BİR SABAH VAKTİ SENİ BULMAK, UYKUDAN UYANMAK GİBİYDİ.
GERÇEKLİĞİ SORGULATAN, RÜYADA MIYIM DİYE DÜŞÜNDÜREN BİR ANIN BAŞLANGICI GİBİ…
RÜYA DEĞİLDİ, ORADAYDIN. SENİ GÖRECEĞİM KADAR YAKIN, SANA ULAŞAMAYACAĞIM KADAR UZAK...
AMA ORADAYDIN.
Ukde annesi gözleri önünde babasını öldürdüğünde, bir yıl boyunca bu olayın matemiyle yaşamak zorunda kalır. Artık annesi hapiste, babası ise mezardadır. Sevdiklerini sonsuza kadar kaybettiğini düşünürken trajik bir kaza sonucu kendini bir anda 1998 yılında, yani yirmi beş yıl öncesinde bulur. Zamanın bu noktasında anne ve babası henüz evli değillerdir ve Ukde, ana rahmine bile düşmemiştir. Onların evlenmesinin nedeni annesinin Ukde’ye hamile kalmasıdır. Bunu fark ettiğinde ise kendi doğumunu engellemenin peşine düşer. Onları bir araya getiren karşılaşmaları ortadan kaldırdığında annesini hapisten, babasını da mezardan kurtaracağına inanıyordur. Planını uygulamak için babasının yakın arkadaşı Eflah’ın evinde dadı olarak işe girer ama bu çok da iyi bir fikir değildir çünkü konu aşk olunca tüm tabular yıkılmaya mahkûmdur.
Yaralasar ve Ötanazi Okulu serileriyle okurların büyük beğenisini kazanan Maral Atmaca, Öyle Bir Uğradım ile okurları günümüzden geçmişe uzanan sıra dışı bir dünyanın içine çekiyor.
Ben bu kitabı birkaç dakika önce bitirdim ve özellikle bu yorumu spoiler olmadan yazmak istiyorum ki bu yorumu, kitabı okumayı düşünüp incelemeleri okumak isteyen herkes görsün. En basit tabiriyle bu kitap yaş aralığı olarak maksimum 15-16 yaşlarındaki çocukları tatmin etmek üzerine yazılmış. Bunun sebebi kurgusu değil -kitabı okuma isteğim bu geçmişe dönme doğaüstü olayı yüzündendi ki o yüzden bu sebepten ötürü bu kitap çocuklar için demiyorum- lakin karakter derinliği, tüm erkek karakterlerin espiri anlayışı, konuşma biçimi ve sığlığının birbirinin aynısı olması, karakterlerin birbirleriyle olan diyalogların ucuz ve birkaç sezon sonra iptal edileceği belli olan türk dizilerini aratmayışı...
Çok basit birkaç örnek vermek istiyorum size, siz kendiniz karar verin. Baş karakterimizin aşırı kritik bir anda koymakta karar kıldıkları soy ismi Abuzer Şinasi Gıybettin. Yanlış görmediniz, bu 3 kelime baş karakterin soy ismi. Bir yan karakter var ve sadece tek bahsettiği şey "amasyadan şu meyvem var ham yapar mısın", tek varlığı dizinin komik karakter ihtiyacını karşılamak ama mental olarak sağlıklı düşünemeyen yetişkin birisi kendisi. Bu karakterin şu şekilde bir repliğini de asla unutmuyorum. "AMAN HEP KADINLAR MI TECAVÜZE UĞRAYACAKLAR, BİRAZ DA ERKEKLER UĞRASIN. SEN DEVAM ET İZLİYORUM BEN SENİ".... Yorumda bile bulunmak istemiyorum siz istediğinizi düşünün.
Kitapta sürekli "kafamda deli sorular","o tam arkamda, değil mi?" gibi 2010 Disney Channel karakterlerine bırakmamız gereken cümleleri mevcut. Kitabı okurken sürekli şunu düşünüyorum "kitabın yazarı bile kendi kitabını ciddiye almıyor sanırım, ben neden ciddiye alayım ki?"
Kitaptaki olayların çok oldu-bittiye getirilmesi, baş karakterin hiçbir zaman mantıklı kararlar vermemesi, küçük çocuğa, akranlarına ve çevresindeki herkese karşı davranışı o kadar ikinci elden utanç verdi ki bana elim çokça "kitabı kütüphaneden kaldır" butonuna çekildi.
Kitabın love interesti rahatsız edici...oldukça.
Normalde kitapları atlayıp okumam ama çocuk dönemki sahnelerin ilkini okumaya çalıştım ve asla dayanamadığım şeylerden biri de çocuk, bazı harfleri yanlış söylüyorsa bunun çocuğun söylediği şekilde yazılması. İlk kısmı yarıda bırakarak hiçbir "geçmiş" metinleri okumadığım için en azından kendimi olası sinir krizlerinden kurtarmış hissediyorum.
Ayrıca kitabın sonu da oldukça aceleye getirilmiş gibi hissettirdi. Kitabın sonunu öyle bir bitiriyor ki diyorsun tamam bitti bu kadardı sanırım, sonra alttaki DEVAM EDİCEK yazısını görüyorsun. Ulan neden öyle son yazıldı o zaman bir sonuca varılmayacaksa?
Kitabın tek sevdiğim kısmı mektuplardı. Ordaki konuşmalar, ilerleyiş çok hoşuma gitti. Mektubun sahibinin kim olduğunu ilk kelimesinde anladım ve ilk mektubun sonundaki cümlelerin halihazırda birkaç bölüm sonra gerçekleşeceğine adım gibi emindim ve onlar da oldu. Kitap o kadar beklendik, şaşırtmayan, heyecanlandırmayan bir düzlükte ilerliyor ki bitirdikten sonra sadece dizi izlemiş gibi hissediyorsunuz. Bu kitap olmamalıydı bir TÜRK TV dizisi olmalıydı ve ben okumamalıydım. Ayrıca sanırım Wattpad kitabı yanlış bilmiyorsam. Bu da aslında neden karakterlerin bu kadar sığ, basit diyaloglar kuran biri olduğunu oldukça açıklıyor.
eline doğduğu birisine böyle hisler beslemesi bana doğru gelmedi. ayrıca yazım dili de çok boş geldi. kızın her şeye ahlak bekçiliği yapması da cabasıydı. çirkef baş karakterleri okumayı da severim ama yazım şekli olmadığından gerçekten beğenmedim. annesini t*c*v*z eden babasını, annesinden "korumaya" çalışması da bağırttı. yapılan tecavüz göndermeli şakalara gülmeyi bırakın sinirlendim bile. problematik karakterler yazacaksınız düzgün yazın en azından.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Maral yine öyle bi pişirmiş ki... SVS ve Sarkaç özlemi çekerken oyalasın bari diye başladığım kitaba ba yil dim, acilen devami gelmeli.
Kitap etik olarak biraz tetikledi beni, ama zaten asıl nokta Ukde ve Eflah'ın vermesi gereken o zorlu karardi. En azından ilk kitap için doğru bir yerde durduklarini düsünüyorum.
Rahatsız olduğum bir iki şey var, biri direkt Olcay ve diğeri de Olcay'ın Firuze'nin Eflah'a yaptığı şeyle alakali tavrı ve yorumları. Olcay'ın yaptığı tarz şakalardan hoşlanmıyorum, daha önce SVS'de de denk gelmiştim, o zaman da yorumlarda tepki gostermiş yanlış bulduğumu belirtmiştim. Yani daha kime ne desem bilemiyorum ki... Olcay'dan direkt olarak hoşlanmamıştım, şakası da üstüne tuz biber oldu diyebilirim. Devam kitabında daha çok sahnesi olacak bence çunku onun da başı belada, yani:///// Amasya şakaları çoooook gereksizdi bence, güldürmedi, bir renk kattığını da düsünmüyorum. Olcay hiç olmasaymış da olurmuş hatta. 5 yıldız verecekken 1 yıldızı oradan kırdım, yan karakterlere takılıyorum malesef.
Genel olarak şunu söylemeliyim ki, Ukde ve Eflah kavuşursa sevinirim, beraber olmazlarsa da sevinirim. Ukde hayatta kalirsa sevinirim, ölürse de sevinirim (bunun hakkında bambaska teorilerim var). Kenan ve Piraye ayrilmaz umarim,,,, (birbirlerine denkler) Zülü ve Necip tatlı olurlar, ama Zülü'nün de derdi var gibi....
Genel olarak kitap okuyucuyu merakta birakarak bitti. Devami şu an olsaydı bu review'i yazmaya bile uğraşmadan ona başlardım.
Maral Atmaca'nın şu ana kadar sadece bu kitabını ve Yaralasar Serisi serisini okudum. İkisi de mükemmel ötesi, kusursuz kitaplar değillerdi fakat o kadar da berbat değillerdi, okuduğum en kötü kitap da değildi hiçbiri. Fakat Yaralasar serisini o kadar çok sevmesem de maalesef ki bu kitap benim için Yaralasar serisinin üstüne çıkamadı.
Konu açısından Öyle Bir Uğradım'ın konusu, Lordlar ve Varisler - Kuti ile birlikte okuduğum sayılı Wattpad kitapları arasından en ilgi çekici ve kesinlikle en güzel kurgunun oluşturulabileceği konuydu. Konu özetle şöyle: Annesi hapiste, babası ise mezarda olan Ukde bir gün arkadaşı Taner ile birlikte Taner'in eski kız arkadaşına hesap sormaya giderken bir uçurumdan aşağı arabayla uçuveriyorlar ve düştükleri yerde bir şekilde bir solucan deliğinden geçerek yaklaşık 20 yıl öncesine gidiyorlar. Bu zamanda henüz Ukde'nin annesi ve babası evlenmemiş ve Ukde daha ana rahmine bile düşmemiş. Ukde, annesi ve babasının evlenmesini engelleyebilmek için manevi amcası, babasının arkadaşı Eflah Yargı'nın evinde işe giriyor. Fakat, bilin bakalım ne oluyor! Ukde, resmen bir yıl sonra eline doğacağı adam olan, 2023'te ondan 30 yaş büyük fakat gittikleri yerde 23 yaşında olan Eflah Yargı'ya aşık oluyor!
Bir kitabı okurken olabilecek en kötü şey, kitaptaki romantizmin asıl konunun önüne geçmesidir. Kitapta resmen Ukde'nin 20 yıl öncesine gelmiş olmasıyla alakalı hiçbir şey görmüyoruz neredeyse, kitapta okuduğumuz tek şey Hikmet Hanım ve yeğeni Firuze'nin gıcık davranışları ve Ukde'nin ona sırılsıklam aşık olan Eflah Yargı'ya aşık olmamak için sarfettiği büyük büyük çaba. Ve elbette ki bu çaba yeterli olmuyor.
Bilmiyorum, Eflah ve Ukde o zamanda birbirlerine yaş olarak yakın da olsa onları asla birbiriyle yakıştıramayacağım seriyi okurken büyük ihtimalle. Çünkü resmen Ukde, Eflah'ın eline doğacak tam bir sene sonra ve Ukde, Eflah'a aşık. Yani anlıyorum, yakışıklı, sana iyi davranıyor, falan ama yine de bilmiyorum. Eline doğduğun birisine nasıl aşık olabilirsin ki?
Her neyse, Maral Atmaca'nın kitabı akıcı bir şekilde kurgulayabilmesi sayesinde kitabı bir günde bitirebildim. Belki de Ukde, Eflah'a değil de başka birisine aşık olsaydı kitap dört yıldız falan olabilirdi. Umarım 2. kitapta Ukde ve Eflah çiftine olan bu ön yargımsı duygularımdan kurtulabilirim de kitabı beğenebilirim. Çünkü sonu öyle bitmişken 2. kitapta neler olacağını çok merak ediyorum ve çoğunlukla 2. kitaplar her zaman daha iyi olacağından 2. kitabı sevmek de çok istiyorum.
Öyle bir uğradım yazardan okuduğum ikinci seri diyebilirim. Ötanazi okuluyla başlayan serüven #öylebiruğradım ile devam ediyor. Ve ben kitabın her detayına bayıldım. Merak duygusunu biran bile dindirmeyen sayfaları su gibi akıp gitti. Hikaye ise oldukça farklı yerlere evrilmeye başladı ve bu havası beni en çok çeken detay.
Gözleri önünde annesinin babasını öldürmesiyle büyük bir trajedi yaşayan Ukde, olayın ardından toparlanmaya çalışırken en büyük destekçisi babasının yakın arkadaşı yazar Eflah bey oluyor. Annesinin hapiste babasının da mezarda oluşu aradan geçen bir yılda bile bu kaybetmişlik hissini,acısını azaltmaya yetmiyor ama editörlüğünü yaptığı amcası olarak gördüğü Eflah ve yiğeni Taner onun heran yanında olarak hayatı bir nevze yaşanır kılıyorlar Ukde için. Bir imza günü akşamı biraz olsun bu acıyı unutmak adına Taner ile içip sarhoş olup kendilerini yollara vuruyorlar. Ve ansızın geçirdikleri kaza sonucu gözlerini bir hastanenin odasında açtıklarında ise kendilerini yirmi beş yıl öncesinde buluyorlar.
1998 yılına tam da doğduğu yıla gidiyor Ukde. Babasının annesine tecavüz edeceği ve onun dünyaya geleceği yıl. Aslında babası, Kenan, Eflah ve annesi yakın arkadaşlar. Annesi ozamanlar Kenan ile nişanlı ama babasıda annesine platonik olarak aşık. Şeytana uyduğu bir an onunla evlenmek zorunda kalır düşüncesiyle tecavüz ediyor ve herşeyi berbat ediyor babası. Annesi onu hiç sevmiyor ve yıllar geçsede bunu hatırlatmaktan vazgemiyor babasına. Bir an bunun kavgası yaşanırken de Ukde öğreniyor gerçekleri. Bu gerçekle başa çıkmaya çalışırken işte kendini o yıllarda bulmasıyla bu yaşananlara engel olabilirim düşüncesi doğuyor. Nede olsa anne ve babasının evlenmesinin amacı annesinin ona hamile kalması. Onları bir araya getiren bu yaşananları ortadan kaldırırsa ne annesi hapise girer nede babası mezara düşüncesiyle planını işlemeye başlıyor. Tabi bu arada beş parasız bilmediği eski bir zamanda oluşu da var.
Planı uygulamak için yaşamını da sürdürmek zorundadır. Tanerle Eflah beyin yanına işe giriyorlar. Başlarda onlara bu şekilde yakın olmak iyi bir fikir gibi gelsede aslında işler hiçde düşündüğü gibi ilerlemiyor. Çünkü yetişkin haliyle de hayran olduğu Eflah amcası, genç haliylede kendine hayran bırakıyor. Ve konu aşk olmaya başladığında tüm planlar seyrini değiştirmeye başlıyor.
Kitabın konusu için okudum geçmişe gidiyor olması vs dikkatimi çekti fakat kitap bana çok fazla belirli bir kitleye oynamak(?) için yazılmış gibi geldi çok fazla 'cringe' diyebileceğim sahneler vardı Eflah'i sevdim ama çalışanların ona tutumu bana çok da gerçekçi gelmedi üstüne Ukde'nin her konuda beceriksiz olması çok sinir bozucuydu hele küçük Taner'e olan davranışları çok kötüydü, sürekli içinde babasını aklamasi da hoşuma gitmedi, soyisimlerinin sırf okuyucuyu güldürmek için yapılması falan da sacmaydi ama neyse ki Ukde Maral'in yazdığı diğer karakterlere(fmc) daha az bencil ve sinir bozucuydu
Bir yıldız kırmamın sebebi bazı şeylerin hızlı geliştiğini düşünmem ve kalemin biraz basit kalması. Bir de belli bir yerden sonra Ukde’nin karakter olarak inanılmaz derecede Bige’ye benzemesi. :( Onun dışında Eflah Yargı… Sen nasıl bir adamsın be yiğidim. Cidden inanılmaz güzel seviyor. Eflah için verdim o dört yıldızı bir de kurgunun güzel olmasına. Ancak benim garip bulduğum diğer bir şey ise çok çabuk anlamaları geçmişe nasıl gittiklerini ve geleceğe nasıl dönebileceklerini. Onun dışında rs kurtarıcısı inanılmaz saran bir kitap.
Harikaydı. Ukde ve Taner in bir uçurumdan aşağı arabayla düşmesi ve zaman da geriye gitmesiyle başlıyor herşey. Şunu söyleyebilirim ki Eflah a hayran kaldım, fakat Ukde nin kaçmasına da kızamıyorum. İlk başlarda sanki çok büyük bir yaş farkı varmış gibi düşündüm genç Eflah ı ama okudukça görüntüsünü daha net hayal edebildim. Açıkcası Necip I sevdim hatta Piraye den nefret ettim. Sonu çok oldu bittiye geldi gibi ama merakla devamını bekliyorum. 9/10⭐
Karakterler çok çiğ. En basitinden o seçilen soyisim bile resmen kitabın kalitesini düşürmüş. Böyle ayrıntılar kitabı komiklestirmiyor aksine kalitesine düşürüyor. Ayrıca karakterlerde gerçeklikten çok uzaklaşmış oluyor ve maalesef ki Maral Atmaca'nın tüm karakterleri böyle... Yine de okurken merak ettiğim ve sonraki kitabını da okuyacağım bir seri.
arkadaşımla birlikte okudum beğendik, Maral'ın yaralasar serisini okumuştum kesinlikle ondan daha çok beğendim ötanazi okulu'nu daha okumadım ama bende o da var yakın zamanda okumayı umuyorum ancak önceliğim değil
tek kelimeyle bayıldım! ön yargıyla basladıgım kitaptı aralarındaki yas farkı dürüst olmak gerekirse beni rahatsız etmisti cok kez okumayı erteledim ama keske en basından okusaymısım diyorum.böyle güzel bir kitabı gec okudugum icin pismanım.
kitapta kızın babasına olan aşkını okumayı hiç sevemedim açıkçası çünkü evet önceden sevebilirdi ama gerçekleri öğrendikten sonra istemezdim onu okumayı fakat kitaba baglanmadığımı dusunsemde bağlanmışım hatta fazlasıyla eflah yargıyi hep hisedicem
This entire review has been hidden because of spoilers.
2,5 konu iyi olaylar ve olayların birbiriyle bağlantılari da öyle potensiyeli çok yüksek çok daha güzel yazılabilecek olan bir kitap olduğuna inanıyorum ama yinede okurken çok eğlendim
İlk okuduktan hemen sonra 5 vermiştim ama sonra düşününce yorum yapan birinin de yazdığı gibi o soyad olayı çok saçmaydı kitap içinde hiç de gülünç değildi maalesef onun haricinde fena değildi yine de ikinci kitabı okuyacağım sonu heyecanlı bittiği için.
Maral Atmaca’dan okuduğum ilk kitaptı ve konusu güzeldi ama daha başka sahneler olabilirdi. Cringe sahneler yerine, mesela Ukde’nin Eflahtan uzak durmak isteyip evden gitmemesi saçmaydı; babasının evine gidebilirdi. Zaten pek hatırlamıyorum, bitireli çok oldu ama öyle bir seçim yapacaktı sanırım. Bence bu aşk rahatsız ediciydi ama kitabın alıntıları çok güzeldi. Yani pek bir şey anlatamadım ama karışık bu kitap hakkındaki düşüncelerim.
SPOILER UYARISI!!
Okuyalı çok oldu, kızın ismini hatırlamıyorum ama Taner’in ona kırmızı gülleri veremeden ölmesi… Çok koydu bana. O kız favori karakterimdi bu arada, hikayesi de çok üzücüydü.