Boşnak Katliamı...Tüm dünyanın gözü önünde yapılan,o zaman susulan ve sonrasında kılını kıpırdatmayan devletlerce adeta vicdan rahatlatmak için her 11 Temmuz'da anılan o utanç zamanları...Ne çok kitap yazıldı hakkında ne çok okuduk ne çok dinledik o iğrenç olayları...Sinan Akyüz de bu konuda 2 kitap (Incir Kuşları,Meyra) daha yazmış bir yazarımız ve yazdığı kitapların ikisi de gerçek hayat hikayelerinden alınma.Ben,Amir de yazarımızın bu konuda yazdığı 3.kitabı.Yer yer kurgu içerse de yine gerçek bir hikayeden esinlenerek yazdığı bir roman.Yine iç acıtıcı,okurken dayanamayıp bırakmak istediğiniz ama acı çeke çeke okumaya devam ettiğiniz maalesef gerçek bir hikaye...Konu aynı olsa da gerek kendi yazdığı kitaplardan gerekse de benim bu alanda okuduğum diğer kitaplardan bir yönüyle ayrılıyor Ben,Amir.O da:Bu sefer hikayenin bir tecavüz çocuğunun dilinden anlatılması...Evet diğer kitaplarda hep soykırım süreci,tecavüz kampları,işkenceler yaşayanların ağzından anlatılırken bu sefer tecavüz sonrası doğan o çocuk büyüyor ve olayları onun hissettiği hiçlik duygusu üzerinden okuyoruz.O kötü gerçeği öğrendiği günden itibaren boğuştuğu değersizlik duygusunu, sadece 10 yaşındayken düştüğü bu büyük çıkmazla daha fazla ɓaş edemeyip kendine bir çıkar yol arayışını "İçimde suskunluğumdan inşa edilmiş koca bir dağ var.Hatta bu dağ öyle ürkütücü ki ondan korkup her kaçtığımda bu sefer de uçsuz bucaksız bir çöl beni içine çekiyor,yutuveriyor.." gibi cümleleriyle kendi ağzından dinliyoruz.Evet edebi açıdan çok muhteşem bir dile sahip bir roman değil belki ama zaten işlediği konu maalesef o kadar gerçek ki her satırda içinize içinize işliyor.Bu kadar büyük kötülükleri aklınız almıyor mesela,sinirden titriyorsunuz,gözleriniz doluyor nasıl olabilir böyle bir şey ve bir insan bunlara nasıl dayanabilir diye...Yani işin özeti acı , 217 sayfa boyunca sadece acı okuyup acı çekiyorsunuz.En kötü yanı ne mi? Gerçek olması...