evet sonunda okudum “billur örüntüler”i. bazı kitapları bekletirsem tadına daha iyi vardığımı düşünüyorum, bu kitap da onlardan biri.
geçen sene gereksiz bir tartışmaya dahil olması rıdvan hatun için talihsizlik miydi bilmiyorum ama sosyal medyada böyle bir tartışmaya girmemek gerektiğini düşünenlerdenim. yazar da böyle düşünüyordu bence ama çevresi pek öyle yapmadı. ihtiyaç duyup duymaması ayrı konu, ben böyle savunulmak istemezdim sanırım. ve lütfen siyasi islamcılarla sosyal medyada tartışmamak gerektiğini unutmayalım.
kitaba gelirsek adını veren ilk öyküye şapka çıkartıyorum. bilinç akışı çok sevmem ama bu öyküde bilinç akışı, kullanılmayan noktalamalar ve bazı detaylar öylesine ustalıkla kotarılmış ki tekrar tekrar okudum. bilinç akışının sezdirdiklerinden hiç emin olamayışımız, 2. tekilden bazen 1. tekile geçişler, sonda kapanışı yapan nefis diyalog… post’ta ikinci foto olarak koyduğum paragrafa bakın. yıllar içinde bir kasabanın nasıl değiştiğinin bu denli yaratıcı bir biçimde anlatılmasına bayıldım. daha önce işaret eden oldu mu bilmiyorum.
ilk üç öyküyü epey beğendim. “travesti bileklerimi enine”de islamcı yazarları sinirlendiren şeyi biliyoruz ki bence nefis bir humour. anlamayanlar utansın. lubuncası ve kısacık öyküde parmak bastıklarıyla çok hakiki bir öykü ve çok daha ajite olabilecekken, değil. iyi tarafı da bu.
oğlan çocuk ve baba meselesinin didiklendiği öyküleri de sevdim. “neresine vurmak istedin?”de çocuk anlatıcı gayet iyi kotarılmış, bizde pek becerilemeyen şeylerden. yine kitabı kapatan öykü “pencere” de bence kitabın iyilerinden.
hemen her öyküde taşradan kente memleketten bilinmeyen yerlere götürmeyi başarmış rıdvan hatun. dilini farklılaştırabiliyor. ve finalleri çok iyi. bunlar çalışma isteyen şeyler. genç yazarımız çalışkan :)
ama bilinemeyene göz kırpan “karbon”la, fareli köyün kavalcısı’na göz kırpan “kapan”la çok uyuşamadım.
oysa “marena evcil leopar” tüm bilinmezliği ve garipliğiyle sevdiğim bir öykü oldu. tek bir sözcükle okuru davet ettiği dikkat, içinde kaybolmuş karakterler ve meçhul bir kiliseyle kurduğu atmosfer özellikle dikkat çekici.
sonuç olarak başarılı bir ilk kitap “billur örüntüler”. parlak bir başlangıç yaptı, umarım öyle devam eder.