Öncelikle kitaptaki kadın anlatısı 2000'lerin başında yazılmış olduğu için olsa gerek günümüzün feminizm anlatısıyla pek örtüşmüyor. Mesela yazarımız çalıştığı için misafirlere yemek hazırlayamayan ve bu yüzden de sevgilisinden azar işiten kadına pek de hak vermiyor.
Kitapta genel olarak doğru yerlere parmak basılmış ancak yazarın önerdiği çözümler "şunu şöyle yapın"dan öteye gidememiş bana kalırsa. Yazarın alanında yetkinliğiyle ilgili bir şüphem olmasa da kitabın okura daha faydalı olacak şekilde düzenlenebileceğini düşünüyorum. Bana aşırı düşünmeyle ilgili belirli bir içgörü kazandırmış olsa da maalesef ki aradığımı bulamadım.
Bu çevre ve zaman şartlarında çok mümkün olur mu bilmiyorum ama ruminasyondan uzak durmak için binbir çeşit fikir sunmuş yazar. Şahsen kitabı bitirdiğimde benim elimde somut maddelerim vardı. Ki bana sadece hikaye anlatmayıp aksiyon maddesi veren kitaplara bayılırım! Velhasıl bir kısa seyahat boyunca okuyup bitirdiğim bu kitabı beğendim 👍🏻
“Aşırı düşünmenin üstesinden gelmeye çalışmak bataklıktan çıkmaya çalışmaya benzer.” 🧠Yazarımız, Susan Nolen-Hoeksema, yıllara yayılan psikoloji araştırmalarından yola çıkarak kadınların neden daha fazla “aşırı düşündüğünü” incelemiş. 🧠Araştırmalarına göre kadınlar, erkeklere kıyasla daha fazla #ruminasyon, yani zihinsel geviş getirme eğiliminde. Bu, düşünmekten ziyade aynı düşünceyi çözüm üretmeden tekrar tekrar zihinde döndürmek anlamına geliyor. 🧠 Bu düşünme biçimi insana ilk başta analiz yapıyormuş, sorunun köküne iniyormuş hissi verse de aslında çoğu zaman bir duygusal bataklık. İnsanı harekete geçirmek yerine daha da içine çeken bir döngü. 🧠 Peki neden özellikle kadınlar? Yazar bunu biyolojik değil, büyük ölçüde toplumsal nedenlerle açıklıyor. Kadınların daha sık tacize uğraması, iş hayatında geri planda kalması, finansal özgürlüklerinin kısıtlı olması vb. Tüm bunlar, düşüncenin içe doğru dönmesine zemin hazırlıyor. 🧠Peki bunun önüne geçebilmek için ne yapabiliriz? Aşırı düşünmeyi durduramadığımız aşikar. Kitap, çözüm olarak “düşünmeyi tamamen bırakmayı” değil, odağı değiştirmeyi öneriyor. “Bu neden oldu?” sorusu yerine “Şu an ne yapabilirim?” demek gibi. 🧠 Başta kitabın bu kısmını okurken biraz yüzeysel bulduğumu itiraf etmeliyim. “Şunu yap, bunu yap” demekten öteye geçmiyor gibi gelmişti. Ama zamanla fark ettim ki, günlük hayatta aşırı düşünmeye kapıldığım anlarda bu öneriler zihnime düşmeye başladı. 🧠Kitabın sonlarına doğru gerçek insanların hikâyelerine yer verilmesi de benim için çok kıymetliydi. Hem anlatılanları somutlaştırdı hem de o tanıdık duyguyu verdi: “Yalnız değilim.” 🧠 Aşırı düşünen, kendine fazla yüklenen, zihninde sürekli aynı cümleleri evirip çeviren herkese önerimdir. 🧠 “Öylece oturup mutsuzluğunuzdan kurtarılmayı beklemek, onu daha uzun süre yaşamanızı garanti eder.”
aşırı düşünme bataklığına saplanıp kalmış bir kadın artık bunu çözüme ulaştırmaya karar verdiğinde net bir sonuç ister. overthinking konusunun kadınlar özelinde ele alınması benim çok hoşuma gitti. örnekler ne yazık ki aynı kültürü paylaşmadığımız hayatlardan olsa da birkaç mesaj almak yine de mümkün gibiydi. fakat her kişisel gelişim kitabı ve bizi kesin çözüme ulaştırmasını istediğimiz terapi seansları gibi bu sorunu çözebilecek biziz. somut stratejileri kitabı okumaya başladığımdan beri uygulamaya çalışıyorum ve 7/24 overthinklediğimizi düşünürsek her gün bu stratejiler doğrultusunda düzenli olarak çalışmanın eninde sonunda işe yarayacağına inanıyorum. kitabın en büyük eksikliği ise elbette ki basım tarihi sebebiyle bizi overthinkinge düşüren en büyük tuzaklardan biri olan sosyal medyanın yer almamasıydı.