“Direncin kökleri ve etkileri” kısmı beni özellikle etkiledi. Direncin kökleri çocukluğa dayanır. Erken dönemlerde çocuklar çevreye karşı çok açıktı, bu durum onları incinmeye veya acı veren deneyimlere daha açık hale getirir. Çocuklar kabul edilmediklerinde bunun farkına varırlar. Çevreden aldıkları mesaj :” sadece var olman yetmez, yapman da gereklidir!” olur. Yapmak her zaman risk içerir, yeterince iyi olmamanın, kabul edilmemenin ve sevilmemenin riskini içerir. Kendini destekleme kapasitesi sınırlı olan çocuk bu gibi tehdit durumlarında direnç geliştirir. Çünkü organizma kendini korumak için kendince tehdit algıladığında bununla baş etmek için bir duvar örer. Bu koruma aslında bilgece bir davranıştır. Buradaki temel sorun direncin şu ana ait bir davranış olmamasıdır.
Faydalı bir çalışma olmuş ancak aralarda çok fazla boş sayfa olması, aynı cümlelerin mükerrer bir şekilde ifade edilmesi, anlatımlarda yer yer kopukluk olması gibi sebeplerle biraz aceleye gelmiş izlenimi de uyandırdı.
Bir kitaptan ziyade Geştalt terapi hakkında uzunca bir broşür gibi hissettim, yine de ekol hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için okumaya değer.