insanın doğayla olan sorunlu ilişkisini gözler önüne seriyor.

Başar Başarır, romanlarındaki keyifli ve ironik üslubuyla diğer yazarlardan hemen ayrılır. Bu eserinde de o kadar güzel bir şekilde deyişlere ve atasözlerine yer vermiş ki hiçbiri gözünüze batmıyor. Bir sayfada anlatılacak meseleyi bir cümlede size verip geçiyor. Mahalli deyişlerin çok da mahalli olmadığını bütün insanımıza hitap ettiğini de görmüş oluyoruz böylece. İnsana dair olumsuz durumların neredeyse hepsini romanda görseniz de okurken yazarın üslubu sizi o kasvetin içine sokmuyor aksine sizi umutlu kılıyor.  

Bir önceki romanı olan “Dolunay İki Gece Sürer”de baba-kız çatışması üzerinden birçok meseleyi ele alırken bu romanda da abi-kardeş üzerinden doğa katliamına ve onulmaz yaralara yer vermesi, ele aldığı temaların bizim değişmez sıkıntılarımız olması da romanı güzel kılan yanlardan birisi diye düşünüyorum.

İyi okumalar…








 
Profile Image for Elif Sargin.
77 reviews
December 24, 2023
This book has everyting; mysticism, spirutualizm, environmentalizm, corrupt big city executives, shallow bosses and capilatists. But none of them works well in the storyline. While I agree that women are wiser, no man is that one-dimensional, even the successful and selfish ones. The characters' pain is loud but unrealistic. I have a very hard time empathizing with any of them who are victims of their own decisions but they all act like victims of faith. Although the book manages to draw you in towards the middle, it cannot maintain the interestingness of the story and turns into a bad reading experience by getting lost in the so-called sensitivities of the modern age.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for cherubnessli.
187 reviews1 follower
May 11, 2025
Tek kelimeyle bayıldım,yöresel deyişlerin kitaba derinlemesine yedirilmesi okura keyifli bir deneyim yaşatıyor, insan psikolojisinin girdapları, kardeşliğin lanet mi nimet mi olduğu, 99 depremi,taş ocaklarına peşkeş çekilen doğa ana,şifacı Meryem Ana,Hızır Aleyhisselam öyle güzel eritilmiş ki aynı potada böyle hemen bitmesin kitap diye gıdım gıdım okudum.Bir köyde olması gereken her karakteri roman tahtasına öyle bir yerleştirmiş ki sayın Başarır bugün sanki köy gitsek elimizle koymuş gibi bulabilecegimiz bir yerde.Okuyun,okutun,sevgili Nuray Önerin dediği gibi:"Duacım olursunuz."
Profile Image for Zehra Duruoğlu.
8 reviews4 followers
January 13, 2024
Dunyanin Butun Fistiklari

Seyfi babasinin oglu, Aksel annesinin… bu ayrim da hayatlarinin sonuna kadar devam ediyor ta doganin kendinen alinani almaya gelene kadar.
Basar Basarinin kaleminden Seyfi ve Aksel kardeslerin birbirleri ile olan savaslari insanla doganin bir metaforu aslina bakilirsa.

Bu kitabin benim icin degeri cok daha baska; uzun zamandir kaybettigim okuma ile olan iliskim geri kazanmami sagladi. 🌸
Profile Image for Terss.
660 reviews36 followers
December 22, 2024
Olay örgüsünde yer yer kopmalar olması dikkatimi dağıtsa da keyifli bir okumaydı.
İyinin içindeki kötüyü kötünün içindeki iyiyi göstermek isteyen bir roman. Aynı zamanda didaktik öğeler de var. Çevremizi koruma hakkında epey öğüt veriyor hatta hikaye biraz da bu konuda kıssadan hisse sunuyor.
78 reviews
June 15, 2025
Başar Başarır' in sıcak, samimi, mizahi üslubu bu defa iki erkek kardeş üzerinden ege kasabasının mitlerini ve insanlarıni kaynastirarak bize bir hikaye sunuyor. söz konusu hikaye fantastik öğelerle memleket gerçekleri ile iç içe ve çok zengin...
Profile Image for Bahriye.
88 reviews1 follower
September 16, 2024
Farklı insanlara farklı yerden bakan sürükleyici bir eser. Başar Başarır iyi bir yazar.
Displaying 1 - 18 of 18 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.